Keçili bir orman yürüyüşü

Öğleden sonra ormanda tatlı bir serinlik var. 
Yürümeye başlarken dağın yamacından keçi çıngırak sesleri geliyor. Bir oğlak topallayarak solumdaki ağaçların arasından yola çıktı ve meleyerek yanımda koşmaya başladı: “Arkada kaldıım, beni bekleyiin!”  
Karşıda, ağaçların aralandığı yerden çıngır çıngır iri bir dişi keçi çıktı. Memesi süt yüklü. Arkasından beş altı keçi sürüklüyordu. Önümde bir duvar meydana getirdiler. Oğlak koşup arkalarına geçti. Çıngıraklarını sallayarak hep beraber hızla ağaçların aralandığı yerden yamaca yöneldiler.
Ana keçi oğlağa ilişmeye kalksam bana toslamaya kararlı idi sanırım.
Yürümeye devam etim. Hafif bir rüzgâr, ağaçların tepesini uğuldatıyordu. 
Birçok parfüme sahip bir kadın gibi ormanın değişik günler, saatler, mevsimler için ayrı kokuları var. Çam, çayır, laden kokusu geliyor bugün burnuma. Yol kenarında yabani pembe (orchis italica) orkideler var.

                                    ***
Öğleden sonra süsen çiçeği yatağını işgal eden otları temizlemeye giriştim. Normalde herkes başının çaresine baksın düşüncesiyle bahçedeki bitkileri oluruna bırakırım. Ama Aslike yoncalarının boyları irisleri geçmeye başlayınca “doğanın kâhyası” oluverdim.
Islak topraktan otlar daha kolay söküldüğü için önce irisleri suladım. Sonra oturup ayaklarımı uzattım ve eldivenli ellerimle otları sökmeye giriştim. Yerde Aslike yoncalarından başka bin bir çeşit ot vardı. Bir an önce bitirmek için hızla işe koyuldum ama kolay değildi. Kökler otlarını teslim etmekte isteksizdiler. Sabırsız biri olduğumu bir daha kanıtladım kendime. Bazı şeyleri galiba hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. 
Güneşin batmasına yakın, epeyce mesafe almış ama işi bitirememiştim.
Çalışırken aklıma başka bir hayvan ağlaması geldi. 
Yıllarca önceydi, lise yıllarımda... Yazı, babamın ormancılık yaptığı, yürüdüğüm yerden çok uzak olmayan, o zaman elektriksiz Arapköy’de geçiriyorduk. Köy elektriksizdi, ama karanlık basınca gökyüzü artık ışık kirlenmesi nedeniyle görülemeyen yıldızlarla doluyordu. Bir daha hiçbir yerde Samanyolu’nu bu kadar açık ve yakın görmeyecektim.  
Bir sabah yanımızdaki evin ahırından bir inek mölemesi geldi. Möleme kesilmiyordu. Sabahtan öğleye, öğleden akşama ve aralıklarla bütün gece sürdü. 
İneğin niye susmadığını anneme sordum. 
“Danasını götürdüler,” dedi. 
Demek inek mölemiyor ağlıyordu. Danasını bir daha göremeyecekti. Üç gün üç gece aralıklarla ağladı. 
O gün hayvanlarda da evlat sevgisi olduğunu, yas tutmayı bildiklerini öğrendim.
Hayvanların yüzü ifadesizdir. Buna bakarak his sahibi olmadıklarını düşünebilirsiniz ama bu yanıltıcıdır.
Hayvanlar insanların sahip olduğu geniş duygu yelpazesine sahip olmayabilirler, ama neden olsunlar? İnsan değiller ki.
Bir zamanlar insan diğer hayvanlarla iç içe yaşıyordu. Onları kokularından, çıkardıkları seslerden, ayak izlerinden, dışkılarından tanıyordu. Onlara saygılıydı. Kaderini onlarınkinden ayırmıyor, kendini hiçbir canlıdan üstün görmüyordu.
O günler geride kaldı. Doğa bir zamanlar konuştuğumuz, ama artık anlamadığımız bir dil oldu.  

YORUM EKLE
YORUMLAR
G.O.
G.O. - 3 ay Önce

Doğal, katkısız, koruyucu içermeyen yazılarınızın tiryakisi olduk.

Eylül Eylül
Eylül Eylül - 3 ay Önce

Bizim de cüce keçilerimiz var. Her doğumlarında yaşadığımız heyecanın tarifi yok, onların göbeğini kesmek ilk sütlerini emmeleri çok heyecan verici oluyor. Bazen üçüz dördüz doğuruyorlar, herkes kendi yavrularını biliyor, onları çağırma sesleri bile farklı elbette duyguları var ve yavrularına çok düşkünler... Yine orman çiçekleri kokulu bir yazı olmuş, teşekkürler...

Ahmet Ö.
Ahmet Ö. - 3 ay Önce

Möleyen ineğe çok üzüldüm.

Bir de şunu söylemek isterim sayın MM: ormanda keçilerle karşılaşmak, ayılarla karşılaşmaktan evladır :)

Ruh ikizi
Ruh ikizi - 3 ay Önce

Altımızda arabamız, dizimizde bilgisayarımız, cebimizde telefonumuz var.Ama mutlu değiliz. Doğadan koptuk ondan olmasın? Bir de nostalji yapma diyenler oluyor. Elimizden kaçsa da nostalji güzeldir. Teşekkürler.

Levent
Levent - 3 ay Önce

1999'da milyonlarca insan birkaç saat için de olsa gökyüzündeki yıldızları korkuyla izlemişlerdi.

Tarık
Tarık - 3 ay Önce

Teşekkürler.

Sarp Ege
Sarp Ege - 3 ay Önce

Hayvanlar Allah'ın sessiz kullarıdır. Belkim düşünemezler ama hissederler. Son yıllarda evlerimizde evcil hayvan bulundurma sayısında artış oldu. Bırde sokaklarda başı boş dolaşan sürü halinde dolaşan köpekler bazende tehlike arz ediyor. Ayrı dert. Herkese mutlu hafta sonları.

Kerim
Kerim - 3 ay Önce

Sağlıklı güzel bir bahar dilerim.


banner471

banner468