Devletçilik geçerli akçe olmaktan çıkmıştır

19. asırdaki koşullarda sanayileşmenin gelişmesi ile güçlünün güçsüzü ezmesi, işçilerin sefaleti, kadın ve çocukların kötü koşullarda çalıştırılması gibi sosyal ve ekonomik sorunlar nedeniyle Hegl, Marks, Saint Simon, Fricht gibi kişilerin görüşlerinden etkilenerek ortaya atılan devletçiliğin, yakın geçmişteki deneyimler nedeniyle, yaşanan dönemde geçerli akçe olamayacağı kabul edilir.
1974’ten önce başlıca geçim kaynağımız devlet memurluğu ve tarımdı. Barış harekâtı sonucunda, Türk bölgesinde çok değerli sanayi kuruluşları ve tarım kaynakları kaldı. Ancak Kıbrıs Türklerinin kuzeyde toplanmasından sonra özel sektör, halkın gereksinimlerini karşılayabilecek düzeyde değildi. Her alanda girişimci ve yetişkin eleman eksikliği vardı. 
İşte bu koşullarda, halkın ihtiyaçlarının karşılanması, fiyatların arz ve talebe göre belirlenip aşırı derecede artmasının önlenmesi amacı ile devletçi ekonomi sistemi tercih edildi.
Halen, ülkemizdeki koşullar değişti, özel sektör, zamana ayak uydurarak gelişti ve her alanda, halkın gereksinimlerine cevap verebilecek duruma geldi.
Hatta devletin asli görevleri arasında sayılan, eğitim, sağlık, haberleşme ve güvenlik konularında bile, özel girişimcilerin devletten çok daha kaliteli hizmet sunduğu görülüyor.
Maddi gücü yeterli olan birçok kişinin çocuklarını özel okullara göndermeyi tercih etmesi, bazı kişilerin de güvenlik sorununa rağmen çocuklarını güneydeki okullara yönlendirmesi, KKTC’deki devlet okullarının başarı düzeyinin yeterli görülmemesinden kaynaklanıyor.
Ayrıca devletin sağlık kuruluşlarından ücretsiz yararlanma hakkına sahip birçok kişinin özel hastanelere, güneydeki ve anavatandaki sağlık kuruluşlarına yönelmesi, devlet hastanelerinde verilen hizmetlerin yeterli bulunmadığının göstergesidir.
Telefon dairesinin hizmet kalitesinin, özel cep telefon şirketlerinin sunduğu hizmetle kıyaslanamayacak derecede düşük ve yetersiz olduğu inkâr edilemez. Özel telefon şirketlerinin, müşterilerine fatura ve yapılan tüm konuşmaların dökümünü her ay düzenli olarak göndermesine karşılık, Telefon Dairesi vatandaşlara fatura göndermek zahmetinde bile bulunmuyor. Üstüne üstlük aylık konuşmaların dökümünü görmek isteyen abonelerden, yazılı dilekçe yapması ve harç ödemesi istenir.
Elektrik Kurumu, fahiş ücrete rağmen, gereken düzeyde hizmet sunmamakta, sürekli kesintiler ile günlük yaşamı ve ekonomiyi ciddi derecede sokmaktadır. 
      KKTC’de Statükodan nemalanan bir kesim, bir yandan özelleştirme şampiyonu olan Rum yönetimi ile her koşulda birleşmemizi ve Avrupa Birliği’ne girmemizi savunurken, öte yandan da ‘peşkeş, sömürü’ gibi sloganlarla ve grev tehdidi ile özelleştirmeye karşı çıkmaktadır. Ancak değişen koşullarda tüm çağdaş ülkelerde hatta eski komünist ülkelerinde bile, devletçilikten vazgeçildi. Özel sektörün güçlenip yaygınlaşması sonucu devletin, ekonomik faaliyetlere müdahale etmesine, büyük ve önemli işletmeleri çalıştırmasına, mal ve ürün üretmesine ihtiyaç kalmadı.
       Zaten AB üyeliği hedefinde olan bir ülkede, sırf istihdam ve geçim kaynağı olarak devletin ekonomik işletmelere sahip olması istenemez. Elektrik Dairesi, Telefon Dairesi vs. ekmek teknesi veya hayır kuruluşları değil, vatandaşa ücret karşılığında kaliteli hizmet sunmakla yükümlü kuruluşlardır.
Kısaca, devletimizin işletmecilik yapmak yerine, yasal düzenlemeler ile özel sektörün halka kaliteli, makul bedelden hizmet vermesini sağlaması, bu amaçla gereken düzenleme ve denetimleri yapması, daha isabetli olacaktır. 

YORUM EKLE