Koruyuculuk ve yerli üretimin teşviki   

Sekiz tır domates ’in bozulabileceğinin umursanmaması ve 12 saat limanda bekletilmesi örneğinden ders alınmalı ve hükümetlerin ekonomik önlemler alıp uygulayabilmesi için, öncelikle grev kararının, sendika yöneticileri yerine çağdaş ülkelerde olduğu gibi üyelerin onayı ile alınabilmesi sağlanmalıdır. Aksi halde ekonomik sıkıntıların atlatılabilmesi için radikal önlemler alması mümkün olmayacak.
Demokratik hukuk devletinde hükümet, tüm vatandaşlara eşit mesafede olmalı ve alacağı kararların herkesi eşit oranda etkilemesine özen göstermeli. 
Yoksa halkın bir kesimini memnun ederken, diğer vatandaşların mağdur olmasına zemin hazırlamamalı. Ayrıca eylem yapanlara hak verilmesi, ses çıkarmayanların da mağdur edilmesi alışkanlığı ve uygulanmasından MUTLAKA vazgeçilmeli.
Örneğin döviz kurlarının sabitlenmesi kararı,  ev sahipleri yanında, bankalara döviz borcu ödeyenleri, Üniversite harçlarını, uçak fiyatlarını da kapsamalı.
Bir de vatandaşların tasarruflarını konut almaya yatırması ve kiralamasından elde ettiği kira gelirine değişik gözle bakılmamalı ve haksız gelir olarak görülmemeli. Çünkü konut sahibi olmak da bir çeşit yatırımdır. Ev sahiplerinin aldığı kira bedeli, çoğu kez eve yapılan tahribatın onarılmasını bile karşılamamaktadır. 
Üretimin desteklenmesi konusuna gelince, ekonomik kalkınma için, hükümetlerin yerel üretimi destekleyip kolaylaştırması şarttır.
Yalnız hükümet verimli, doğru, çağdaş,  zamana uygun teknikle yapılan sürdürülebilir üretimi desteklemeli.
Yoksa hükümetlerin ilkel, yanlış, pahalı ve sağlıksız koşullarda üretim yapanları destekleyerek bütçeye yük getirmesi ve tüketicileri de mağdur etmesi doğru değildir.
Örneğin hükümetin dünya piyasasına göre 3-4 misli daha pahalı üretilen, dış pazarlarda rekabet edemeyen ürünler için parasal destek vermesi veya koruyucu önlemler alması, ülkenin çıkarına değildir.
Ayrıca yerel üretimin desteklenmesi safsatası ile ülkemizde güneye ve Türkiye’ye göre birkaç misli daha pahalı pazarlanan ürünler için ithal izni verilmemesi yanlıştır.
Bu uygulama vatandaşlarımızın çoğunun, gereksinimini daha ucuz olan güneyden almasına ve kaçakçılığa sebep olmaktadır.
Sonuçta güneye gitmeyen veya gidemeyen kişiler, sebze ve et ihtiyacını 2 misli fiyattan yerel piyasadan karşılayarak mağdur olmaktadır.
Tarımsal üretim ve hayvancılık en zor mesleklerden biri olduğu için, dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi KKTC’de de desteklenmesi doğrudur.
Ancak devlet, tarım kesiminde gelişigüzel üretim yapanlara değil, belirlenecek doğru koşullara göre üretim yapanlara mali destek sağlamalı.
Örneğin sağlıklı mandırası olmayan,  yem bitkisi yetiştirmeyen, otlak olarak kullanabileceği arazisi olmayan, hazır yem ve arpa satın alarak hayvanlarına yediren üreticilere devletin mali destek vermesi, pahalı üretimi teşvik etmesi anlamınadır.
Kısaca belirtmek gerekirse, KKTC’de, dış pazarlarda rekabet edebilecek ve yerel piyasaya, güney ile anavatandaki satış fiyatı düzeyinde ürün temin edebilecek üretim yapılması sağlanmalı ve desteklenmeli. Değişen iklim koşulları nedeniyle artık ülkemizde yetiştirilmesi ekonomik olmayan maliyeti çok yüksek olan ürünlerin,  para zoru ile yetiştirilmesinin teşvik edilmesinden vazgeçilmeli.
Bu amaçla devletin ilgili kuruluşları, hangi alanlarda kazançlı üretim yapılabileceğini belirleyerek yol göstermeli ve bunlar için özendirici önlemler almalı.  

YORUM EKLE