Kıskançlık 

Kıskançlık, genellikle küçük ve yeterince uygarlaşmamış toplumlarda daha fazla görülen, yaşamı olumsuz yönde etkileyen zararlı bir duygudur. Kıskançlıkla birlikte değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık, çaresizlik gibi duygular da yaşanır.
Kıskançlık başkalarının sahip olduğuna kendisinin de sahip olması gerektiği düşünüldüğü zaman hissedilen bir duygudur.
Maddi ve manevi açlıktan ileri gelen, başkasının yaşamına sarkma, kendi hayatını değil, başkalarının hayatını kopyalamak istemektir.
Bir başkasında olan maddiyatı, manevi nimetleri çekememek, fesat yani bozgunculuk ve kıskançlık bir toplumu yer, bitirir. 
KKTC’de maalesef kıskançlık nedeniyle başarılı kişiler, takdir edilmez, aksine kötülenir, suçlanır, dışlanır ve mutsuz edilir. Ülkesine hizmet etmesi engellenir. 
Bazı kişiler, başkalarının başarılı, sıhhatli, varlıklı olmasından memnun olmaz. Başkalarının kötü durumda olmasına sevinir.
Özel kesimde kendi alanında başarılı olanları, ülkemize kazandırdığı eserler ve sağladığı gelir nedeniyle takdir etmek yerine kıskanmak ve kötülemek ülkemizin zararınadır.
Devlet hizmetlerinde ise verimli hizmet yapan, iş bitirici, çalışkan ve değerli beyin güçlerini kıskanmak ve devre dışı kalmasını sağlamak, ülkemizde en basit sorunların bile çözümsüz kalmasına sebep olur.
 Kıskanma sonucu değerli ve yararlı olabilecek verimli hizmet edecek, halkımızın yararına hizmetler verebilecek ve ülkemizi refaha kavuşturabilecek birçok değerli vatandaşlarımız maalesef pasif duruma getirilmiştir.
Sonuçta, tüm yapıcı ve samimi uyarılara rağmen en basit sorunlara el atılmıyor ve her geçen gün halkımız sorunların sarmalında perişan oluyor.
Oysa halkımızın ve ülkemizin genel çıkarları bakımından ülkemizde yatırım yapanları, özel kesimde ve devlette başarılı olan kişileri, kıskanmak onları kötülemek, düşman göstermek yerine, örnek almak daha uygarca ve yararlı bir davranıştır.
Dinimize göre de haset ve kıskanma yanlıştır. Cenab-ı Hak ’Haset eden bir kimse benim nimetlerimin düşmanı, kaza ve kaderime küsmüş kullarım arasında yapmış olduğum taksimata razı olmamış bir kimsedir’ buyurmuştur.
Haset etmek Allah’ın(c.c.) yaptığı tahsise razı olmamak, onun iradesine karşı gelmek, onun adaletini beğenmemek demektir. 
‘Kudreti ile yaşadığım Allah’a(cc) yemin ederim ki, bir kul kendisi için sevmediğini komşusu ve kardeşi için sevmedikçe iman etmiş olmaz’ (Müslim). 
Huzur ve barış içinde yaşamamız için kimseye kıskanmamalıyız, birbirimize haset etmemeliyiz, düşman olmamalıyız, birbirimizin kuyunu kazmamalıyız.  Allah kullarına birbirini sevmeyi kardeş gibi hareket etmeyi emretti.
‘Büyüklük taslamaktan sakınınız. Çünkü iblisi Hz. Adem’e secde etmemeye sevk eden büyüklük taslamasıdır. Hasetten sakınınız, Hz. Adem’in iki oğlundan biri kardeşini hasetten dolayı öldürdü.’(İbn-i Asakir).
Bazı kişilere göre kıskanma özgüven eksikliği duyan yetersiz insanların davranışıdır ve aşağılık kompleksinden kaynaklanır. 
Kıskanma illetine kapılanlar özgüvenlerini öz saygınlıklarını korumakta zorlanırlar. Hem kendini hem de çevresindekilerine zarar verirler. ‘Sende var, bende niçin yok? Benim neyim eksik?’ düşüncesi ile her gördüğünü isteyen, kıskanan kişiler, sadece çevrelerine zarar vermezler, aynı zamanda herkesle yarışmakla kendi yaşamlarını da berbat ederler

YORUM EKLE

banner456

banner459

banner455

banner460