Devlet otoritesi 

Popülizmin her şeyin üzerinde tutulması, demokrasinin başıbozukluk olmadığının kavranmaması, anayasada öngörülen devleti koruyucu ve özgürlüklerin kullanılmasındaki düzenlemelerin yapılmaması, yasaların uygulanmasındaki umursamazlık sonucu, ülkemizde başıbozukluk ve devlet otoritesinin hissettirilmemesi artık herkesi rahatsız edecek düzeye ulaşmıştır.
    Gelinen noktada devletimize Rum ağzı ile sahte ve ayrılıkçı tanımlaması ile hakaret edilmesi, yazılı ve sözlü medyada artık  pervasızca yaygınlaşmaktadır;
Seçilmişlerin umursamazlığı sonucu, ulusal davamız ve ulusal davamıza hizmet edenler bile, haksızca, üstelik dayanaksızca  ve art niyetle aşağılanmaktadır;
    Bazıları ise adeta düşmanlarımızın ve Rum yönetiminin militanlığını ve avukatlığını üstlenerek, onların tez ve görüşlerini savunmakta, propagandasını yapmakta ve halkımızı içerden çökertmek için beyin yıkama faaliyetleri sürdürmektedir;
    Rum’a yaranmak yarışında olan bazı kişiler,  müstehcen ve aşağılayıcı yazı, söylem ve resimlerle,  anavatan yetkililerine hakaret etmektedir;
              Bazı kişiler, yalan, art niyetli görüşler ortaya koyarak, halkımızı anavatana karşı kötülemekte, kışkırtmakta, aramızı açmak amaçlı görüşler ortaya atmakta ve adeta bindiğimiz dalı kesmeye çalışmaktadır;
    Bazı kişiler, eylem ve grev silahı ile, siyasileri etki ve baskı altına alarak, devletin normal ve verimli çalışmasına engel oluyorlar. Halkın huzur ve rahatını bozuyorlar; 
             Devlette görev yapan bazı kişiler, nasıl olsa hiçbir koşulda görevden alınamayacağı düşüncesi ile, siyasetçiler  gibi açıklama yapmakta, hatta KKTC yi aşağılamaktadır. 
Oysa, dünyanın hiçbir uygar ülkesinde herkesin istediğini söylemesi ve yapması demokratik hak kabul edilmez.
Hele devlet çalışanının, görev yaptığı kuruluş ve devletteki bilgileri, yabancı ülkelere ve/veya bizi düşman kabul eden yönetime vermesinin  demokrasi ile ilgisi yoktur.
Dünyanın tüm uygar ve demokratik ülkelerinde devlet görevlilerinin, memurluk ilkeleri ile bağdaşmayan tutum ve davranış içinde olmasına kesinlikle izin verilmez. Böyle hareket edenler hakkında disiplin soruşturması açılır, cezalandırılır ve görevinden azledilir.
KKTC seçimlerinde bile seçim propagandalarının ve afişlerin asılmasının belirli kurallara bağlı olmasına karşın, Rum yönetimini ilgilendiren Avrupa Parlamentosu seçimlerinde KKTC’de serbestçe ve hiçbir kurala bağlı olmadan, üstelik devlet yayın organlarında bile seçim konuşmaları yapılması yasal sayılabilir mi?
Bir devlet görevlisinin herhangi bir Sivil Toplum Kuruluşunda yönetici olması ona devlete hakaret etme, KKTC’ye sahte, uyduruk, ayrılıkçı söyleyebilme,  Anavatan yetililerine küfretme ve  hakaret etme hakkı tanımaz.
KKTC devletinden maaş ve emeklilik alanların, hatta sade vatandaşların, pervasızca güneydeki seçime katılması ve başkalarının katılması için de çaba harcaması, normal karşılanamaz. Çünkü Rum tarafındaki seçime katılmak, Rumların çoğunlukta olduğu tek halk içinde azınlık oluğumuzu, ayrı seçme ve seçilme hakkına sahip olmadığımızı ve KC ’ni gasp eden Rum yönetimini fiili olarak tanımaktır. Ulusal tez ve mücadelemizi devletimizi inkar etmek yok saymak olup, suçtur. Kısaca belirtmek gerekirse, ülkemizde bozulan düzeninin yeniden normal duruma getirilmesi için,  öncelikle devlet otoritesi yeniden tesis edilmeli ve etkin olması sağlamalıdır. Bu amaçla Anayasamızda öngörülen yasalar derhal çıkarılmalı( Madde 24(3) ve Madde 26(3))
           

YORUM EKLE