banner564

Oy kullanma oranının dibe vurması

Son milletvekili seçiminde oy kullanma oranının  %30’un altına düşmesi, halkımızın ezici çoğunluğunun tüm siyasilerden memnun olmadığını gösterir.
 Vatandaşlar eğer sadece iktidardan memnun olmasaydı, sandığa gidip oyunu muhalefete verecekti. Fakat, muhalefetten de memnun olmadığı için sandığa gitmedi.
Bu nedenle iktidar ve muhalefet, seçim sonucundan gerekli mesajı doğru bir şekilde almalı ve hatalı tutumlarını belirleyerek düzeltmelidir.
Kişisel görüşüme göre, halkımızın ezici çoğunluğu, sol kesimi temsil eden siyasilerin TC-KKTC yerine, Rum-emperyalistlerle ayni safta yer almasını ve ayni çözüm seçeneğini dayatmasını onaylamamaktadır. Bu nedenle birçok kişi sol adaya oy vermek yerine, sandığa gitmedi. Zaten anavatanın desteğine sahip olmadan Rum’un bizimle, adadaki varlığımızı özgürce sürdürebileceğimiz bir anlaşma yapacağını düşünmek hayal aleminde yaşamaktır.
Öte yandan, sosyal medyada yapılan yorumlar, halkımızın ezici çoğunluğunun artık geçmişten günümüze benimsenen popülist-umursamaz yönetim anlayışından şikayetçi olduğu, makamlarda rahatsız edilmemek için, alenen sürdürülen 5. kol faaliyetlerine seyirci kalınması, anayasamıza ve yasalara aykırı hareket eden kişi ve kuruluşlar hakkında, yasal işlem yapılmamasına tepkilidir.
Hükümetin, yakın geçmişte, elektrik kesintileri ile halkımıza ve ekonomimize zarar verilmesi karşısındaki pasif, çekingen umursamaz tutumu, halkımızın ezici çoğunluğu tarafından şiddetle eleştirilmişti. Buna rağmen yapıcı ve samimi uyarılara rağmen STÖ ve grev mevzuatının kötüye ve siyasi baskı aracı olarak kullanılmaması için gereken yasal düzenlemeler yapılmadı.
Başında Milli sözcüğü bulunan Bakanlığa bağlı okullarda yapılan grevler ve bazı öğretmenlerin anayasamıza, öğretmenler yasasına ve Eğitim bakanlığının kuruluş görev ve ilkelerine ters açıklamaları karşısında hükümetin tutumu, sert tepkilere sebep olmuştu.
Ayrıca, tam seçim arifesinde, yayınlanan bir kitapta TMT’nin dayanaksızca suçlanması ve itibarsızlaştırılmak istenmesi karşısında, yetkililerin pasif, umursamaz tutumu ve yasal işlem yapılmasının sağlanmaması, ulusalcı kesimin olağanüstü üzülmesine sebep oldu.
Üstüne üstlük, ulusalcı kesimin duyarlı olduğu bilinen Ercan uçak alanının adının değiştirilmesi talebinin tam seçim arifesinde gündeme taşınması ve devlet yetkililerinin isim değişikliği olmayacağını belirtmek yerine, Anavatan yetkilileri ile konuşulacağı mealinde açıklama yapması, bardağı taşıran son damla oldu. 
Sonuçta: hükümetin grev ve eylemler mevzuatını uygar ülkelerde olduğu gibi kötüye kullanılamamasını sağlayacak şekilde yeniden düzenlememesi ve yerli yersiz grevlerle vatandaşların mağdur edilmesi; TMT’ye yapılan iftira, Ercan uçak alanının adının değiştirilmesi dayatması, 5. kol faaliyetleri ile yeni neslin aidiyet duygusundan koparılması çabalarına seyirci kalınması, yaklaşık %70 olan ulusalcı kesimin oy kullanmamasına sebep oldu.
Kısaca belirtmek gerekirse:
 Sol kesim iktidara gelmek isterse, ideolojik saplantılardan kurtulmalı, Anavatanın tek dayanağımız olduğunun bilincinde hareket etmeli. AB üyesi Yunanistan’ın B. Trakya’daki soydaşlarımızın ve Rusya federasyonundaki Çeçen ve Tatar halklarının durumundan ibret almalı.
Ulusalcı kesimin oyları ile makamlara getirilen siyasiler ise, kendilerini makamlara getiren seçmenlerin beklenti ve istekleri doğrultusunda hareket etmeli.
Yeni neslimize, karşı tarafın tez ve ulusal davasını benimsettirmek ve halkımızı içeriden çökertmek faaliyetleri karşısında caydırıcı önlemler almalı. Yasaların ve anayasamızın ödünsüz uygulanmasını sağlamalı. Popülist yönetim anlayışını terk etmeli.
 

YORUM EKLE

banner471

banner474