Dışa karşı birlik olmalıyız

Adaya en uzun süreli barışa kavuşturan şimdiki  iki devletli yapının resmileştirilmesi ve böylece  Kıbrıs sorununun ilelebet gündemden çıkarılması, mümkündür.
Fakat uzun vadeli çıkarları nedeniyle, emperyalist devletler, Türkiye’nin Kıbrıs’tan uzaklaştırılmasını ister. Rum-Yunan ikilisi ise, emperyalistlerin ve KKTC’deki işbirlikçilerin desteği sayesinde, adanın kuzeyini de ilhak edeceği umudundadır. Böylece, kalıcı ve makul bir anlaşma yapılması mümkün olamamaktadır.
KKTC’de bazı siyasilerin çözümün öncü partisi olduğunu ileri sürdükleri AKEL’in Dış ilişkiler ve Kıbrıs sorunu bürosu sorumlusu Tomasoz Çelebis’in, son açıklamasında Anastasiadis’in 1960 anlaşmasındaki hakları Türklere tanınması önerisine bile karşı çıkması, Rum tarafının   bizim anladığımız manada federal birleşmeden yana olmadığını gösterir.
Ayrıca, Rum yönetiminin sürekli silahlanması, yabancı ülkelerle askeri anlaşmalar ve tatbikatlar yapması , adanın tümünü ilhak etmek niyetini ortaya koymaktadır.
Mevcut koşullarda, Kıbrıs Türk halkı olarak adadaki varlığımızın sürdürülmesi bakımından tek seçeneğimiz,  devletimizi yaşatmak yani iki devletli çözümde ısrar etmektir.
Bu amaçla  çözüm çabalarında, tek dayanağımız olan anavatanla işbirliği içinde ve  tek vücut gibi hareket etmeliyiz.
Kuşkusuz demokraside herkes bazı sınırları aşmamak koşulu ile, düşünce ve görüşlerini serbestçe ifade etmek hakkına sahiptir.
Fakat, henüz tamamlanmamış ulusal mücadelemiz ile ilgili konularda, ideolojik saplantılar, dayanaksız Türkiye fobisi, duygusal ve siyasi çıkar hesapları ile hareket edilmemeli.
Böyle davranışlar, sadece bizi egemenliği altına almak gayretinde olan Rumlara hizmet eder ve bindiğimiz dalın kesilmesi anlamındadır.
Bu nedenle  güvenli geleceğimiz bakımından herkes, özellikle iktidara gelme yarışında olan siyasiler, çözüm konusunda; sorumlu ve bilinçli davranmalı. Halkımızın çıkarını ön planda tutmalı. Dünyanın gözü önünde yapılan müzakerelerde, bizi temsil edenlere karşı, söylem ve açıklamalarımızda  dikkatli davranmalı.
KKTC’de bazı siyasilerin çeşitli nedenlerle çözüm çabalarında anavatanın desteklediği iki devletli seçenek yerine, yaşanan deneyimlere rağmen hala daha Rum-Yunan ve emperyalistlerin  dayattığı birleşik federal çözümü savunması çıkarımıza değildir.
AB ve BMGK’nin her koşulda desteğine sahip olduğunun bilincinde olan Rum-Yunan ikilisinin, iki devletli çözüm dışındaki anlaşmaları , ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanılacağını bilmek için kahin olmak gerekmez.
Ayrıca, bazı yolunu şaşırtmışların anavatan düşmanlığına öncülük etmesi ve aramızı açmayı misyon kabul etmesi, halkımız yanında kendi bindikleri dalı da kesmeye çalıştıklarının farkında olmadıklarını gösterir.
Çünkü bugün Kıbrıs’ta anavatan sayesinde varız. Varlığımızı sürdürmemizin tek garantisi  de anavatanımızdır. Anavatanın yanımızda olmaması durumunda Rum’la yapılacak müzakerelerde, bize hiçbir hak tanınamayacağını beleklerdeki çocuklar bile bilir.
Sayın Cumhurbaşkanının, liderlerimiz Küçük ve Denktaş gibi Türkiyesiz adadaki varlığımızı devam ettiremeyeceğimizin bilincinde hareket etmesi, Türk halkının çıkarına  olan çok basiretli ve akıllıca bir tutumdur.
Bu nedenle mevcut gerçekler karşısında, KKTC cumhurbaşkanımızın anavatanla işbirliği ve uyum içinde iki devletli çözümü savunmasını, hepimiz desteklemeliyiz.
 İki devletli çözüm sayesinde, Kıbrıs davası ilelebet gündemden çıkacak. İki halk ve anavatanlarımız arasındaki işbirliği ortamının oluşmasına olanak sağlanacak. Bundan da herkes kazançlı çıkacak.
İki devletli çözümün sağlanması durumunda, Sayın cumhurbaşkanımızda Ulusal kurtuluş tarihimize 3.lider olarak kaydedilecek.
 Ayrıca asıl kalıcı olacağı bilinen iki devletli çözümü gerçekleştirecek olan liderlerin Nobel barış ödülüne aday gösterilmesi daha isabetli ve hakça olacak. 
Kıbrıs Türk halkı olarak bugünlere çok büyük acılar çekerek, can ve mal kayıplarına uğratılarak,  büyük bedeller ödeyerek geldik.
Bu gün sahip olduğuuz devletimizi ve  olanakları elimizden kaçırmamız durumunda, geçmişin karanlık dönemine döneceğimizin bilincinde hareket etmeliyiz.
              Bizim için önemli olan  ‘nasıl olursa olsun’ bir çözüm değil, varlığımızı Türk kimliğimizle sürdürebilmemizi garanti altına alacak onurlu ve kalıcı bir anlaşma yapmaktır.

YORUM EKLE

banner464

banner455