Düşünüp durma, düşünmeyip dur

 Gökyüzü kusursuz mavi, yaratıldığı ilk gün gibi.

Aklım ise yağmurların düştüğü, nehirlerin kabardığı yer.

Son günlerde oralara olumsuz, düşünmek istemediğim anılar yağıyor.

Yaptıklarım ve bana yapılanlar.

İhanetler.

Aldatma ve aldatılmalar.

Aptallıklar ve hıyarlıklar.

Cömertlikler ve cimrilikler.

Yüz kızartıcılıklar.

Cebimden çalınan paralar... Kimlerin yaptığını biliyordum. Neden yüzlerine vurmadım?

Bir erkek bir kadını yatağa atmak için kışlasında bulunan bütün askerlerini cepheye sürebilir de, S. ile dans ederken kulağına Cahit Külebi’nin “Kamyonlar kavun taşır ve ben boyuna onu düşünürdüm” dizeleri ile başlayan şiirini, ille de fısıldamak zorunda mıydım?

Düşününce yüzüm kızarıyor.

W.’yi yataklı trenle İzmir’e götürme sözü vermiştim, ama vazgeçtim. Yattık ve onu bir daha aramadım. Bana ödünç verdiği longplay’i de iade etmedim. Karşılaşmak istemediğim için.

Kesekâğıdının içinde eve gelen yeşil kırmızı Trodos elmalarının hepsini yemiş, kardeşlerime hiçbir şey bırakmamıştım. Bunu bir değil, birkaç defa yapmıştım üstelik.

Ya dayımdan para çalıp hepsini şeker çikolataya harcamam.

  

Arabamın ön dingilini kesip beni öldürmeye kalkmışlardı. Dingil yolda kopmamış, evin önüne park ederken çökmüştü. Direksiyonda otururken aracın önünün patlayan bir lastik gibi yere oturduğunu hissetmiştim. O zaman bunun kasten yapılmış bir şey olduğunu düşünmemiştim. Sonra öğrenmiştim.

Yükü kendisi olan kervan gibi ilerliyor düşünceler.

Bazen artık olgunlaştım,  kaba saba, görgüsüz, budalaca işler yapmam diye düşünürüm, ama kaç yaşında olursam olayım bir yıl önce yaptıklarımı düşününce hâlâ ham olduğumu anlarım.

Daha bir fırın ekmek yemesi lazım derler ya, o fırının ekmeği hiç bitmez.

Mükemmel insan olamaz.

Ama insan kendini mükemmele göre ölçüp, eksik bulmaktan da vazgeçemez.

Çocukken ninem, her omuzumda bir melek olduğunu söylerdi. Soldaki yaptığım kötülükleri, sağdaki iyilikleri yazıyormuş.

Bu gerçek olsa ve o meleklerin defterlerine bakabilsem acaba neler görürdüm?

Yaptığım bütün kötülükler aynen başıma geldi. Bunu biliyorum.

Yaptığım iyilikler bana da yapıldı mı, ondan emin değilim.

Hafıza, galiba olumsuzlukları hatırlamaya daha yatkın veya benimki öyle.

Hayatımın her ânı videoya alınmış olsa ve tümünü baştan izleyebilsem acaba hangi bölümlerini silmek isterdim?

Hiçbir bölümünü silmezdim. Olanları silmek kendimi de silmek olurdu.

Başka kararlar alıp başka bir hayat yaşamış olmak... Düşünmeye değmez.

Ömer Hayyam’ın dediği gibi:

Yürüyen parmak yazar; 

ve yazdıktan sonra geçip gider:

Bütün adanmışlığın, zekân, yazdıklarının yarım satırının üstünü çizmek üzere onu geri getiremez,

Ne de bütün gözyaşların bir tek kelimesini silebilir.

Bu hayatı yaşıyorsam başka bir hayatı yaşamam mümkün olmadığı içindir.

İyi de, son günlerde neden düşünmek istemediğim şeyler aklımdan geçip duruyor?


 

YORUM EKLE