En önemli sorunumuz

Geçmişten günümüze Kıbrıs Türk halkının en yaşamsal sorunu, işsizlik ve buna bağlı olarak bu topraklardan göç etmemiz ve nüfus üstünlüğünü karşı tarafa vermemizdir. 
1950’li yıllara kadar Türk aileler genellikle 5-7 çocukluydu. Buna rağmen Türklerin göçü ve adaya Yunanlı taşınması sonucu 18. asırdan sonra nüfus üstünlüğü Rumların eline geçti.
 1974’ten sonra iki bölgeliliğin oluşturulmasından sonra Rumlar, nüfuslarını çoğaltma politikasını sürdürdü ve dıştan gelen tüm Yunan asıllılara vatandaşlık vererek nüfuslarını yaklaşık 3 kat artırdı. 
Her nedense hiçbir siyasi yetkili bu ciddi soruna ilgi göstermiyor. Aksine vatandaşlık verilmesinde ve gurbetteki soydaşlarımızla ilgili hatalı uygulamalarla, nüfusumuzun artması engellenmektedir. 
Sonuçta Rum –Yunan ikilisi sırf nüfus üstünlüğünü öne sürerek, bizi azınlık göstermekte ve tüm adayı sahiplenmeye çalışmaktadır. Birçok ülke de nüfus üstünlüğünü bahane ederek Rum’u desteklemektedir.
Görüldüğü gibi Kıbrıs’ta varlığımızı özgürce sürdürebilmemiz için yeni neslin göçünü durdurmamız ve ülkemizde kalmalarını sağlamalıyız. Ayrıca gurbetteki soydaşlarımızın dönüşünü sağlamalıyız. Bunun çaresi de yatırımlarla onlara istihdam olanakları yaratmaktır.
Halen bütçemizin tümüne yakını devlette çalışanların maaşlarının ödenmesinde harcanır. Bu nedenle devletimizin bütçeden yatırım yapabilecek gücü yoktur.
Bu durumda dünyadaki tüm gelişmekte olan ülkeler gibi, bizim de yeni istihdam olanakları yaratılabilmesi için yabancı yatırımcıları ülkemize getirmeye çalışmalıyız.
Yabancı sermaye yatırımlarının, ülke ekonomisi ve ulusal hasıla üzerinde faydalı olduğu kanıtlanmıştır. (Şimşek Bedioğlu (2006). Korelasyon analizi ve Cobb Douglas üretim fonksiyonu).
Halen en güçlü devletler bile, yabancı sermayeyi ve yatırımcıları ülkelerine getirmek için büyük çaba harcar. Birçok ülkede yabancı yatırımcılara: Vergi indirimi, ücretsiz arazi tahsisi, altyapı desteği, izin, ruhsat, lisans süreçlerinde kolaylıklar, enerji desteği, gümrük muafiyeti, KDV iadesi, Sosyal Sigortalar Prim desteği, kurumlar vergisi indirimi, hatta sermaye katkısı ve hibe desteği sağlanır. Makedonya, yatırımcıları çekmek için KKTC’de bile reklam yayınlattı.
Ancak ülkemizin sadece anavatan tarafından tanınması, ulaşım ve ekonomik ambargolar nedeniyle, yabancı yatırımcılar ülkemizde iş yapmayı kazançlı görmüyor ve gelmek istemiyor. 
Bu nedenle anavatandaki yöneticilerin teşviki ile her türlü riski ve olumsuzluğu göze alarak gelen ve yatırım yapan az sayıdaki Türkiyeli iş insanlarının değerini takdir etmeliyiz.
Başka yatırımcıların cesaret ederek gelmesini teşvik etmek için, halen ülkemizde yatırım yapanlara her türlü kolaylığı sağlamamız ve kırıcı davranışlardan kaçınmalıyız.
Gelen yatırımcıları sömürücü, dolandırıcı göstererek ve olumsuz kırıcı söylem ve eylemlerle yatırımdan vazgeçirmek, ülkemize yapılabilecek kötülüklerin en büyüğüdür.
Kuşkusuz devlet gereken kontrol mekanizmasını da işletmeli ve kötü niyetli kişilerin yatırımcı diye gelerek ülkemize zarar vermesini önlemelidir. 
Son yatırımcı olayında acemice yapılan ziyaret programı nedeniyle medyada, Mecliste ve sosyal paylaşım sitelerinde ortaya konulan olumsuz, suçlayıcı, kırıcı zararlı söylemler nedeniyle yatırımcının kaçırılması, ülkemize hiçbir şey kazandırmadı kaybettirdi.
 Üstelik bu üzücü olay nedeniyle bundan sonra başka yatırımcılar da ülkemize gelmekten çekinecek.

YORUM EKLE