banner564

Özgürlük düşünürü olarak Herbert Spencer (III)

Herbert Spencer ‘’toplumsal hayatın ve ekonominin disipline edilmesi’’ni öngören ‘’bürokratik- sosyalist rejim’’i özgürlük davasının önündeki en büyük güncel tehlike olarak görüyordu. Ona göre, sosyalizm bir tür köleliği temsil etmekteydi: ‘’Eğer bireyin toplum için çalışmak ve genel stoktan toplumun kendisi için uygun gördüğü payı almaktan başka bir seçeneği yoksa, o toplumun bir kölesi haline gelir.’’

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında yaygınlaşan devletlerin merkezileşme, düzenleme ve militarizm uygulamaları Spencer’a göre despotizm ve köleliğin yolunu açıyordu. ‘’Yaklaşan kölelik’’ten endişe eden düşünür 20. yüzyılın devletçilik, savaş ve askeri diktatörlükler çağı olacağını da öngörmüştü. Kısaca dünyanın önünde yeniden ‘’militan toplum’’a dönme ihtimali belirmişti.

Spencer’ın siyasî felsefesinin önemli bir özelliği de militarizm ve emperyalizm karşıtlığıdır. Çünkü, kendi anlatımıyla, ‘’her yerde ve her zaman kronik savaşlar sadece askerlerin bedeninde değil genel toplumda da militan tipte yapılar üretir.’’ Düşünür emperyalizm ve sömürgecilik karşılığında o kadar katıdır ki, ‘’vatansevmezlik’’le suçlanmayı göze alarak, kendi ülkesi olan Britanya imparatorluğunun ikinci Afgan savaşı (1878-80) esnasında şöyle demişti: ‘’İnsanlar, davalarının âdil olup olmadığını hiç sorgulamadan, emir üzerine başka insanları vurmak için asker oldukları zaman, vurulanın kendileri olup olmadığı umurumda değildir!’’

Spencer’a göre, uluslararası alandaki saldırgan savaş ile ülke içindeki siyasi baskı arasında içsel bir bağlantı vardır. Emperyalist siyasetler sömürgeleştirilenler için olduğu kadar sömürgeciler için de zararlıdır; savaş sermayeyi üretken kullanımdan yıkıcı kullanıma kaydırır ve böylece ‘’nesillerin birikmiş emeği’’ni israf eder. Ayrıca, sömürgeci devletlerin kendi vatandaşlarının haklarına saygı göstermeleri de pek beklenemez.

Kendi zamanında ‘’genel oy’’un coşkulu savunucusu olmuş olan Herbert Spencer taraftarı olduğu temsilî-demokratik rejimi bireylerin doğal haklarıyla sınırlanmış devlet idealiyle bağdaştırmaya çalışır. Ona göre, çoğunluk yönetimi gereklidir ama çoğunluğun devletin ana görevi olan bireysel hakların korunması amacına aykırı kararlar almaya yetkisi yoktur.

Bununla tutarlı olarak, özellikle yasama yetkilerine sınır tanımayan çoğunlukçu rejime karşıdır. Spencer temsilî parlamentoların, vaktiyle kralların yaptığı gibi, bir tür ‘’ilâhî hak’’ iddiası gütmelerini tehlikeli bir hurafe olarak nitelendirir. ‘’Geçmişte hakiki liberalizm kralın sınırsız otoritesi varsayımına karşı çıktığı gibi, bugün de hakiki liberalizm parlamentonun sınırsız otoritesi varsayımına karşı çıkacaktır.’’

19. yüzyılın bu önde gelen özgürlük filozofu bireylerin ‘’devleti görmezlikten gelme hakkı’’na sahip olduğu gibi radikal bir düşüncenin de savunucusu olmuştur: ‘‘Devletlerin insanlar için değil de insanların devletler için yaratılmış olduğunu savunanların hiçbir kimsenin devlet denen siyasî organizasyonun yetki alanının dışında kalamayacağını düşünmelerinde tutarsızlık yoktur. Fakat iktidarın yegâne meşru kaynağının insanlar olduğunu iddia edenler’’ bireyin devleti yok sayma hakkını inkâr edemezler. Bu hak devlete de onu kullanan kişiyi böyle yapmakta serbest bırakma yükümlülüğü yükler.

Düşünürün kendi ifadesiyle: ‘’Eğer herkes başkalarının eşit özgürlüğünü ihlâl etmemek kaydıyla istediği her şeyi yapmakta özgür ise, o zaman o devletle bağını koparmakta da, yani onun korumasından feragat etmek ve sağlayacak olduğu desteğin karşılığını ödemeyi reddetmekte de özgürdür. Açıktır ki, kişi böyle davranmakla kesinlikle başkalarının özgürlüğüne tecavüz etmiş olmaz. (…) Aynı derecede açıktır ki, yurttaşlık vergilerin ödenmesini gerektirdiğine ve [vergilendirme yoluyla] kendi iradesine aykırı olarak bireyi mülkiyetinden yoksun bırakmak ta bireysel hakların ihlâli olduğuna göre, kişi ahlâkî bir yasayı ihlâl edilmeden politik bir kurumun üyesi olmaya zorlanmaz.’’

Bununla beraber, Spencer’a göre bireylerin bir devletin yetki alanından ayrılma hakkı ancak toplumsal ve ahlâkî evrimin nihaî aşamasında, yani gönüllü iş birliğine dayanan sözleşme toplumunda geçerli olacaktır.  

YORUM EKLE

banner582

banner608

banner628

banner474