Cennetin sonu

Dünya artık bir cennet bahçesi değildir.
 
Bu sözler David Attenborough’a aittir.
 
Başka birisi olsaydı abartıyor diyenler çıkabilirdi. Ama Attenborough dünyanın en ünlü doğa belgeselcisidir ve yakın bir zaman önce İngiltere’nin en güvenilir insanı seçildi.
 
Kırk yılı aşkın bir süredir dünyayı dolaşarak belgeseller hazırlıyor.
 
Okyanusları, kutupları, ormanları ve çölleri en iyi tanıyan, son yarım yüzyılda ne kadar bozulduklarını en iyi gözlemleyen kişilerden biridir.
 
Yaptığı diziler ve yazdığı kitaplarla denizlerde ve karalarda yaşayan canlıları, doğayla alakası olmayan milyonlarca insanla tanıştırdı.
 
Şimdi aynı insanları, bu canlıların süratle tükenmekte olduğu, insanlığın da onlarla beraber yok olmaya gittiği gerçeğiyle tanıştırmaya çalışıyor.
 
Suçlu, insanın neden olduğu iklim değişikliğidir.
 
Attenborough, geçenlerde önemli ve ünlü kişilerin yıllık toplanma yeri olan Davos’ta, devlet ve iş adamlarını, tamiri imkânsız hâle gelmeden yıkımın onarılması için mücadeleye çağırdı.
 
 “Sorunun muazzamlığını birçok insan yeni fark etmeye başladı,” dedi 92 yaşındaki doğa bilimcisi. “Eğer önümüzdeki on-on beş yıl içinde kendimize çekidüzen vermezsek çocuklarımızı ve torunlarımızı dehşet bir geleceğe mahkûm edeceğiz.”
 
*
 
Bilimsel tahminlere göre, 1970’ten bu yana karalarda yaşayan değişik yabani türlerin her birinin sayısında ortalama yüzde 60 oranında bir azalma oldu.
 
Geçtiğimiz 30 yılda Avrupa’da ekili alanlarda yaşayan kuşların yarısı yok oldu.
 
Dünyanın en büyük kral penguen kolonisinde son 35 yıldaki azalma yüzde 88’dir.
 
Okyanuslarda bir zamanlar yaşayan orkinosların yüzde 97’si artık yok.
 
Fransa’da bir yılda satılan Zürafa Sophie adlı oyuncak Afrika’da yaşayan zürafa nüfusunun dokuz katıdır.
 
Yeryüzünde hâlâ kaplan var, ama bu bir zamanlar kaplanların dolaştığı yerlerin yüzde 93’ünde artık kaplan olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Ne de Amerika’daki hayvanat bahçelerinin barındırdığı kaplan sayısının ormanda yaşayanlardan fazla olduğunu.
 
Geriye bir tek biz kalıyoruz: Eğer dünyada yaşayan bütün memeli hayvanları tartacak olursanız elde edeceğiniz biokütlenin yüzde 96’sı, insan ve çiftlik hayvanı olacak. Yabani yaratıklar, bu toplamın sadece yüzde dördüdür.
 
*
 
Bilmiyorum “sorunun muazzamlığı” nı yeni fark etmeye başlayanlardan mısınız, daha fark etmeyenlerden misiniz, yoksa Amerika’nın akılsız başkanı Trump gibi “iklim değişikliği komplodur,” diyen umursamazlardan mısınız?
 
Hangisi olduğunuz fark etmez, zira iklim insan yaşamına uygun olmayan bir hâl alırken eğilim yoklaması yapmıyor.
 
Onun yanıt verdiği tek şey, insanın çoğalıp zenginleşirken doğaya verdiği zarar ve havaya pompaladığı sera gazlarıdır.
 
Ne dua kâr eder ona, ne gözyaşı, ne de gaflet ve tasasızlık.
 
Onu durduracak veya yavaşlatacak tek şey, insanın yıkıma yol açan hayat tarzını değiştirmesidir.
 
Ne yazık ki böyle bir şeyin olduğuna veya olacağına dair hiçbir emare yok.
 
Herkes sorumludur. Herkes bir şey yapmalıdır. 

YORUM EKLE