banner564

Çözümsüzlüğün nedeni

BM’nin 4 Mart 1964 tarihli ve 186 sayılı kararı uyarınca Kıbrıs Cumhuriyetine silah zoru ile el koyan ve cezalandırılması gereken katil Makarios, cumhurbaşkanı ve Rum yönetimi, Kıbrıs Cumhuriyeti kabul edildi.
Zamanın anavatan yetkilileri de Denktaş’ın ısrarlı uyarılarına rağmen, kan akıtılmasının acilen durdurulabilmesi düşüncesiyle ilgili karara itiraz etmedi.
Kan akıtılmasını acilen durdurmak amacı ile alınan 186 sayılı karar, Rum katliamlarının durdurulmasını sağlamadı.
BM Barış gücünün varlığına rağmen,1963-74 döneminde Makarios idaresi altındaki polis ve EOKA’cılar Türklerin yaşamakta olduğu tüm yerleşim yerlerine saldırdı. Toplu katliamlar yaptı, yollarda seyahat eden kırsal alanlarda çalışan çok sayıda Türk katledildi. 
Adanın egemeni ve Kıbrıs Cumhuriyeti kabul edilmesi avantajı nedeniyle, sahip olduğu yönetim yetkisini Türklerle paylaşmaya razı olmadı ve hazırlanan tüm anlaşma taslaklarını reddetti.
Oysa 1963 olaylarında adaya BM Barış gücü yerine, garantör Türkiye ile İngiltere müdahale etmiş olsaydı, Rum -Yunanistan saldırı ve katliamları önlenebilecek, asayiş ve anayasal düzen tesis edilebilecekti. 
 Söz konusu karar nedeniyle, 2004’de sadece Rum halkını temsil eden güneydeki yönetim, uluslararası hukuk ve anlaşmalara aykırı olarak tüm Kıbrıs adına Avrupa Birliği üyeliğine alındı.
Halen Rum, bu karara dayanarak bizi çeşitli izolasyon ve ambargolarla çökertmeye çalışmaktadır.
186 sayılı karar nedeniyle KKTC bölgesinde de faaliyette bulunmasına rağmen, BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılmasında bile sadece Rum yönetiminin onayı alınmaktadır. 
Londra Zürih anlaşmalarına göre güneyde sadece Rum’u temsil eden yönetimin yasal KC olmadığı inkar edilemeyen bir gerçektir. 
Haklılığımıza rağmen, güneydeki yönetimin BM ve AB üyeliğini iptal ettirebilmemiz mümkün değildir.
    Fakat bize yapılan haksızlığa boyun eğmemeliyiz. Acilen kan akıtılmasının durdurulması gerekçesiyle alınan 186 sayılı karar ile Rum yönetiminin Kıbrıs Cumhuriyeti kabul edilmesinin 1960 anlaşmasına aykırı olduğunu her platformda dile getirmeliyiz.
    BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılmasında sadece Rum yönetiminin muhatap alınması kararını tanımadığımızı bildirmeliyiz. KKTC ‘de bulunmalarına ve çalışmalarına izin vermemeliyiz.
Ayrıca her koşulda Yunanlıların safında olanlar dışındaki devletler ile dostlarımıza, Kıbrıs’ta uluslararası hukuk ve anlaşmaların çiğnendiğini ve Türk halkına soykırım uygulandığını anlatmalıyız. Ortega raporu, Akridas ve  İfestos planları ve benzeri yazılı kanıtları  bilgilerine getirmeliyiz.
BM ve AB’nin yanlı, haksız ve hukuka aykırı kararlarını değiştiremeyeceğimize göre, KKTC’nin de tanınmasını ve Rumların tanınma avantajını kullanarak Türkleri, ambargolarla mağdur etmesine son verilmesini talep etmeliyiz. 

YORUM EKLE

banner608

banner473