Petrolsüz Venezuela olmak

 Batı siyasi literatüründe Petrostate diye bir deyim var.
 
Türkçeye Petrodevlet olarak çevrilebilir.
 
Aşağılayıcı bir sıfattır Petrostate. Zenginliğinin kaynağı petrol olan, bu nedenle birçok sevimsiz özellik kazanan küçük ülkeler için kullanılır daha çok.
 
Dünyadaki en büyük petrol rezervlerine sahip, ama sefalet içinde yüzen Venezuela, bu tarzın klasik örneğidir.
 
Petrostate’nin özellikleri şunlardır:
 
·     Hükûmet petrol ve doğalgaz ihracatına bel bağlamıştır.
 
·     Ekonomik ve siyasi güç, dar bir elit azınlığın elinde yoğunlaşmıştır.
 
·     Siyasi kurumlar zayıftır, hesap verme zorunluğu yoktur, rüşvet ve yolsuzluk yaygındır.
 
Büyük petrol ve gaz ihracatçısı devletlerin birkaçı hariç hepsi bu tanıma girer: Çad, Cezayir, Ekvador, Endonezya, İran, Libya, Kamerun, Meksika, Nijerya, Umman, Katar, Rusya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve tabii Venezuela.
 
Petrostate’ler gelirlerinin büyük bir bölümünü petrol ve gazdan elde ettikleri için tarım ve sanayiye önem vermezler. Uluslararası piyasadaki dalgalanmalar nedeniyle ihracat gelirleri azaldığında dara düşerler. Vergiden çok bu gelire dayandıkları için de vatandaş ile devlet arasındaki bağ zayıftır.
 
Bu ülkelerin çoğunda yeraltı zenginliği; demokrasi kurulmadan, devlet kurumları oluşmadan, bağımsız bir memur sınıfı, özel sektör ve hukuk devleti gelişmeden meydana geldi. Bu ortam, yöneticilerin hesap vermeden servetin üzerine konmalarına ve muhalefeti ezmelerine veya satın almalarına olanak verdi.
 
Hâlen, aynı anda dünyanın en büyük siyasi ve ekonomik krizini yaşamakta olan Venezuela’da, petrol 1920’lerde bulundu. Ara ara iyi yıllar yaşamış olmasına rağmen Venezuela’nın kaderi daha çok sefalet, istikrarsızlık ve kan oldu.
 
Bugünlerde her on Venezuelalıdan dokuzu, sefalet içinde yaşıyor. Üç-dört milyonu başka ülkelere kaçtı. Enflasyon yüzde seksen binler düzeyinde seyrediyor. Analistler sadece 1972 ile 1997 arasında 100 milyar dolar petrol gelirinin çalındığını söylüyorlar.
 
Otuz iki milyonluk ülke 1958’den beri demokrasi ile yönetiliyor, ama rejimin demokrasi ile ilgisi gittikçe azalmaktadır.
 
Bunun yanında, Norveç, İngiltere, hatta ABD gibi gaz ve petrol sahibi kurumsallaşmış ülkeler var. Orada yeraltı serveti demokratik kurumları yıpratmadan refaha katkıda bulundu.
 
Bir ülkenin Petrostate özelliklerine sahip olması için ille de petrol ve gaz sahibi olması gerekmez.
 
Demokrasi tramvayından inmesi veya ona hiç binmemiş olması yeterlidir.
 
Türkiye’nin AKP yönetimindeki hâline bakıldığında; ekonomik ve siyasi gücün dar bir elit azınlığın elinde yoğunlaştığı, siyasi kurumların zayıf olduğu, güç sahiplerinin hesap verme zorunluğuna tabi olmadığı, rüşvet ve yolsuzluğun yaygın olduğu, mükemmel bir petrolsüz bir Petrostate örneği görülebilir.
***
Bu yazıdaki bilgilerin kaynağı: https://www.cfr.org/backgrounder/venezuela-crisis

YORUM EKLE