Önümüzdeki seçim geleceğimiz bakımından çok önemlidir

Kıbrıs Türk halkı için, can ve mal korkusu içinde olmadan güven içinde yaşamak ve varlığını onurlu bir şekilde sürdürmek, her şeyden önemlidir. 
Annan planı ve C.Montana müzakerelerinde, Rum ve Yunanistan, Türk tarafının kabul ettiği korkunç ödünlere rağmen, sırf hemen Türk ordusunun uzaklaştırılmasını kabul ettirememeleri nedeniyle, anlaşmaya razı olmadı. Biz de uçurumun kenarından kurtulduk.
Basında müzakerelerle ilgi çıkan haberlere göre, Rumların federasyon adı altında,  başat olacakları üniter çözümü dayattığı anlaşılmaktadır.
Çeşitli nedenlerden dolayı her koşulda Rum’la  birleşmeyi tek çözüm seçeneği gösteren iki siyasi partinin  liderleri bile, müzakerelerde kabul ettikleri korkunç ödünlere rağmen, Rum’u anlaşmaya razı edemedi. Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yaptıkları açıklamada, Rum’un bizimle eşit ortaklıktan yana olmadığını belirtmişlerdi.
           Ancak bana göre, Sırf anavatanla bütünleşmememiz  için, hala daha her koşulda  Rum’u  birleşmeye zorlamamızı, daha doğrusu razı etmemizi savunurlar.
Oysa birleşmede ısrar etmemiz, zaman kaybına, Rum’un daha fazla ödün koparma iştahının kabarmasına ve makul anlaşma yapılamamasına sebep olmaktadır.
1963’te ortak olduğumuz K.C’den atılmamız ve mağdur edilmemiz karşısında, anavatan dışında hiçbir devletin ve uluslararası kuruluşun bize yardım elini uzatmaması, dünyada haklı ile haksızın ayırt edilmediğini ve yazılı anlaşmaların da dikkate alınamadığını gösterir.
 Ayrıca Anavatanın 11 yıl bizi kurtarmasının engellenmesi, yazılı müdahale hakkının da   güvenilir olmadığı anlaşıldı.  Çevremizde cereyan eden olaylar, anavatanın koruması altında bulunmamızın ne kadar önemli olduğunu kanıtlamaktadır.
1963’te silah ve militan bakımından gücü yeterli olmadığı için ve bizim de hazırlıklı olmamız nedeniyle, Rumbizi bir gecede yok edemedi. Fakat halen  durum farklıdır. Olası çözümle  Türk ordusunun uzaklaştırılması durumunda  bizi kısa sürede soykırımla ortadan kaldırabilecek askeri güce sahiptir.
Almanya savaşı başlatan taraf olarak, zarara uğrattığı Fransa ve diğer devletlerden özür dileyerek, tazminat ödedi . Böylece halen dostça ilişkiler içinde işbirliği yapmaktadırlar.
Fakat Rumlar 1957 ve 1963-74 saldırıları nedeniyle Türklerden özür dilemedi, tazminat ödemedi. Üstüne üstlük bize düşmanca tutumu devam ettiriyor. 
Halen Güneydeki yetkililer ve basın, Kıbrıs Helenizm’inden söz etmekte, resmi kuruluşlarda ve ulusal törenlerde göndere Yunanistan bayrağı asmaktadırlar.
Çeşitli dayanaksız ve  hayali beklentilerle Rumlarla birleşmeyi savunanların tezlerinin , tehlikeli ve  yanlış olduğu, peş peşe  somut örneklerle  yine Rumlar tarafından kanıtlanıyor. 
Mecliste temsil edilen siyasi partilerin tümünün de iktidara gelmesine rağmen hiç birinin  başarılı hizmet edemediği ve halkın yönetimimizden şikayetçi olduğu bilinmektedir. 
          Fakat anavatan sayesinde bugünkü yaşam düzeyimizin, İngiliz ve Kıbrıs Cumhuriyeti döneminden kıyaslanamayacak derecede çok daha iyi olduğu da  inkar edilemez. 
Ayrıca bozuk-popülist yönetimi  iyileştirmek mümkündür. Yanlış bir çözüm ise, bizi geri dönüşümü olmayan 1974’den önceki karanlık döneme götürecek.  
Rum’la birleşme karşıtı siyasi partiler, bu güne kadar yaşanan deneyimler nedeniyle,  anavatanla işbirliği içinde  yan yana iki devletli bir anlaşma yapılmasını savunmaktadır.
Halkımızın ezici çoğunluğu da, Rum’un hedef ve niyetini dikkate alarak, Rumlarla birleşmeye karşıdır
Bazı kişiler ise, Rum’un dayattığı ve KKTC deki sol partilerin müzakere etmeyi kabul ettiği federasyon şeklinin  ENOSİS’in önünü açacağının farkında değildir. Örneğin Rum-Emperyalist ve içimizdeki işbirlikçilerin dilinden düşürmediği iki bölgeli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm, bizim anladığımız manada olmayıp, softa şaşırtmasıdır.Çünkü, Rum’un dayattığı ve bizim solcu müzakerecilerin kabul ettiği serbest dolaşım ve yerleşim ilkesi nedeniyle, iki kesimlilik lafta kaldı. Yönetimde aritmetik eşitlik değil Türklerin yönetimde kararların alınmasında söz sahibi olması bile kabul edilmedi. 
 Bu gerçeği bilen birleşme yanlıları, savundukları federal birleşmenin ayrıntıları hakkında halkımıza bilgi vermemektedir .Duygu sömürüsü ve kulağa hoş gelen kışkırtıcı sloganlarla birleşmeyi benimsettirmeye çalışmaktadır.
Ayrıca, bazı birleşme yanlılarının sosyal medyada ortaya koyduğu görüşlere  göre,  oy oranlarının  %15-20 den fazla olmayacağını dikkate alarak, ulusalcıları sandığı boykota  teşvik etmektedirler. Böylece  halkımızın devletinden yana olan iradesinin dünyaya yansıtılmasını engellemeye çalışmaktadır.
    Kısaca belirtmek gerekirse, önümüzdeki milletvekili seçimi, halkımızın geçmişin karanlık dönemine götürülmesi ile anavatanın koruması altında onurlu ve özgür bir şekilde yaşamamızı sürdürmemiz arasında tercih anlamında olacaktır. 

YORUM EKLE

banner471

banner465