Ombu ağacı

Güneşin doğmasından önceki serin aydınlıkta yatak odasının penceresini açtığımda ombu ağacının çiçeklerini emmeye gelen arıların sesini duydum.  
Hasretini çektiğim bir sesti bu.
Ağaç kovan gibi kaynıyordu.
Üzerinde yüzlerce arı uçuşuyordu. Sanki çevredeki bütün kovanların arıları buradaydı. 
Ağaç arıların farkındaymış gibi geldi bana. Arılar bal alırken ağaç da emziren bir anne gibi, onlara bal veriyordu. 
Bir salkımdan diğerine uçarken, kanatlarının yarattığı hava dalgaları yaprakları titreştiriyordu. 
Arıların sesleri birleşip bir uğultu haline gelmiş, bazı geceler ayın etrafında ortaya çıkan hale gibi, ağacı çevrelemişti.  Ses, o kadar gür ve yekpareydi ki sanki arılar değil ağaç tarafından çıkartılıyordu. O kadar güçlüydü ki, sanki, ağaç motorlarını ısıtıyordu ve az sonra havalanıp, bilinmeyen bir yerde, bilinmeyen bir Tanrı’ya ihtiyar dünyanın halini anlatmak üzere, uzayın derinliklerinde kaybolup gidecekti. 
Ombu ağacı her sene bu aylarda çiçek açar. Çiçekler bildiğiniz çiçeklere benzemez. Salkım biçiminedirler ve sadece çekirdeği olan üzüm salkımlarını andırırlar. Önce beyaz-yeşildirler, tohuma dönüştüklerinde kahverengi ve yapışkan olurlar. 
Az önce araştırınca öğrendim ki ağaçları çoğaltmanın yolu bu tohumları filizlendirmekmiş. Kolay filizlenirlermiş. Zamanı gelince deneyeceğim.
Ombu Güney Amerika pampalarına ait bir ağaçtır. En çok Arjantin’de bulunur. Çevresi 15 metreyi, yüksekliği 18 metreyi bulur. 
Burada sık rastlanan bir ağaç değildir oysa yaprak dökmemesi, güzel gölge yapması ve az su istemesi bakımından tam buraya uygundur. Bir diğer özelliği çabuk büyümesidir. Odunu yumuşak ve süngerimsidir, o kadar ki bıçakla kesilebilir.
Ağacın bir özelliği, ki internette hiçbir sitede rastlamadım, çiçekli olduğu zaman güneş doğmadan önce ve güneş battıktan hemen sonra arı çekmesidir.  Neden sadece bu saatlerde de… Şimdi ombuya gitsem üzerinde sadece birkaç arı görürüm…Başka saatlerde değil, benim için bir muamma.
Ağacı nereden aldım ve ne zaman diktim hiç hatırlamıyorum. En başlarda, acemiliğimin doruk noktasında olduğu bir zamanda olmalı çünkü yanlış yere, evin çok yanına diktim. O kadar yanına ki budamasam dalları pencerelerden içeri girecek. Oysa onu boş bir alana dikmeliydim ki büyüyebildiği kadar büyüsün, pampalardaki kadar görkemli olsun.
Tek bu olsa… Acemlikle, bilgisizlikle ve duyarsızlıkla yaptığım hatalar buradan Arjantin’e yol olur. İnsanlar hayvanlar ve bitkiler gibi donanımlı doğmaz. İnsan anasından doğduktan sonra kendinden de doğmak durumundadır.  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Faruk Ercan
Faruk Ercan - 2 ay Önce

"İnsan anasından doğduktan sonra kendinden de doğmak durumundadır." Bence günün sözü Teşekkürler MM.

RAUF AKSOY
RAUF AKSOY - 2 ay Önce

Hayat günden güne kötüye gidiyor. Sadece KKTC'de Türkiye'de değil.Tüm dünya'da böyle.Size tavsiyem sakın evlenmeyin sakın üremeyin.Belki birileri bizi dünya'ya getirmek için bizden izin istemedi.Ama aynı hatayı biz yeni bir çocuk yaparak tekrarlamamalıyız.Adına dünya dediğimiz bu küre gün geçtikçe çekilmez bir hal alıyor.Bu nedenle size naçizane tavsiyem ürememek ve bu rezil dünyadan tek başına göçmek.

Ağaç gölgesi
Ağaç gölgesi - 2 ay Önce

M. M. Biz de eve iki üç metre mesafede Paulownia (Çin/Japon kavağı) dikme hatası yapmıştık zamanında. Kesmek zorunda kaldık. Yaprakları da dökülüyor üstelik.

banner471

banner472