Kendimizi aşağılamak ve suçlamak

 KKTC’de bazı kişi, kuruluş ve siyasilerin çeşitli nedenlerle, her koşulda Kıbrıs Türk halkı ile anavatanı suçlamasını, Rum-Yunan ve emperyalistleri ise haklı göstermesi üzücüdür.
Geçmişten günümüze Kıbrıslı Türkler hiçbir zaman, Rumlara karşı düşmanca tutum ve eylem içinde olmadı. Hiçbir Rum yerleşim yerine saldırmadı. Sadece Rum silahlı saldırılarına karşı can ve malını savunmağa çalıştı. Bizi can ve mal kayıplarına uğratmalarına rağmen, Rum’a kin beslememekteyiz.
Rumlar ise Yunanistan’ın kışkırtması ve teşviki sonucu, sık sık Türklere saldırdı ve adadaki toplumlararası barışı bozdu.
İngiliz müstemleke döneminde, Rum terör örgütü EOKA, suçsuz Türkleri katletti, karma köylerde yaşayanları göçe ettirdi.
Rumlar, 1960’ta iki halklı ve eşit ortaklığa dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasından 6 ay sonra, Türklerin katledilmesi ve ENOSİS’ın gerçekleştirilmesi için, Akritas soykırım planını hazırladılar.
1963’te kanlı Noel olayları ile Akritas soykırım planını uyguladılar ve Türkleri katlettiler yaşadıkları yerlerden göç ettirdiler. 
1963’ten sonra tüm Türk yerleşim yerlerine saldırmaları ve Türkleri katletmelerine rağmen, Türkiye’nin 11 yıl Garanti anlaşması uyarınca müdahale etmemesi üzerine, Rum Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmek niyetinde olmadığını ve /veya engelleneceğini düşünerek, 1974’te Kıbrıs Elen Cumhuriyetini ilan etti. Ardından da İfestos soykırım planını uygulamaya başladı.
 Rumların bu hamlesi, bardağı taşıran son damla oldu. Anavatanımız Türkiye, müdahale hakkını kullanmak zorunda bırakıldı. Barış harekatı sayesinde, Türkler katliamdan kurtarıldı ve Kıbrıs kalıcı barışa kavuşturuldu.
Geçmişten günümüze, Türk tarafının riskli ödünler vermeyi ve tüm çözüm planlarını kabul etmesine karşın, Rumlar makul bir anlaşmaya yanaşmadı. Hep ENOSİS’e zemin hazırlayacak koşulları dayattı.
Halen güneydeki siyasi partiler, hatta KKTC’de bazı siyasi partilerin halen birlikte eylem yaptığı sözde sol AKEK bile, bizimle yönetimde yetki paylaşımından ve eşit ortaklıktan yana olmadıklarını açıkça ortaya koymaktadır.
Yaklaşık yarım asırdan günümüze sürdürülen birleşik federasyon zeminindeki müzakerelerde Rumların dayattığı koşullardan; gerçekte bizimle eşit ortaklıktan yana olmadıkları ve başat olacakları bir anlaşma peşinde oldukları anlaşılmıştır. 
Rumların vazgeçmedikleri ENOSİS idealleri ve her koşulda AB ile BM tarafından desteklenmeleri nedeniyle, Federasyon-birleşme zemininde yürütülmekte olan müzakerelere, yarım asır daha devam edilmesi durumunda anlaşma sağlanamayacağı aşikardır.
Buna rağmen Rum-Yunanistan –emperyalist devletler ve onların güdümünde olan BM ile AB, zaman kazanmak, Türkiye’nin olası sıkıntılı bir durumundan yararlanarak ve bizi ambargolarla, 5. Kol faaliyetleri ile içeriden çökerterek hedeflerine ulaşmak amacındadır. Bu nedenle birleşme zeminindeki müzakerelerin devamını dayatmaktadır. KKTC’deki bazı zayıf halkalarda, çeşitli nedenlerle, bu oyalama tezgahını desteklemektedir.
KKTC’de bazı kişi ve siyasilerin, çok çeşitli nedenlerle; haksız, saldırgan, barışı bozan ve makul bir çözüme razı olmayan Rum tarafını suçlamamaktadır. Öte yandan hep savunmada olan ve mağdur edilen Türk tarafını tüm olanların sorumlusu göstermektedir. Hatta sayesinde sefa sürdükleri KKTC’ni aşağılamaktadır. 
Bu tutumları sonucu Rumların, Kıbrıs Türk halkının 5. Kol faaliyetleriyle içeriden çökertecekleri ve adanın kuzeyini de ele geçirebilecekleri umudunu güçlendirmekte, çözümü ve barışa hizmet etmemektedirler. Buna rağmen bir de pişkinlikle halkımızın çıkarından ve barıştan yana olduklarını ileri sürebilmektedirler.
Herkesin işbaşında olan siyasi yetkilileri beğenmesi, desteklemesi beklenemez. Ancak devlet başkanının şahsında, duygusal veya başka nedenlerle devleti aşağılamak, her konuda suçlamak; öte yandan da bizi ezeli düşman gören Rum’u haklı göstermek, aklamak, ulusal tezlerini savunmak, demokratlık, ifade özgürlüğü, muhalefet görevi, solculuk, barıştan ve çözümden yana olmak değildir.
Ayrıca, ulusalcıların oyları ile makamlara gelenlerin, TC-KKTC düşmanlığına öncülük eden bazı kişiler hakkında yasal işlem yaptırmaması ve bu yöndeki yıkıcı faaliyetlerin yaygınlaşmasını yüreklendirmesi, Rumların bizi içerden çökerteceği ve teslim olacağımız beklentilerini güçlendirmektedir.
Karşımızdaki gerçeklere rağmen, tek dayanağımız Türkiye’nin desteklediği ve KKTC Cumhurbaşkanının savunduğu iki egemen devletli çözüm yerine, Rum ve emperyalistlerin dayattığı birleşik federal çözümü savunanlar büyük yanılgı içindedir. Çünkü Türkiye’nin desteğine sahip olmamamız durumunda bize hiçbir hak tanınmayacağı aşikardır.
Birleşik- federal çözümü, Girit’te olduğu gibi ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanmak amacı ile dayatılmaktadır.

YORUM EKLE

banner471

banner455