Hatalı ve zararlı kararlardan vazgeçilmeli

 Seçimle işbaşına gelen siyasiler, tüm ülkeyi ilgilendiren konularda alacakları kararlarda kişisel ideoloji ve saplantıların etkisinde kalmadan karar vermeli.

Tüm kararların alınmasında zarar ve yararlarının ve etkileri ile sonuçlarının da neler olabileceğini mutlaka peşinen dikkate almaları gerekir.
Örneğin son ekonomik önlemler paketinde yer alan ‘Çalışma ve ikamet izni ile ülkemizde yaşayan ailelerin çocukları için asgari ücretin %5’i kadar ödenek alınması ve elde edilecek gelirin eğitim harcamalarında (kuruluşlarında) kullanılması’ kararının isabetli olmadığı ve ülkemizin genel çıkarlarına hizmet etmeyeceği görüşündeyim.
Halen ülkemizde düz işçi ve sanatkâr gereksinimi başta uzak doğulular olmak üzere Afrikalı öğrenciler, Türkiyeli soydaşlarımız ve Türkmenistanlı emekçiler tarafından karşılanıyor.
Yakın geçmişte nüfusun değer ve öneminin takdir edilmemesi ve ülkemizdeki iş yaşamının izlenip, bilinmemesi ve umursanmaması nedeniyle çok sayıda Türkiyeli soydaşımızın kaçırılması sonucu halen ülkemizde önemli derecede ara eleman sıkıntısı vardır. 
Devletten maaşlılar,  siyasiler ve usta işi tamirat yaptırmayanlar belki farkında olmayabilir. Fakat ülkemizde sıvacı, duvarcı, inşaat demircisi, kalıpçı, tesisatçı, mermerci, fayansçı, marangoz ve benzeri usta bulmak zorlaşmıştır.
Son ekonomik pakette yer alan çalışma izni ile ülkemizde ailesi ile yaşayan işçilerden asgari ücretin  %5’i kadar yani yaklaşık her çocuk için 130 TL vergi alınması kararı, ülkemizde doğan, okullarımızdan mezun olan çocukların da ailelerini ile kaçırılmasını sağlayacaktır.
Çünkü genellikle ülkemizde ailesi ile birlikte olan yabancı uyruklu işçi ve sanatkârlar Türkiyeli soydaşlarımızdır. Zaten kazançları yetersiz olan ve geçim zorluğu içinde olan kuzeyli emekçilerden bir de çocukları için ek vergi alınması kaçmalarını sağlayacak.
Sonuçta, ülkemizde usta sıkıntısı daha da artacak ve bu alanlarda hizmet alanlar daha yüksek ücret ödemek zorunda kalacaktır. Kırılan dökülen olduğu yerde kalacak ve tamirat yapmak zorlaşıp pahalılaşacak, böylece kırılan dökülen olduğu gibi bırakılacak.
Aslında eğitim kuruluşlarına ek gelir elde etmek için kuzeyli soydaşlarımızın çocukları için ek ödenek alınması en son akla gelmesi gereken bir önlemdir.
Çünkü böyle bir gelirin asgari ücret alan ve geçim zorluğu içinde olanlardan alınması ne solculuk ne de insaf ölçüleri ile açıklanamaz.
Eğitim kuruluşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması için gelir elde etmek isteniyorsa  bunun lüks harcama yapanlardan alınması daha insancıl olacaktı.
Halen birçok kişi Afrikalı ve uzak doğulu işçilerin belirlenen asgari ücretin çok altında çalıştırıldığı ileri sürülmektedir.
Yabancı ulustan işçiler yerine Türkiyelilerin tercih edilmesinin ülkemiz için daha yararlı olacağı aşikardır.
Her şeyden önce yabancılar kazandıklarından bir kısmını dövize çevirerek ülkelerine göndermektedir.
Afrikalı öğrenciler ise okul duhuliyesi ve geçimleri için ülkemize para getirmemekte ve ekonomimize hiçbir katkıları olmamaktadır.
Öte yandan ailesi ile ülkemizde olan kuzeyli soydaşlarımız kazançlarını yine ülkemizde harcamaktadırlar
 Sonuç olarak halen ülkemizdeki çalışma hayatını ayakta tutan kuzeyli soydaşlarımızı kaçmaya zorlayacak önlemler yerine, onların KKTC’de doğan, büyüyen ve eğitimini okullarımızda tamamlayan çocuklarına derhal vatandaşlık verilmeli.  

YORUM EKLE