Girit ve Kıbrıs

Girit’ te yapıldığı gibi Kıbrıs da mazlum edebiyatı ile Yunanistan’a bağlanmak isteniyor. 
Tarihi gerçekler incelendiği zaman, Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması çabalarında ayni Girit’teki yöntemin uygulandığı anlaşılır.
Girit’te olduğu gibi Kıbrıs’ta da Enosis mücadelesi Yunanistan tarafından adaya gönderilen din misyonerleri tarafından başlatıldı;
Kıbrıs’ta da toplumlar arası çatışmalar Yunanistan’ın askeri yardımı ve yönlendirmesi ile Rumlar tarafından başlatıldı ve bir çok Türk katledildi.
 Buna rağmen emperyalist ülkeler ile basını, daima Rum tarafını haklı ve mazlum olan taraf olarak kabul etti ve destekledi;
Emperyalist ülkeler, Rum halkına sürekli olarak ayrıcalıklı haklar tanınması yönünde Osmanlı devletine baskı yaptı;
Girit’te olduğu gibi 1960’ta Kıbrıs’ta da dili, dini, ulusal kimlikleri farklı olan iki halkın ayni yönetim çatısı altında birleştirilmesi dayatıldı;
Her iki adada da iki toplumlu yönetim, Yunanistan’ın örgütlemesi, silahlı desteği ve teşviki ile Rumlar tarafından tek yanlı olarak el konulduğu halde, Türk toplumunun mağduriyeti dikkate alınmadı;
Girit felaketinde olduğu gibi iki toplumlu birleşik çözüm seçeneklerinin Rum-Yunanistan tarafından bozulmasına ve Türklerin zarara uğratılmasına rağmen,  birleşik çözüm seçeneği ısrarla tek çözüm seçeneği olarak dayatıldı;
Son aşamada Girit adasından Türk ordusunun çıkarılması ve Türk halkının güvenliğinin oluşturulacak uluslar arası askeri güç tarafından garanti edilmesi sağlandı;
Şimdi Kıbrıs müzakerelerinde ENOSİS’in önünü açabilecek tüm talep ettikleri ödünleri alan Rum-Yunanistan tarafı, hedeflerine ulaşmaları önünde tek engel olarak gördükleri Türk ordusunun adadan ayrılmasını sağlamak çabasındadır.
Türk ordusunun Kıbrıs’tan ayrılmasının sağlanması durumunda ise, her nasıl bir yazılı anlaşma yapılırsa yapılsın, Rumlar nüfus üstünlüklerine ve destekçilerine dayanarak, 1963’te olduğu gibi yine ortak yönetime tek yanlı el koyacaklar;
Rum-Yunanistan; ortak yönetimin Türk engellemeleri nedeniyle yürütülemediğini ileri sürecek. Uluslar arası kuruluşların da laftan ileriye gitmeyecek protestolarına  rağmen Türkler, azınlık durumuna düşürülecek. Uygun bir zamanda da Kıbrıs Yunanistan ile birleştirilecek;
KKTC’de maalesef Rum-emperyalistlerin  beyin yıkama ve propaganda mekanizması sonucu, bir kesim Kıbrıslılık kimliği altında her koşulda Rumlar ile birleşmeyi savunmaktadır.
Bu nedenle malum kesim KKTC’nin kökleşmesini, yaşatılmasını ve tanınmasını istememekte ve Rumların bizimle eşit ortaklıktan ve güç paylaşımından yana olmadıklarını açık bir şekilde ortaya koymalarına rağmen, her koşulda birleşmeyi tek çözüm seçeneği olarak savunmaktadırlar.
Kişisel görüşüme göre bazı birleşme yanlıları, açıkça ifade etmekten çekinmelerine rağmen, sırf Türkiye’nin koruması ve nüfusu altında olacağını düşündükleri için, iki devletli çözüme şiddetle karşı çıkmaktadır.
Rum yönetimi başkanının açıklamaları, çözüm seçeneği olarak Federasyon aldatmacası altında, Rumların başak olacağı üniter devlet amaçladıkları anlaşılmaktadır.
Bilinen gerçeklere rağmen, bizim hala daha federasyon veya birleşmeyi tek çözüm seçeneği olarak kabul etmemiz,  hele Guterres önerileri zemininde yeniden müzakerelerin başlatılmasını kabul etmemiz, tarihi bir hata olacaktır. 

YORUM EKLE