Mükemmel çıkmaz ve bir öngörü

 Bir öngörüde bulunmak istiyorum: Bugün, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Anastasiadis arasında yapılması planlanan görüşme başarılı olmayacak.
 
Nedeni, iki liderin görüşlerinin uzlaşamaz bir şekilde birbirinden kopmuş olmasıdır.
 
En kritik anlaşmazlık konularından biri, Türk tarafının talep ettiği siyasi eşitliktir.
 
Türk tarafının siyasi eşitlikten anladığı, devletin bütün kurumlarında Türk temsilcilerin veto hakkına sahip olmasıdır.
 
Daha önceki görüşmelerde Bakanlar Kurulu’nda yedi Rum, dört Türk’ün yer almasına karar verilmişti. Kurulda karar alınabilmesi için en az bir Türk’ün olumlu oy vermesi gerekecekti.
 
Rumlar bunu kabul etmişti.
 
Türk tarafının aynı kuralın devletin bütün kurumlarında geçerli olmasını istemesi ile işler çatallaştı.
 
Anastasiadis “Türkler kendilerini yakından ilgilendiren konularda veto sahibi olsun,” dedi, ama bunu da Akıncı kabul etmedi.
 
İsviçre’deki görüşmelerin Temmuz 2017’de kopmasından sonra Anastasiadis, Türklerin Bakanlar Kurulu’nda veto sahibi olması anlaşmasından da geri adım attı.
 
Ortaya şimdi içinde bulunduğumuz “mükemmel çıkmaz” çıktı. Rumlar, ada topraklarının neredeyse yüzde kırkını Türklere kaptırdıktan sonra Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de ellerinden kaçırmak istememektedirler.
 
Türklere her kurumda veto hakkı vermek tam bu sonucu doğuracağı için de Rumlar, haklı olarak, “siyasi eşitliğe” hayır demektedirler.
 
Sonuç: Neredeyse elli yıldır tartışılan iki bölgeli, iki toplumlu federasyon projesi kesin olarak başarısızlığa uğradı. Akıncı ile Anastasiadis artık bu projeyi bir milim ileri götüremezler.
 
Yaratıcı olma, uzlaşmacı olma, empati kurma, geçmişe değil geleceğe bakma ve yeni formüller üretme zamanıdır.
 
Politikanın arzulananı değil, mümkün olanı elde etme sanatı olduğunu anlamalıyız ve hayal kurmaktan vazgeçmeliyiz.
 
Kıbrıslı Türkler için “Avrupa Birliği Çatısı Altında İki Ayrı Devlet” olamaz, bu her ne kadar özellikle Türk tarafı için ideal bir çözüm olsa da. Olamaz, çünkü bunu ne Kıbrıslı Rumlar (ki AB’de vetoları vardır) ne de Avrupa Birliği kabul eder.
 
Nitekim bir süredir seslendirilen bu proje konusunda hiçbir devletten olumlu ses çıkmadı.
 
Başlamışken, bir ikinci öngörüde daha bulunmak istiyorum:
 
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin özel danışmanı Jane Holl Lute de görüşmeleri yeniden başlatma görevinde başarıya ulaşamayacak. Taraflar, birbirlerini, İsviçre Zirvesi fiyaskosunda bıraktıkları yerden daha da uzaklaşmış vaziyettedirler ve yaklaşacaklarına dair hiçbir emare yoktur.
 
Bu kopukluk, Lute’nin, tarafları bir araya getirecek ortak bir çerçeve metni hazırlamasına bile mâni oldu.
 
Bu durumda, muhtemelen bir aşamada “yapılabilecek bir şey yoktur” diyerek aradan çekilecektir.
 
Veya yerinde sayarak gelecek Nisan’da KKTC’nin yeni bir lidere kavuşmasını bekleyecektir.

YORUM EKLE