Dolu geldiğinde bahçede

Dolu geldiğinde bahçede yenidünyaları yeşil, erik ve kayısı ağaçlarını çiçek içinde buldu.
Gittiğinde ise yenidünyalar üzerlerine av tüfeği ile ateş edilmiş gibiydi.
Yaprakları yırtılmış, meyvelerinde ufak, siyah noktalar peyda olmuştu.
Olgunlaştıklarında neredeyse yenmeyecek kadar güdük ve bozuk olacaklardı: Hem meyve, hem düş kırıklığı.
Üç kayısı ağacından biri meyve verecekti ama normal zamandakinin (Normal zaman mı dedim? Öyle bir zaman var mıydı?) onda biri kadar. Onlar da kurtlanacaktı.
Dört ağaçtan sadece üç erik alacaktım.
 Dolu onları döverken ağaçlar bir şey hissetti mi? Çocuk düşürmüş kadın gibi mi oldular? Yoksa her zamanki sakinlikleri bozulmadı mı, yere düşen ama mucizevi bir şekilde tuzla buz olmayan bardak misali?
 Doğanın bu hızlı yıkımını hayvanların nasıl karşıladığını hep merak ederim.
 Köyler, kasabalar, şehirler ne kadar çabuk bozuluyor. Ağaçlık alanlar ne çabuk yok oluyor. Doğal hâlinde yaşayan yaratıkları tüketmek, gölleri, sulak alanları kurutmak, çevreyi değersizleştirmek ne kadar kolay.
 
Girne, beş yıl gibi kısa bir zamanda, ufak bir kasaba iken yüksek binalardan dikilmiş beton bir perdeye dönüştü.
 Lefkoşa’dan gelirken Ciklos’u geçtiğinizde, maviler arasına sıkıştırılmış ağaçlı bir kasaba belirmiyor artık karşınızda, geri kalmış yerleşim yerlerinin çirkinliklerini toplamış bir betonluk görüyorsunuz. Pencerenizi indirdiğinizde yüzünüze vuran esintide ferahlık değil para hırsı, görgüsüzlük ve gerilik var. 
 İlkbaharda başka diyarlardan havalanmış kırlangıçlar “Bakın bana ne yaptılar,” diyen Girne’nin başına gelenlerin farkında mı?
Güvercinlerin yorumu ne?       
Hayvanlar dünyaya olanların farkındadır. Bana öyle geliyor.
Japon Hükûmeti otuz üç yıldır yürürlükte bulunan balina avlama yasağını kısa bir süre önce kaldırdı.
Geçtiğimiz Pazartesi günü, zıpkınlarını gizlemiş tekneler Japonya’nın güney batısındaki Shimonoseki limanından denize açıldı.
Aralık sonuna kadar 227 balina avlayacaklar.
Denizcilerden biri limandan ayrılmadan: “Gençler artık balina eti nasıl pişirilir, nasıl yenir bilmiyorlar. Daha çok insan hiç olmazsa bir defa tadına varsın istiyorum,” demiş.
Afrika’da fillerin son sığınma yerlerinden biri olan Botsvana’da fildişi tacirlerinin fil katliamı devam ediyor.
Hava fotoğrafları yerdeki fil ölülerinin dört yıl içinde yüzde 600 arttığını gösteriyor.
 
Kaliforniya Körfezi’nin 225 kilometre uzunluğundaki bir bölümünde yüzlerce ölü midye karaya vurdu. Kayaların üzerinde, kabukları açılmış, etleri güneşten pişmiş vaziyette duruyorlar.
 
*
Dolu, sadece benim bahçeme yağmadı. Dünyanın her köşesindeki bütün canlıların üzerine dolu veya benzeri bir aşırı hava olayı yağmakta, esmekte, düşmekte veya onları yakmakta.

YORUM EKLE