Dinozorların yükselişi ve düşüşü

 Altmış altı milyon yıl kadar önce bir gün, on kilometre uzunluğunda bir asteroit veya kuyruklu yıldız, Meksika’nın Yucatán Yarımadası’na düştü.

 
Sürati o kadar müthişti ki önündeki atmosferi 
sıkıştırarak havayı güneşin yüzeyindeki ısıdan daha sıcak hâle getirdi.
 
Çarpışma şiddeti bir milyar atom bombasına eşitti. 
 
Cisim, 45 kilometre yeryüzü kabuğuna nüfuz etti ve 160 kilometre genişliğinde bir krater meydana getirdi.
 
Dünyanın her tarafında devasa yer sarsıntıları oldu. Çukurun binlerce kilometre çevresinde toprak, deniz gibi dalgalandı durdu. Devasa volkan patlamaları baş gösterdi. Karaların içlerine kadar etkili dev tsunamiler oluştu. Bin kilometre süratinde rüzgârlar gürledi. Eriyip gökyüzüne fırlayan kayalar, havayı ısıtarak yere indiklerinde ormanları ateşe verdiler ve canlıları yakıp kavurdular.
 
Bütün bunlar ilk iki saatte meydana geldi.
 
Havayı dolduran kurum, toz ve duman güneşin önünde bir perde oluşturdu ve yıllarca dünya karanlık, soğuk, asit yağmurları alan bir yer oldu.
 
Bu perde o kadar kalındı ki fotosentez faaliyetini imkânsızlaştırarak çarpışmadan kurtulan birçok kara ve deniz canlısını yok etti.
 
Sonuçta, yaşayan canlıların yüzde yetmişten fazlası yeryüzünden silindi.
 
Bunların arasında, yüz milyon yıldan uzun bir süre nesilleri yaşama hâkim olan dinozorlar da vardı.
 
İngilizce bir dergiden* özetlediğim yukarıdaki olgu, dinozorların yok oluşu hakkında genel kabul gören teoriyi özetliyor.
 
Asteroidin getirdiği yok oluş canlıların büyük bir bölümünün için ölümcül oldu, ama tamamı için değil.
 
Neden bazıları kurtuldu?
 
Bu sorunun cevabı günümüz için özellikle ilginçtir: 
 
İklim değişikliği kimleri öldürecek ve kimleri sağ bırakacak? İnsan kendi davranışları ile yaratmakta olduğu yok oluştan kurtulanlar arasında olacak mı? Yoksa bazı türleri Boeing 737’lerden büyük olan dinozorlar gibi kemiklerini toprağın derinliklerinde bırakıp kayıp mı olacak?
 
İklim değişikliği kasıp kavurmaya başladığında asteroit felaketinden kurtulan fareler veya kertenkeleler gibi bir delikte saklanabilecek mi? Timsahlar gibi göllerin derinliklerinde gizlenebilecek mi? Ya da kaplumbağalar gibi kış uykusuna yatıp yemeden ve içmeden aylarca bekleyebilecek mi?
 
Kurtulanlar arasında büyük ya da küçük, neden hiç dinozor yoktu?
 
Dinozorların Yükselişi  ve Düşüşü: Kayıp bir Dünyanın Anlatılmamış Öyküsü** adlı kitapta bu sorunun cevabı şudur: 
 
Dinozorların nesli tükenmedi. Kuşlar dinozordur. Daha spesifik olmak gerekirse, kuşlar dinozorların evrilmiş hâlidir.
 
Fosil yataklarından çıkartılan bazı kalıntılar, birçok dinozor türünün tüylü ve kuş benzeri anatomik yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. 
 
Kuşlar “Theropod” olarak bilinen iki ayaklı bir dinozorun soyundan gelmektedir.
 
Asteroit felaketinden canlı çıkıp günümüze kadar gelen kuşlar, geçen milyonlarca yıl içinde Antarktika’dan Sahra çöllerine ve okyanuslara kadar bütün iklimlerde ve habitatlarda, yaşama becerisi gösteren sayısız türe evrildiler.
 
Dinozorlar, altmış altı milyon yıl önce meydana gelen, bir milyar atom bombası etkili felaketten canlı çıktıkları gibi yaşanmakta olan Altıncı Yok Oluştan da kurtulmaya aday olanlar arasındadırlar.
 
****
*London Review of Books, 3 Ocak 2019 sayısı
**The Rise and Fall of the Dinosaurs: The Untold Story of a Lost World/Steve Brusatte. Türkçesi yok. 

YORUM EKLE