İnsan eli çekilince

 Toprağa bazı kimyevi maddeler katmanın bitki verimliliğini artırdığını ilk keşfeden, bir Alman’dır. 
 
Bu keşfi ticarileştiren ve ilk suni gübre fabrikasını kuran ise John Bennet Lawes (1814-1900) adlı bir İngiliz’dir.
 
Zengin bir ailenin çocuğu olan Lawes’e, babası ölünce, sekiz yaşında yüzlerce dönümlük arazi ve sarayımsı bir ev kaldı.
 
Lawes, Oxford Üniversitesi’ne gitti, ama bitirmeden bıraktı ve çiftçiliğe başladı. Meraklı bir adamdı. Toprağa değişik kimyasallar katarak verimi artırmayı denedi.
 
İlk suni gübre fabrikasını 1842’de kurdu.
 
Bir yıl sonra arazilerinin bulunduğu Hertfordshire ilçesinde, Rothamsted Deney İstasyonu’nu açtı.
 
Çiftliğinin 28,000 metrekarelik bir parçasını da araştırmalarına ayırdı.
 
Hâlen devam eden ve bilim dalında kesintisiz en uzun araştırma olan Rothamsted Park Grass Deneyi’nin başlangıçtaki amacı, yapay gübre ile doğal gübrenin verimlilik ve toprağın bileşimi üzerindeki etkisini ölçmekti. 
 
Zaman geçip bilim ilerledikçe araştırmalar daha sofistike (ve benim anlayamayacağım kadar bilimsel) bir hâl aldı.
 
Beni daha çok ilgilendiren, çiftliğin klasik araştırma konusu dışında bırakılan parçalarıdır.
 
Lawes, arazisindeki iki tarlayı çitlendirdi ve kendi hâline bıraktı. Yüzyıllar boyunca tarım arazisi olarak kullanılan bu topraklarda gübre kullanımına ve ekime son verildi.
 
İnsan eli üzerlerinden çekilince acaba buraya hangi bitkiler yerleşecek, toprağın yapısında nasıl bir değişiklik olacaktı?
 
Sonuç kısa sürede ortaya çıktı. On yıl gibi kısa bir zamanda bu bölgeler tarımdan önce olduğu gibi ağaçlarla ve yüzyıllar önce olduğu gibi bol kır çiçekleriyle doldu. Hâlen buralarda, daha çok dişbudak, çınar, meşe ve geyikdikeni olmak üzere, 17 cins ağaç ve çalı var.
 
*
 
Bahçemde en hoşuma giden şeylerden biri, bir şey ekmek veya sökmek için dizimi yere dayadığımda, kendiliğinden çıkmış bir bitkiye rastlamaktır.
 
Geçen gün kibritten ince, orta parmağım uzunluğunda bir servicikle karşılaştım. O kadar küçüktü ki yeniden görmek için aramaya kalksam otlar arasında bulamayabilir miyim, emin değilim.
 
Olgun bir servinin kökünde çıkan katır tırnağı ile ilk karşılaştığımda ise belimi geçiyordu. Daha önce nasıl farkına varmamıştım?
 
Dört yıl öncesine kadar her yıl, kışın daha çok yağmur tutması, yazın kurumuş otların yangın tehdidi oluşturmaması için, Nisan veya Mayıs aylarında tarlayı sürdürürdüm.
 
Bundan vazgeçeli, bahçede çıkan bitki çeşitliliğinde de yoğunluğunda da artış var.
 
Bu sene yağmurlardan sonra, ikisini daha önce hiç görmediğim üç çeşit mantar gördüm. Bir tane olan arpa çiçeği yüz tane oldu. Sarı ve beyaz papatyalar her sene artıyor. İki yeni defnem oldu. Zeytin, harnıp, badem ve çitlemit ise mebzul.
 
Dokunmamaya devam edersem zamanla adanın bu bölgelerinde çıkan bitkilerin çoğu, belki hepsi, bu bahçede de çıkacak.
 
Lawes’in ekim dışı arazilerinde olan, benim bahçemde de oluyor.
 
İşi doğanın ellerine bırakmaktan doğan sonuç ilginç:
 
İnsanlar dünyadan aniden kaybolsa, çöller ve dağların ağaç çizgisinin üstünde kalan bölümleri dışında her yer kısa sürede ormana dönüşecek. Dünya, kozmik ölçekte yıldırım sayılacak bir hızla, insanın olmadığı çağında olduğu gibi yemyeşil ve rengarenk olacak.
 
Doğanın yıldırım hızıyla yok edildiği bir dönemde insanın yüreğine su serpen bir bilgi.
 
***
Rothamsted araştırması ile ilgili İngilizce ayrıntı:
 
http://www.era.rothamsted.ac.uk
 

YORUM EKLE