Önemli uyarı

Yeraltı su kaynaklarından, yağışlarla beslenen miktarından fazla su çekildiği takdirde tükeneceği veya tuzlanacağı, herkesin bildiği bir gerçektir.
1970’li yıllarda basında benim bu konuda onlarca uyarıcı makalem yayınlandı. 
Fakat dikkate alınmaması bir yana, siyasiler tarafından cezalandırıldım, zarara uğratıldım.
Halen anavatanın olağanüstü fedakârlıklarla bize temin ettiği su sayesinde, KKTC’de içme ve kullanma suyu sıkıntısı yoktur. Çeşmeler 24 saat akmaktadır.
Ancak, bölgemiz ve su ihtiyacımızı karşılayan anavatanımız Türkiye de, çok ciddi su krizi tehdidi altındadır.
Son zamanlarda yağışlardaki azalma nedeniyle, anavatandaki tüm göl ve barajlarda, su seviyelerinin normalin çok altına düştü. Birçok göller kurudu. Yer altı su kaynaklarında da azalmalar endişe edilecek boyutlardadır.
Bilimsel veriler, bölgemizin ve ülkemizin ciddi su krizinin tehdidi altında olduğunu gösterir. 
TC meteoroloji Genel Müdürlüğü, NASA ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Anavatanın ciddi su kıtlığı ile karşı karşıya olduğunu açıkladı.
İçme ve kullanma suyu ihtiyacımız anavatandan temin edildiğine göre, oradaki kuraklıktan bizim de etkilenebileceğimiz aşikardır.
Kuşkusuz her konuda bize fedakarca yardım elini uzatan anavatanımızın, olası su kıtlığında da, kendi ihtiyacından kısıtlama pahasına, bizi susuz bırakmayacağı biliniyor.
 Ancak küresek iklim bozukluğuna bağlı olarak ülkemizin ciddi kuraklık tehdidi altında bulunduğunu dikkate almamız ve gerekli önlemleri yerine getirmemiz gerekir.
Yeraltı su kaynaklarımız yetersiz olduğuna göre, bunları idareli kullanmamız ve rehabilite etmek için acilen önlemler almalıyız. 
Yalnız su tasarrufu, kişi başına günde kullanılmakta olan kullanma suyu miktarının daha da azaltılması anlamında algılanmamalı. Çünkü kişi başına günlük su kullanımının azaltılması, öncelikle yaşam kalitesinin aşağıya düşürülmesi demektir.
Halen, uygar ülkelerde günlük su kullanma miktarları; 
Şehir içi evlerde 60 -100 lt.,bahçeli evlerde 150- 400 lt’dir. Kırsal alanlardaki günlük su kullanma miktarı ise kurak alanlarda 60- 80 lt., yağışlı alanlarda 20- 40 lt’dir. Bilimsel verilere göre, kullanma suyuna ek olarak, normal aktivite ve sıcaklıkta, insanın günlük beslenmesinde 2.7-3.7 lt dolayında su içmesi gerekir. Bu nedenle gerek kırsal alanlarda gerekse şehirlerde su temin etmekle yükümlü kuruluşlar, bu gerçekleri dikkate almalı. Belediyeler su ücretlerini bilimsel kriterleri dikkate alarak ayarlamalı.
Yeterli ve kaliteli su varlığı, gıda güvenliği, sürdürülebilir kalkınma ve tüm canlıların yaşamının devamının temel koşuludur. Bu nedenle su kaynaklarımızı korumalıyız.
Anavatandan temin edilen su projesinin ömrü tamamlanmadan, mutlaka yerel su altı kaynaklarımızı rehabilite etmeliyiz. Bu çerçevede, yakın geçmişte anavatan uzmanları ile hazırlanan ve KKTC hükümeti tarafından imzalanan su protokolü mutlaka uygulanmalıdır. 
 ‘Kuyular Yasası’ titizlikle uygulanmalı ve kesinlikle yeni kuyu açılmasına izin verilmemeli. 
Bunun yanında, akiferlerden beslenme miktarının üzerinde su çekilmemesi için, başka kurak ülkelerde yapıldığı gibi, kuyulara sayaç konulmalı ve her kuyudan yılda en çok ne kadar su çekilebileceği sınırlandırılmalıdır. 
Halen çevre kirliği yapan atık sular ve su baskınlarına sebep olan yağmur suları ekonomiye kazandırılmalı.
Geçitköy Barajında kapasite fazlası suları, denize akıtmak yerine, yapılacak basit  toprak kanallar ile yer altı sularının beslenmesine yönlendirilmeli.
Su kaynakları ve yağış bakımından bizden çok daha iyi durumda olmasına rağmen, halen anavatanda, iki bin metrekareden büyük arsalara inşa edilecek binaların çatısına düşen yağmur sularının, bahçe sulamada ve arıtılarak kullanmak amacı ile zemin altında depolanması, yasal zorunluluktur. Bu öneriyi emekli bir akademisyen olarak benden önce ilgili devlet kuruluşlarının hükümet ve belediyelere önermesi gerekirdi.
KKTC’de de bundan sonra inşaat izinleri verilirken, MUTLAKA çatıya düşen yağmur sularının, zemin altında depolanması koşulu getirilmeli. 
    Dünyada canlılar arasında suyu en fazla tüketen biz insanlarız. Bu nedenle suyun kullanılmasında da biz hesaplı davranmalıyız gıda güvenliğinin ve sürdürülebilir kalkınmanın, yaşamımızın, geleceğimizin temel koşulu, yeterli miktarda ve kaliteli suyun temin edilebilmesine bağlıdır. 
Ancak dünyanın dörtte üçünün sularla kaplı olmasına karşın, erişilebilen içilebilen kalitede tatlı su miktarı %1’den bile azdır.
     Bu nedenle su kıtlığı ve suyun hesaplı kullanılması tüm insanları ilgilendirmektedir. 
Kurak bölgede olmamız nedeniyle KKTC’de su konusunda gereken çalışmaları mutlaka yapmalıyız. 
Tarım başta olmak üzere stratejiler, politikalar ve eylemler belirlenerek su verimliliği haritası ana hatlarıyla belirlenmelidir su kullanımımda tasarruf önlemleri alınmalıdır. Bu amaçla acilen ‘Su Yönetimi Kurulu’ oluşturulmalı.

YORUM EKLE

banner456

banner468