‘Birleşik federal çözüm’ her derde deva mı? 

Bazı kişiler çeşitli nedenlerle, ‘Birleşik federal çözümün’  yani federasyon aldatmacası altında Rum ile birleşmemizin, her derde deva olacağını ileri sürmektedir. Yoğun beyin yıkama kampanyaları ile aldatılan saf vatandaşlar da birleşik çözümün her derde deva olacağı masalına inanıyorlar.
    Kuşkusuz müzakerelerin ilelebet uzatılması ve bir anlaşma yapılmaması, kimsenin çıkarına değildir. Yaklaşık yarım asırdan beri sürdürülen müzakerelerde Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak ele alınmayan hiçbir konu kalmamıştır. Her iki halkın beklentileri ve nasıl bir çözüm istedikleri de biliniyor. Bu nedenle Kıbrıs sorununun artık çözümlenmesi gerekir.
Yalnız yarım asırdan beri birleşme zemininde sürdürülen müzakerelerde olumlu sonuç alınamadı. Yarım asırlık zaman kaybına rağmen, hala daha ‘federe birleşik’ çözüme saplanıp kalmak sadece zaman kazanarak bizi içerden çökertmek beklentisi içinde olan Rum ulusal davasına hizmet etmek demektir.
‘Federal birleşik’ çözüm üzerinde anlaşamadığımıza göre, bu seçenek üzerinde yarım asır daha zaman kaybetmemiz mantıklı bir tutum olamaz. Bu nedenle bundan sonra ayrı devlet, anavatana bağlı özerk devlet gibi diğer çözüm seçeneklerine yönelmeliyiz. 
    Aksi halde Annan planı veya Guterres önerileri zemininde yapılacak ‘Birleşik federal çözüm’ Girit Türklerinin kaderini paylaşmamıza sebep olacak.
Bilinen bu gerçeklere rağmen son günlerde dövizdeki artış nedeniyle ortaya çıkan sıkıntılardan kalıcı olarak kurtulmamızın tek çaresinin, ‘Birleşik Federal çözüm’ olduğu masalının anlatılması geçerli akçe olamaz. 
1960-63 birleşik yönetimin başarısız olması ve 1974 sonrası oluşan iki devletli yapının her iki halka da refah, barış ve huzur getirmesi, birleşik federal çözümde ısrar edilmesinin yanlış olduğunu gösterir. 
Gerçekte ‘federal bilreşik çözüm’ aldatmacası ile Guterres önerileri zemininde kabul edilecek bir çözümde Türk tarafı, kesinlikle kaybeden taraf olacak ve Kıbrıs da Girit gibi kaybedilecektir. 
Rum’la birleşmeyi her derde deva gösterenler, genellikle çözüm sayesinde dünya ile bütünleşeceğimizi, uluslararası hukukun parçası olacağımızı ileri sürmektedir.
Ancak  ‘birleşik federal çözümde’ Rumların bizi ekonomik  tahakkümleri altına alacaklarını ve Filistin Araplarının durumuna düşüreceğini ideolojik saplantıları nedeniyle göremiyor veya söyleyemiyorlar.
Kıbrıs Türk halkı için ekonomik kalkınmanın tek çaresinin federal birleşik çözüm olduğunu ileri sürenler acaba neye dayanarak bu görüşü savunuyorlar?
Halen 20 bin dolayında olan memur sayımızın olası çözümden sonra AB kriterlerine uyum sağlanabilmesi için13500 azaltılacağını neden göz ardı ediyorlar?
    Bizi anlaşmaya ikna etmek için hoş görünmeleri gereken yaşanan dönemde bile güneye giden Türklere saldırılması, araçlarının tahrip edilmesi ve iki toplumlu barış şenliklerine katılan Türk müzik sanatçısının bıçaklanması olaylarına rağmen, Rumların bize karşı düşmanca duygularının çözümden sonra değişebileceğini kabul etmek saflık olmaz mı? 
    KKTC’den alındığı için bir anıtta kullanılan mozaiklerin tepkiler sonucu sökülmesi, Rum çiftçilerin KKTC’den patates alınmasına tepki göstermesi, Rum yönetiminin KKTC’deki Üniversitelere ve turistik tesislere ambargo uygulanması için yabancı ülkeler nezdinde girişimlerde bulunması ve benzeri düşmanca faaliyetleri karşısında, çözümden sonra bizi ekonomik kıskaç altına alarak şimdikinden de daha kötü duruma düşüreceklerini anlamak için kahin olmak mı gerekir?
Sonuç olarak, olası federal birleşik çözümden sonra Rumların değişeceğini, bizimle yapıcı ve samimi işbirliği içinde olacağını, sorunlarımızın hallinde bize destek olacağını düşünmemizi haklı gösterecek herhangi bir mantıklı gerekçe gösterilemez.  

YORUM EKLE