Devletimizi koruyup yüceltmeliyiz

KKTC, anavatanın ve Kıbrıs Türk halkının olağanüstü fedakarlıkları sayesinde kuruldu. KKTC’den vazgeçmemiz durumunda, geri dönüşümü olmayan felaketlerle karşılaşacağız.
  Dış mihraklar ve içimizdeki bazı kişiler, halkımızı devletinden vazgeçirmek ve federasyon aldatmacası altında Rum’la birleşmenin en iyi seçenek olduğuna inandırmak için yoğun çaba harcamaktadır. 
BMGK, ABD, Rusya ile kayıtsız şartsız Rumların yanında olan ve kendi ilkelerini çiğneme pahasına, Kıbrıs Türk halkının iradesine saygı göstermeyen AB de, birleşmeyi dayatıyor. Çünkü çıkarları gereği, Türkiye’yi adadan uzaklaştırmak ve Kıbrıslı Türklerin birleşik bir yönetim altında, ekonomik ve nüfus avantajına sahip Rumlar tarafından, asimile edilmesini isterler.
Halkımızın bir kısmı, çevremizdeki gerçekleri ve başımıza neler gelebileceğini anlayamadığı, geçmişten ders almadığı ve Rumların gizlemek gereği bile duymadığı hedeflerini görmezlikten geldiği için, mevcut koşullarda tanınma şansımız bulunmadığını ve tek çıkar yolun birleşme olduğunu ileri sürüyor. Bu düşüncede olanlar, birleşik bir yönetimde, şimdiki koşularda yaşamlarını devam ettireceklerini zannederler. 
Bazı kimseler ise, geçmişteki birleşik yönetimde halkımızın ne durumda bulunduğunu bilmedikleri ve öğrenmek zahmetine katlanmadıkları için, sırf yabancıların söylemlerine inanarak, birleşme ile tüm sorunların çözümleneceği, herkesin ve refaha kavuşacağını hayal eder.
Maalesef bazı kişi, kuruluş, hatta siyasiler ise, dayanaksız anavatan fobisi ve çeşitli nedenlerle, her koşulda uyduruk Kıbrıslı kimliği altında, Rum’la birleşmeyi savunmakta ve yoğun propagandalarla bazı kişilere de bu görüşlerini benimsettirmektedirler.
Ülkemizin başarılı yönetilmediği ve kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemiz amacı ile anavatanla birlikte hazırlanan ekonomik planların uygulanmaması sonucu, çeşitli sıkıntılarla boğuşmak zorunda bırakıldığımız inkar edilemeyen bir gerçektir. 
 Fakat, dünyanın en zengin devletlerinden biri olan İngiliz yönetimi döneminde, Türkler, sefalet nedeniyle göç ederdi ve bazı aileler de kızlarını Araplara satardı. Lise mezunu Türkler parmakla gösterilirdi. Tüm Kıbrıs’ta hekim, mühendis, eczacı, lise öğretmeni, tüccar sayısı bir elin parmak sayısından azdı. 


1960-63 Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde ise, Kıbrıs Türk halkı olarak, bugünkü yaşam koşullarını rüyamızda bile göremezdik.
Siyasilerin popülist ve bozuk yönetim anlayışına rağmen, anavatanın destek ve yardımları sayesinde bu günkü durumumuz, geçmişte hayal bile edilemeyecek derecede çok daha iyidir. Yaşam düzeyimiz de birçok ülkeden çok daha iyidir. En önemlisi can korkusu bize ait özgür bir toprak parçası üzerinde yaşamaktayız.
İç ve dış düşmanların yürütmekte olduğu KKTC-TC karşıtı ve Rum’la birleşmeyi benimsettirici çok profesyonelce ve yoğun kampanyalar sonucu içimizdeki zayıf halkalar, devletimizin korunup yüceltilmesi yerine, her koşulda Rum’un dayattığı çözümü savunmaktadır.
Ancak devletimizin ortadan kaldırılması ve birleşik bir anlaşmanın kabul edilmesi durumunda, yaşam koşullarımız şimdikinden daha iyi olmayacak. Bir daha bu günkü dönmemiz mümkün olmayacak. 
Rum-Yunan ikilisinin tarih boyunca, Türklerle yaptığı tüm ikili anlaşmalara uymadığı bilinmektedir. 1963-73 döneminde bize yaptıkları insanlık dışı haksızlıklardan pişman olup özür dilemediler. Halen ırkçı ve düşmanca davranışları, uygulamaları devam etmektedir.
Rumların tutumu ve açıklamaları, birleşik bir ara çözüm marifetiyle, Türk ordusunu Kıbrıs’tan uzaklaştırmak ve ondan sonra da Girit’te olduğu gibi anlaşmayı bozarak ENOSİS’i gerçekleştirmek niyetinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Rumlarla çok benzer tarafları olan Ortodoks Sırpların, nüfus üstünlüklerine dayanarak halen Bosna Federasyonunu bozmak istemesi, başkalarının isteği üzerine yapılan anlaşmaların uzun ömürlü olmadığını ve kolayca bozulabileceğini gösterir. 
 Kısaca belirtmek gerekirse, mevcut gerçekler nedeniyle, Kıbrıs’ta varlığımızı devam ettirebilmemiz için, tek güvenli ve çıkar yol, KKTC’yi koruyup yaşatmak ve yüceltmektir. Bu nedenle, İki devletli çözümde ısrar etmek gelecek nesillerimize karşı en önemli vatanı görevimizdir.
 Devletimizin 38. kuruluş yıldönümünü kutlar, en kısa zamanda tanıtılmasını dilerim.

YORUM EKLE

banner471

banner465