Dedikodu alışkanlığı hoş değildir

Mağusa’da sürgün yaşayan Namık Kemal, Kıbrıs’ın sivrisinek ve dedikodusunun meşhur olduğunu ifade etmişti.
Vatandaşların bozuk yönetimim düzeltilmesini şikâyet etmesi, yöneticilerin hatalı, popülist uygulamalarını ortaya koyması, eleştirmesi normaldir. Yöneticileri iyi niyetle, eleştirmek ve ülke yararına hizmet etmelerini sağlamak yararlıdır.
Fakat yapıcı tenkit yerine, itibarsızlaştırma, dayanaksızca kötüleme, iftira, rezil etme, başkalarının özel hayatını teşhir etmek, cinsel içerikli tezgahlar, videolar normal kabul edilemez.
Dedikodularla insanlar arasında birliği ve ülkenin huzuru bozmak, gündemi boşuna meşgul etmek ve yetkililerin sorunların çözümü ile meşgul olmasını engellemek demokratik hak, basın ve düşünce özgürlüğü değildir.
Başkalarının özel yaşamı hakkında görüş ortaya atmak, kötülemek, hele belden aşağı konularda rezil etmek, dedi kodu yapmak çok kötü bir alışkanlıktır. 
Bir kimse hakkında iyi bir şey söylendiği zaman kimse dikkate almaz ve inanmaz. Ancak kötülediğiniz zaman, herkes inanır.  
Genellikle dedikodu, basit, kültürsüz, yapacak işi olmayanlar tarafından yapılır. Küçük, ülkelerde maalesef daha fazla yaygındır. 
Geçim derdi olmayan, yorulmadan, kolayca istikrarlı ve iyi gelir elde eden boş zamanı çok avare kişiler, başkaları hakkında dedi kodu yapar.
 Öte yandan, işi gücü ile uğraşan, geçim derdinde olan ekmeğini alın teri ile kazanan kişilerin, başkalarının özel hayatı ile ilgilenme ve dedi kodu yapacak zamanı yoktur.
Medeni insanlar da başkalarının özeli ile ilgilenmez ve kimse hakkında dedi kodu yapmaz.
Bir insanı gıyabında tenkit etmek, kötülemek, aleyhinde konuşmak gıybet veya dedi kodu yapmaktır. 
Uygar, kültürlü, iyi ahlaklı ve iyi yetişmiş insanlar, başkaları ile uyum içinde yaşamaya özen gösterir. Hoş görülü davranır. Başkalarının boyu, kilosu, giyimi, gözü, malı mülkü, işi, cinsel tercihi, kazancı ile kesinlikle uğraşmaz, ilgilenmez ve dedi kodu yapmaz. Hatta dedi kodu yapılmasını hoş karşılamaz.
Aslında dedikodu yapmak, başkalarının özel yaşamı ile ilgilenmek ve gıyabında kötülemek konuşmak, insan olma yetilerinin gelişmediğini gösterir.
Böyle tutum ve davranış içinde olanların kalpleri kararmış, iyi aile terbiyesi almamış ve iyi yetişmemiştir.
Bazı kişiler başkasından öğrendiği ve gerçek olup olmadığına emin olmadan dedikodu yapar. Fakat doğru olduğu bilinse bile bunu yayması dedikodudur.
Bazı kötü niyetli kişiler art niyetle, bir sözcüğü ve/veya olayı insanların arasını bozmak halkın huzurunu bozmak amacı ile dedikodu yapar.
Dinimize göre de dedikodu, Allah’ın kesin olarak yasakladığı günahlardan biridir. Gıybeti yani dedikoduyu dinleyen onaylayan kişi de Allah katında dedikoduyu çıkaran kişi kadar suçlu sayılır.
Dedikodu hakkında çok sayıda Hadis ve kutsal kitabımızda ayet vardır:
Hucurat Suresinin 12.ayetinde: ‘Ey iman edenler! zannın bir çoğundan kaçının.
 Çünkü zannın bile kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini (dedikodusunu) yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.’ 
Dedikodu ve iftira kul hakkı olduğu için onları affettirmeye tövbe kafi gelmez. Resullullah (S.A.V) şöyle buyurdu; “Gıybet edilen kimse affetmediği müddetçe gıybetçi mağfiret olunmaz.”
Dedi kodunun temeli kıskançlıktır. Bu nedenle umutları boşa çıkmış kişiler bilgiçlik taslayarak, başkalarını rezil etmekten keyif alırlar.
Kısaca belirtmek gerekirse dedikodu basit ruhlu kişilerin, kıskanç, kültürsüz, art niyetli, olumsuz düşünceli kişilerin eğlencesidir. Ancak başkalarının arkasından konuşmak, dedi kodu yapmak korkaklığın en iğrenç şeklidir.
Dedikodu insanlar arsında nefret, kin ve infiale sebep olur, halkın huzurunu ve birliğini bozar.
Başkaları hakkında edep sınırlarını aşan eleştiriler, aşağılamalar, hakaret, dedikodu, itibarsızlaştırma, dayanaksız ve art niyetli kötüleme, küfür demokratik hak, basın ve ifade özgürlüğü değildir. Ülkede kaosa, başıbozukluğa ve yozlaşmaya sebep olur.
Son video skandalı, seçilmiş ve atanmış yetkililerin çeşitli nedenlerle yasaları uygulamaktan çekinmesi durumunda, kendilerinin de mağdur olabileceğini  göstermiştir. Bu nedenle yasaların uygulanmasında hiçbir nedenle taviz verilmemeli.

YORUM EKLE

banner456

banner465