Kara altınımız

Harup 1960’lı yıllara kadar kırsal alanlarda yaşayan halkımız için, çok önemli hatta başlıca gelir kaynağıydı. Kıbrıs’ın ‘Kara altını’ olarak tanımlanırdı.
Kıbrıs’ın en önemli ihracat ürünü idi. Mevcut kayıtlara göre, 1898 yılında 24,000 ton,  harup ihracatı yapıldı.
    1950’li yıllardan sonra turunçgil yetiştiriciliğinin ve ihracatının geliştirilmesine rağmen, harup’un ekonomik önemi büyüktü. 1955 yılında haruptan elde edilen gelir (1,139,000  pound), Turunçgillerden elde edilen gelir 1,151,500  pound. 
1960 yılında Kıbrıs’ta toplam harup ağacı sayısı 2,560,000, üretilen ürün miktarı 50,000 ton, ihracat ise 48,000 ton idi. 
1970 yılında ise ağaç sayısı 2,575,000, elde edilen ürün 48,769ton, ihraç edilen miktar 34,566 ton idi.
1963’ten önce adada mevcut harup ağaçlarının yaklaşık %20’si Türklere aitti. Türk halkının ada çapında sahip olduğu harup ağacı sayısı506,162 ve elde edilen ürün miktarı 9,654 ton dolayındaydı. 
Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası, rahmetli İsmet Kotak’ın girişimi sayesinde, 1963 yılında Leymosun’da harup fabrikası inşaatına başladı. Ancak olayların çıkardığı zorluklar nedeniyle,  işlerin yarıda kalmasına sebep oldu. 
Barış harekatından sonra Sayısal verilere göre 1975 yılında KKTC’de 487,410 harup ağacı vardı. 13,122 ton ürün elde edildi.
KKTC Tarım Bakanlığının 2005 te yayınlanan raporuna göre,2003 yılında harup ağaçlarımızın sayısı294,647’ adede geriledi.
Tarımsal Araştırma Enstitüsünün son açıklamasına göre, halen yıllık harup üretimi 2800 tona gerildi.
Bu yıl harup alım fiyatlarının 10 TL olarak açıklanması, üreticiler tarafından memnuniyetle karşılandı.  
Sosyal medya ve basında birçok kişi, fiyatların tatmin edici olduğunu, mevcut ağaçların bakımının yapılmasını ve yeni dikim yapılmasını önermektedir.
Konu hakkında olumlu yorumlar yapılması sevindiricidir. Fakat her konuda olduğu gibi harup konusunda da gereken adımların atılması ve harup konusunda ilerleme sağlanabilmesi, üretimin istenen düzeye ulaşılması, sadece temenni ile mümkün olmamaktadır.
Kişisel görüşüme göre devletin belirlenecek uygun bölgelerde kaplama harup plantasyonları oluşturulmasını özendirmesi isabetli olacaktır. Bu amaçla devlet, belirlenen verimli çeşitlerin aşılı fidanlarını temin etmeli. Çeşitli özendirici eylem ve mali yardımlarla, dikimi teşvik etmelidir.
Yalnız; kırsal alanlarda yapılacak yatırımların ve emeklerin boşa gitmemesi için,  seçilmiş ve atanmış yetkililerin, yasaların uygulanmasını sağlaması, gereken planlamaları yapması lazım.
Her şeyden önce mevcut ağaçların, odunculardan, keçilerden, Keme sıçanlarından ve arsa olarak kullanılmasından korumak gerekir.
Halen asayiş ve yargıdaki yetersizlikler nedeniyle, kırsal alanlarda vatandaş, tapulu malına malım diyememektedir.
Etrafı tellenmiş arazilerde yapılan ağaçlandırmalar, keçilere yedirilmekte, meyveleri, hatta sulama sistemi ve su depoları bile çalınmaktadır. Bazı hallerde de tahıl ekimi için tarlanın daha kolay sürülebilmesi düşüncesiyle yakılan anızın ateşi, ağaçlık alanlara sıçramakta ve tüm emekler kül olmaktadır.
Bazı kişiler arayan soran olmaması ve denetim gözetim hizmeti yaptırılmamasından yararlanarak, kırsal alanlarda kendilerine ait olmayan harup ağaçlarını kesmekte, odun olarak taşımakta ve gazetelerde reklamını da yaptırarak satmaktadır. ‘Meyve Ağaçlarını Koruma’ yasasının uygulanması ve bu olumsuzlukların önlenmesi gerekir.
Ayrıca çobanların başkalarının arazilerinde otlatması alışkanlığı, etkin yasal düzenleme ve denetimlerle önlenmelidir.
Halen harup ağaçlarının dallarının kabuklarını kemiren ve zayıflamalarına, verimin azalmasına sebep olan Keme sıçanlarına karşı, biyolojik mücadele yapılması sağlanmalı. Bu amaçla ağaçların topraktan yaklaşık 30- 40 cm yüksekliğinde gövdesinin çevresine çaltı(Ballura) konulmalı, böylece sıçanların ağaçlara çıkması ve dalları yemesi engellenmeli.
Kişisel görüşüme göre harup konusunda ilerleme sağlanabilmesi için, önce asayiş ve yargıdaki yetersizlikler ortadan kaldırılmalı, sıkı denetimlerle devlet otoritesi hissettirilmeli ve herkesin malına mal diyebilmesi sağlanmalıdır.
    Sokak ve kırsal alanlar, suç işlemeye yatkın kişilerin egemenliğinden kurtarılmalıdır. Bunun çaresi de devlet çalışanlarına sokakta görev yaptırmak, yasaları ödünsüz ve  titizlikle uygulamak ve  adaletin erken tecelli etmesini sağlamaktır. 

YORUM EKLE

banner456

banner455