Kefaret

 Türkiye’nin içinden geçtiği ve KKTC’yi de derinden etkileyen ekonomik kriz ile ilgili en esrarengiz şey, hükûmetin kötüye gidişi durdurmak için önlemini neden almadığıdır.

Ankara, direksiyonunda oturduğu araba hızla uçuruma giderken kurtulmak için frene basmayan şoföre benziyor.
Tabii, hiçbir şey yapmamak da bir seçenektir.
O zaman ne olur?
TL’nin yabancı paralar karşısında değeri düştükçe düşer. Yabancı para cinsinden kredi alanların borçları, TL olarak o kadar büyür ki bu borçlular, borçlarını ödeyemez ve batar.
Kaç şirket etkilenebilir?
IMF’ye göre Türk bankalarının ve özel şirketlerinin yabancı para cinsinden borçları 187 milyar dolar olduğuna göre sayının oldukça büyük olması gerekir.
Nobelli ekonomist Paul Krugman’ın New York Times’deki değerlendirmesine bakılacak olursa, “Etkin bir politika müdahalesi olmazsa, paranın değer kaybetmesi ve yerli para cinsinden borcun şiştikçe şişmesinin sonucu batabilecek herkesin batmasıdır.”
Şirketlerin borçlarını ödeyemez hâle gelmesi bankaları zorlamaya başlar.
Azap burada da bitmez. Ekonominin yere çakılmasının yaratacağı işsizliği ve enflasyonu da hesaba katmak gerek.  
Hangi düzeye çıkabilir bunlar?
Merkez Bankası bu yıl enflasyonu yüzde beş olarak hedeflemişti, ama Ağustos sonuna gelindiğinde enflasyon neredeyse yüzde 18 oldu. Yılsonuna kadar ne olur, işsizlik ne kadar çoğalır, bilmek mümkün değil. Türkiye’nin 1990’ların sonlarında yaşadıkları bir fikir verebilir.
Ankara “Bankaların ve özel şirketlerin borçları beni ilgilendirmez, bana sorup mu aldılar,” da diyebilir ve borcu ret de edebilir. Bunu Arjantin 2002’de, İzlanda daha kısa biz zaman önce yaptı.
Ama bunun yaratacağı prestij yıkıntısı ve ileride yaratacağı sorunlar göze alınır gibi değildir.
Baştaki soruya geri dönecek olursam:
Erdoğan neden “bütün krizlerin anası” olma istidadını gösteren bu bozulmayı düzeltmek için önlem almıyor?
Alamıyor.
Çünkü yapması gerekenler, bu güne kadar attığı ekonomi ve dış politika adımlarının yanlışlığını, Türkiye için kurduğu hayallerin boş olduğunu itiraf etmek olur.
Suriye’den çekilmek, Amerika ve Avrupa Birliği ile arayı düzeltmek, Rusya’dan füze almaktan vazgeçmek, hapishaneleri boşaltmak, damadını bakanlıktan alıp yerine piyasaların güvendiği birini atamak, Merkez Bankası’nın bağımsızlığına saygısı olduğunu açıklamak, IMF ile görüşmelere girmek, yapması gereken şeylerden bazılarıdır. 

Yapabilir mi sizce, bunları ve birçok başka şeyi? 

Erdoğan o kadar yanlışa gömüldü ki orada boğulmayı, gururunu ve kibrini yenip “imdat” diye bağırmaya tercih eder. 

Halk da nereye varacağı belirsiz bir ekonomik krize paçayı kaptırmış olarak kaderini tek adama bağlamanın, demokrasiyi güle oynaya otobüsün altına itmenin kefaretini öder. 

YORUM EKLE