Rabbi onu affetsin

 Diğer politikacılarla karşılaştırıldığında, Erdoğan’ın ilginç bir ayrıcalığı var:
 
Başkalarını gömebilecek bir hata yaptığında “Rabbim beni affetsin,” deyip cevabı beklemeden yoluna devam etmek.
 
Ve Rabbin affını gerektiren başka hatalar yapmak.
 
Sondan bir önceki hatası, Merkez Bankası’nın  elini bağlamak ve TL’nin hızlı düşüşünü engellemek için alınması şart olan önlemleri ertelemektir.
 
Son hatası ise seçimlerden sonra derecelendirme kuruluşu Moodys’e karşı “operasyon” düzenleyeceğini açıklamasıdır. Sadece bir cümle ile  TL’nin yeniden düşmesine neden oldu.
 
TL yılın başından bu yana yüzde yirmi civarında değer kaybederek gelişmekte olan ülke paraları arasında düşüş birincisi oldu. TL’nin bu felâketinin baş nedeni Erdoğan’dır.
 
Erdoğan Moody’s’i umursamayabilir.
 
 Ama Moody’s’in dediğini umursayanlar var ve bunların umursaması Erdoğan’ın umursamamasından daha önemlidir.
 
Türkiye’nin yabancı kreditörlerinden bahsediyorum.
 
Erdoğan, batıyı sevmiyor, Müslüman dünyası ile sarmaş dolaş bir Türkiye istiyor. Yüzeysel olarak böyle bir kucaklaşma var. Ama ekonomi Erdoğan’ın peşinden gitmiyor, Batı’ya çakılı duruyor. 
 
Dış ticaretin büyük bir bölümü Batı ülkeleriyledir. Türkiye’ye en büyük yatırımı Batılı şirketler yapıyor. Ve belki de en önemlisi, ekonomi Batı’dan gelen kredilere muhtaç. Çünkü  Mustafa Sönmez’in sözleriyle ekonomi “döviz kazanmaktan çok, çok döviz harcayan ve borçlanan” bir ekonomidir.”*
 
Türkiye ekonomisi yeteri kadar tasarruf ve döviz üretemiyor. Ama üretiyormuş gibi harcıyor. Bunu mümkün kılan dış borçtur. Yabancıların Türkiye’de yaklaşık 700 milyar dolarlık bir varlığı var.
 
Borçlanmanın sürdürülebilir olması iki şeye bağlıdır: siyasette ve ekonomide istikrara. Ve Moody’s gibi derecelendirme kuruluşlarının böyle bir istikrarın var olduğunu ve ülkenin yatırımcılar için güvenli bir yer olduğunu onaylamasına.
 
Türkiye artık siyaset ve ekonomide istikrara sahip değildir. Ve Moody’s muhtemelen Türkiye’nin notunu kıracaktır. Erdoğan’ın kızgınlığının nedeni budur.
 
Mantıksız bir öfkedir bu: İstikrarın buharlaşıyor olmasının nedeni Erdoğan’dır. Moody’s ve diğer derecelendirme şirketleri bunu sadece saptıyorlar ve onaylıyorlar.
 
Moody’s’in Türkiye’nin notunu kırmasının sonucu:  
•    Borçlanmanın pahalılaşması,
•    Kredi girişinin azalması,
•    Türkiye’den para kaçışı ve
•    TL’nin değer kaybının sürmesi olacaktır.
 
Bütün bunlardan çıkan ders Türkiye’nin dış finans dünyasına kafa tutacak güce sahip olmadığıdır.
 
Ama Erdoğan için, ders çıkıyor diye ders alınacak diye bir kural yoktur.
 
Huylu huyundan vazgeçmez.
 
Yarınki seçimlerde iktidarını yenilerse er veya geç 2002’de onu iktidara getiren ekonomik krizin bir benzerini Türkiye’ye yaşatacaktır.
 
Karanlıkta uçurumun kenarında dans edenler, nerede dans ettiklerini ancak aşağı düştüklerinde anlarlar.
 
 
•     Ekonomist Mustafa Sönmez’in bu konuyu açıklayan mükemmel yazısını Al Monitor’da okuyabilirsiniz:  
https://www.al-monitor.com/pulse/tr/contents/articles/originals/2018/06/turkey-foreign-monies-force-ankara-to-toe-the-line.html

YORUM EKLE