Milli kimliğimizin zayıflatılmasının sonu yok olmaktır

Sahte Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yeni neslin Yunan ve Ortodoks ruhu ve bilinci ile yetiştirilmesi amacı ile okullar kilisenin güdümündedir. Ayrıca okullarda Yunanistanlı öğretmenler istihdam edilmektedir.
Kiliselerde ve askeri kışlalarda Türk düşmanlığı, Yunan milliyetçiliği ve ENOSİS ideali benimsettirilmektedir.
Güneydeki yönetimin Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu ileri sürmesine rağmen, ulusal günlerinde sokakları, Yunanistan bayrakları ile donatıyorlar.
Rum tarafında tüm kesimlerin söylem ve eylemleri, halkın çoğunluğunun, başka uluslara karşı hoşgörüsüz, saldırgan, bağnaz milliyetçi olduğunu gösterir.
Öğrencilerin Yunanistan bayrakları ile sınırlarımıza gelerek, Türk karşıtı sloganlar atması ve bayrağımızı yakması yeni neslin de bağnaz milliyetçi yetiştirildiğinin kanıtıdır.
  Öte yandan KKTC’de, solculuğu kendilerine öğretildiği şekilde kabul eden ve bu nedenle de hatalı yorumlayan bazı kişiler, Türk milliyetçiliğinin adadaki tüm sorunların başlıca nedeni olduğunu ileri sürüyor. 
Oysa, Atatürk’ün ifade ettiği gibi: "Bize milliyetperver derler. Fakat biz öyle milliyetperverleriz ki, bizimle teşrik-i mesai eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların bütün milliyetlerin icabatını tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz herhalde hodbinane ve mağrurane bir milliyetperverlik değildir."
Rum’un geçmişte bize yaşattığı acıların, saldırıların ve vahşetin bilinmesi hamaset kabul edilerek, okullarımızda ulusal mücadele tarihimiz öğretilmiyor. Böylece yeni neslin Rum’u tanıması, niyetini bilmesi engellenmekte, kolayca aldatılarak boyunduruk altına alınmasına zemin hazırlanıyor.
Bazı siyasi partiler, gençlere milliyetçilik karşıtı ideolojileri ve bağnaz milliyetçi Rum ile birleşmeyi benimsettirmeye çalışmaktadır.
 Milliyetçiliği kışkırtıyor gerekçesi ile Rum saldırı ve vahşetini gösteren ve anıt olarak bırakılması gereken Mağusa’daki Sakarya İlkokulu, yıkılarak ortadan kaldırıldı.
KKTC’de milliyetçiliği kötü gösterenlerin, güneydeki ırkçı- bağnaz ulusalcılığı dikkate almamaları ve hiç eleştirmemeleri, üstelik saldırganlıklarını da münferit olay göstererek aklamaları, gerçekte Türk milliyetçiliğine karşı oldukları kuşkularını güçlendirmektedir.
Güneyde yeni neslin bağnaz milliyetçi, bizde ise milli kimliği zayıf yetiştirilmesi, birleşmemiz durumunda, Rum çoğunluk içinde Türk varlığı yok olacaktır.
İşte bu gerçek nedeniyle 17/1986 Eğitim Yasasında: madde 27(3) 5.mad.Genel Amaçlar altında: ‘Kıbrıs Türk Toplumunun var oluş mücadelesini, kültürel ve manevi değerleri koruyan, toplumu ve yurdunu seven, Anavatan Türkiye’ye bağlılığı gözeten bilgiler doğrultusunda çocuklarımızın yetiştirilmesi ön görülmüştür. İlgili Yasada bu görev okullara ve öğretmenlere yüklenmiştir. Anayasamızın Madde (42) de ise ‘Öğretmenler, KKTC Anayasasına bağlı kalmak ve KKTC yasalarına uymak zorundadır’ hükmü vardır. 
Ancak, öğretmenleri temsil eden bazı sendika yöneticilerinin söylem ve eylemlerinin, anayasamız ve Öğretmenlik Yasası ile uyumlu olmadığı görüşündeyim.
Türk milliyetçiliğine karşı olan bazı kişilerin, Atatürkçü görünmek çabasında olmaları ise inandırıcı değildir. Çünkü Atatürk: ‘Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, ilk önce biz kendi benliğimize ve milliyetçiliğimize bu hürmeti: Hissi, fikri ve fiili olarak bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.’ diye ifade etti. Özetle belirtmek gerekirse, bu topraklarda varlığımızı ilelebet sürdürebilmemiz için, sapık ideolojik saplantıların ve dayanaksız Türkiye düşmanlığı nedeniyle milliyetçiliği kötüleyenlerin etkisi altında kalınmamalı, yeni nesli ulusal kimliğine bağlı yetiştirmeliyiz.

YORUM EKLE