Kıbrıs’ta yaşayan iki halkın da en öncelikli sorunu

  Birleşmiş Milletler’in 21 Ocak 2026 tarihli raporuna (1) göre; dünya genelinde su kıtlığı geçici bir sorun olmaktan çıkıp, kalıcı bir ‘su iflası’ (bankrupty) dönemine girildi. Bu durum, tatlı su kaynaklarının yenilenme hızının üzerinde tüketildiği ve geri dönülmez bir eşiğe yaklaşıldığı anlamına gelmektedir.
        Rapora göre; halen 3,5 milyar insan su stresi yaşarken, mevcut su kullanımının vampirce olduğu belirtildi ve acil reform çağrısında bulunuldu.
Raporda su tüketiminin %70’inden fazlasının tarımda gerçekleştirildiği ve gıda güvenliğinin, rezervleri azalan bölgelerde büyük risk altında olduğu vurgulandı. Ayrıca yeraltı su rezervlerinden aşırı çekiminin, zemin hareketlerine ve altyapı sorunlarına yol açtığı belirtildi.
Sorunun sadece iklim değişikliği değil, aynı zamanda yanlış yönetim, suyun değerinin bilinmemesi ve verimsiz kullanımı olduğu belirtildi. 2030'lara doğru dünya nüfusunun yarısından fazlasının şiddetli su kıtlığı ile karşı karşıya kalabileceği tahmin ediliyor.
BM’nin Çözüm Önerileri: Modern sulama tekniklerine geçilmesi, yapay zeka ile kaynak yönetimi, atık suların yeniden kullanımı ve suyun adil yönetilmesi (su okuryazarlığı) için acil eylem çağrısı yapıldı. BM, su kaynaklarının yönetiminde köklü bir zihniyet değişiminin, sadece çevresel değil, gıda güvenliği ve jeopolitik istikrar için zorunlu olduğunu vurgulamakta. 
Halen yan yana barış ve huzur içinde yaşamakta olan iki halkın, en yaşamsal ve  öncelikli sorunu su iflasıdır.
Basın haberlerine göre güneydeki barajlarda doluluk oranı %13 dolayındadır. İçme suyunun denizden arıtılarak temininin ise, ekolojik felakete ve insanlarda böbrek iflasına neden olduğu bilinmektedir.
KKTC, halen anavatandan temin edilen su nedeniyle halen içme suyu bakımından sıkıntı içinde değildir. Fakat  küresel iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgede olduğumuzun bilincinde hareket etmeliyiz.  
Yeterli içme ve kullanma suyu olmadığı takdirde; yaşam zorlaşacak, tarım, sanayi ve turizm kesimi ayakta duramayacak. Kıbrıs’ta yaşayanlar, göç etmek zorunda kalacak.
            1974’te oluşan ve 1964 Viyana Anlaşması’nda tescil edilen iki kesimlilikteki olumlu durum, Kıbrıs’ın her iki halkın da yan yana barış içinde yaşamasının mümkün olabileceğini göstermektedir.
Bu nedenle komşumuz emperyalist devletler ile soykırımcı İsrail’in dolduruşuna gelip maksimalist taleplerden, ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanılabilecek ara çözüm dayatmasından vazgeçmeli, mevcut yan yana iki egemen yönetim modeline razı olmalı; böylece başta su olmak üzere, tüm konularda işbirliği içinde hareket ederek iki halkın da barış, huzur ve mutluluk içinde yaşaması gerçekleştirilmeli.
•         1.  (https://www.google.com/search?q=Birle%C5%9Fmi%C5%9F+Milletlerin+su+krizi+a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1&sca_esv=c6899c8c533a142b&sxsrf=ANbL-n7YghssRQh_kYfv6Gt92ZNbToT0Fg%

YORUM EKLE

banner608

banner474