Muhalefetin ortak açıklaması ne söylüyor?

Geçen 16 Ocak’ta bu gazetede çıkan yazımda muhalefet blokunun Türkiye için gelecek vizyonunun ne olduğu sorusunu sormuş ve parlamenter hükûmet sistemine geri dönmek dışında kalan temel konulardaki görüşlerinin belirsizliğinden yakınmıştım. Bu belirsizliğe örnek olarak işaret ettiğim sorunlar arasında şunlar da yer alıyordu:

İdeolojik kimliği, din-devlet ilişkileri ve aşırı merkeziyetçi üniter yapısı başta olmak üzere devletin temel anayasal nitelikleri konusunda muhalefet bloğunun ne düşündüğü; ülkenin iktisadî çöküşünü önlemek, enflasyonu düşürmek ve yoksulluğu giderip genel refahı artırmak için nasıl bir ekonomi politikası izleyeceği; ‘’FETÖ’’ ile ilişkili oldukları iddiasıyla mahkemelerde süründürülen veya hapislerde çürütülen on binlerce yurttaş ve KHK’lılar başta olmak üzere 15 Temmuz rejiminin diğer mazlum ve mağdurlarına adalet getirmek için bir projelerinin olup olmadığı; Kürt sorununun barışçı-demokratik yoldan çözümü diye bir gündemleri bulunup bulunmadığı.

Aradan yaklaşık bir ay geçtikten sonra, 13 Şubat’ta nihayet muhalefet liderleri siyasî vizyonları hakkında fikir veren ortak bir açıklama yaptılar. İlk bakışta bir hayli iddialı görünen ve toplumun muhalif kesimlerinde ümitli bir hava yaratan bu açıklamada öne çıkan hususlar şöyle özetlenebilir sanıyorum:

Bu metin gerek vurguladığı amaç ve ilkeler, gerekse ortaya koyduğu hedefler bakımından doğru bir yaklaşımın ürünü olarak görünmektedir. İçinde bulunduğumuz krizi ‘’uzlaşarak ve birlik içinde’’ aşmayı ve ‘’sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde’’ çözmeyi muhalefet bloğunun ortak sorumluluğu olarak gören bir perspektif elbette ümit vericidir.

Açıklama metninde vurgulandığı gibi, güçlü yasama; yolsuzluğun kökünün kurutulduğu, şeffaf, hesap veren ve eşitlik, tarafsızlık ve liyakate riayet eden bir kamu yönetimi; bağımsız ve tarafsız bir yargı elbette hem doğru politik hedeflerdir, hem de Türkiye’nin acil ihtiyacıdır. ‘’Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme’’ hedefi de öyle tabiî.

Ama bu metin, kısmen ekonomik politika meselesi hariç, benim yukarıda işaret ettiğim sorulara doğrudan cevap vermiyor. İlk olarak, ‘’hükûmet sistemi’’ hariç, Türkiye’nin en temel anayasa sorunlarının böylesine bir kritik metinde göz ardı edilmiş olması bana anlaşılabilir gelmiyor. ‘’Eşit yurttaşlık’’a ve ‘’tüm farklılıklarımızla beraber biz’’ düşüncesine yapılan atıflarda örneklenen dolaylı anlatımları saymazsak, muhalefetin Türkiye’nin temel sorunlarından birini, ‘’Kürt sorunu’’nu, görmezlikten gelmiş olması için de aynısı söylenebilir.

Bunun gibi, ortak açıklamada 15 Temmuz rejiminin yarattığı büyük toplumsal hasarın tamir ve telâfisinin temel bir güncel sorun olarak gündeme getirilmemiş olması da fazlasıyla tuhaf ve ümit kırıcıdır. Ülkenin en âcil ve can yakan adalet sorununun çözümü konusunda söz söylemekten kaçınan bir ‘‘adalet, barış, refah ve huzur’’ vaadi olabilir mi?...

Öyle görünüyor ki, muhalefet partilerinin 28 Şubat’ta yapacakları belirtilen ayrıntılı açıklamada da bu soruların cevabını bulamayacağız. Çünkü, haberlere bakılırsa, yapılacak olan açıklama esas olarak parlamenter hükûmet sistemine geçişle ilgiliymiş.

Muhalefet partilerinin ortak açıklamasında dikkat çeken başka bir özellik te, bütün hedeflerin ‘’güçlendirilmiş parlamenter sistem’’e dönüşle –veya onun yeniden tesisiyle- ilişkilendirilmiş olmasıdır. Bu durum, açıklamada öngörülen hedefler kendi başlarına muhalefet blokunun bileşenleri için pek bir değer ifade etmiyormuş gibi bir izlenim yaratmaktadır. Nitekim, birisi ‘’(g)üçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek ortak ve öncelikli hedefimizdir’’ cümlesi olmak üzere, metnin üç ayrı yerinde parlamenter sistem vurgusu öne çıkarılmıştır.  

Galiba en önemli mesele de şu: İngilizcede bir söz var, ‘’söylemek yapmaktan kolaydır’’ diye. Bunun gibi, söz konusu açıklama metninin retoriği güzel güzel olmasına da, muhalefet partilerinin bir şekilde iktidara gelmeleri halinde orada yazdıkları ilke ve hedeflerin ima ettiği veya bağlantılı olduğu kimi meselelerde Türkiye’nin carî rejiminin hassas noktalarına dokunmaları gerekecektir. Acaba bunun farkında mıdırlar ve farkındalarsa bunu yapma iradesine sahip midirler?...

Meselâ, modern Türkiye’nin yüz küsur yıllık (İttihatçı) ‘’devlet geleneği’’ne ve Cumhuriyet’in Kemalist dogmalarına hiç dokunmadan, ‘’Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları’’yla sahiden uyumlu bir sistem inşa etmek mümkün müdür?...

Yani, mesele retoriği güçlü metinler yazmak değil; retoriğin gücü kendi başına ‘’her şeyin güzel olması’’nı sağlayamıyor. 

Yine de, eksik-gedikleriyle birlikte muhalefetin bu hamlesi iyi yönde atılmış bir adımdır. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Turkish power
Turkish power - 5 ay Önce

Ne oldu ittihatçı gelenek Kemalizm senin kurt tealici fetocu İngiliz Muhibbi mandacı kişiliğine ters mi geliyor

Turkish power
Turkish power - 5 ay Önce

Üstadım feto tezgahiyla başkan olan dersimli Kemal ve çantası botanli tanrikuluya fetodan donme muhteşem eski maliye ve dışişleri bakanlarının partilerine ne olduğuna karar veremeyen akşener hanimefendiye Kürt tealicilerine tasnakcilara yeni duzulencilere palikarya yancı yavsaklarina İngiliz muhiplerine sorosculara kısaca sizin ekiplerinize Yedirmezler sorostan alman vakiflarindan mAas ne kadar Euro copleniyorsunuz iyi para veriyorlardı bizi de yancı alın ha ha ha

banner464

banner465