Sahte kavağın altında

Öğleye doğru bahçede gezmeye çıktık. Biraz dolaştıktan sonra dalı yere sarkan bir sahte kavak ağacının gölgesindeki sandalyelere, Espasito ve ben, oturduk. 
Bahçede birkaç yerde oturup çevreyi gözlerimle içtiğim sandalyeler var. Burası iki sandalye olan birkaç yerden biridir.
Nedense Espasito’nun aklı beyaz yakalı olarak İzmir’de çalıştığı günlere gitti.
“Kız arkadaşlarla haftada bir iki gece içmeye giderdik,” diye anlattı. “Hafta arası olduğu için ölçülü içerdik. Geç kalmazdık. Buzdolabında açık bir şişe şarap olurdu. Bir kadeh doldururdum. Perdeleri çekip dışarısını seyrederdim. Işığı yakmazdım. O zamanlar en depresif olduğum zamanlardı.”
Sordum: “Neydi seni depresif yapan?”
Cevap verdi: “Eve yalnız gelmek.”
Onu istediği zaman eve yalnız gelen, istediği zaman gelmeyen biri olarak düşündüğüm için eve yalnız döndüğü için kafası bozulan bu yeni Espasito’ya uyarlanmam gerekecekti.
Onu evinin ışıkları sönük salonunda üzgün otururken hayal etmeye çalıştım, ama başaramadım.
Espasito konuyu değiştirdi. Bahçeye hâkim yan yana iki sandalyede oturduğumuz için olacak, “Kral ve Kraliçe gibiyiz,” dedi. 
“Evet,” dedim, oyununa katılarak.
“Ağaçlara vergi salalım o zaman,” dedi gülümseyerek.
“Olmaz,” dedim, kral olmasam da krallara lâyık bir yüce gönüllülükle. “Onlar zaten neleri varsa bize veriyorlar. Bizim krallığımızın görevi onlardan almak değil, istediklerini vermektir.”
Hükümranlığımız uzun sürmedi. Kalkıp bahçede biraz daha dolaştıktan sonra eve döndük.
İnsanları bilmek mümkün değil. 
Kim bilir onun karakteri ile ilgili bilmediğim ve belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğim başka ne özellikler var. Onun da benim. Neredeyse yetmiş yıldır tanıdığım Andız ve Galfa’yı ne kadar tanıyorum? Veya onlar beni?
Ne hakkında tam bilgimiz var ki? 
Örneğin hipotezleri bir tarafa bırakacak olursak Göbeklitepe hakkında hiçbir şey bilmiyoruz ve bilme olasılığımız yoktur. O dev taşları kimler nasıl, hangi amaçla taşıyıp üzerlerini değişik figürlerle süsledi? Daha Taş Devri bile başlamamıştı ve insan çanak çömlek yapmayı bile öğrenmemişti. 
Bilmek zor hatta belki imkânsız, spekülasyon kolaydır.
Hakkında bilinmesi mümkün olan her şeyi bildiğimiz bir tek şey var mı? 
İnsanın dünyaya ayak bastığı andan itibaren uğraşısı dünya ve dünyadan görünen varlıkla ilgili bilgi toplamasının hikâyesidir, bir açıdan. Gittikçe artan bir süratle devam etti bu çaba. Ama vardığımız yer bilgi dağının yamacının başlangıcı bile değil. 
Bilgi insanlar tarafından bilinmek için olmayabilir.
Kim bilir. Belki sevdiğimiz insanlarla ilgili bazı şeyleri bilmemek, her şeyi bilmekten iyidir. Ignorance is bliss. Cehalet mutluluktur.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yavuz
Yavuz - 2 ay Önce

Herhalde Ankara'nın tam ve rahat kontrolü için, KKTC'de başkanlık sistemine geçilmesi yönünde propaganda ve çalışmalara başlanmış görünüyor bu arada. (Kurulmadan yıkılan hükümetler filan.) Adı ne mi olur?: Yavru Tek Adam rejimi.

Portakal Ağacı
Portakal Ağacı - 2 ay Önce

Kendimizi bile tam olarak tanımakta güçlük çekerken başkalarını tanımak çok zor.

kemal tatar
kemal tatar - 2 ay Önce

Bir insanı tamamıyla tanımak için bazen asırlar bile yetişmez; kafi derecede tanımak içinse bazen bir an bile yetişir. -Peyami Safa

Nimet Kuyucu
Nimet Kuyucu - 2 ay Önce

Göbeklitepe ve zamanının uygarlığının bunu nasıl yaptığını çözemediğimiz bazı yapılarda cevap,, belki de hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar şaşırtıcı ama düz ve basittir. Vay be bu muymuş diyecek kadar. Saygı ve sevgi ile.

Oltan
Oltan - 2 ay Önce

Teşekkürler

Lale G
Lale G - 2 ay Önce

Doğa aşığı herkese iyi bayramlar, güzel günler dilerim.

Me.mo
Me.mo - 2 ay Önce

Bilinmezliklerle yaşıyoruz üstadım

Eylül Eylül
Eylül Eylül - 2 ay Önce

İçim açıldı. Doğayı anlatan her kelimeleriniz çok değerli. Buram buram doğa kokan Yanartaş’tan selamlar saygılar... Herşeye rağmen mutlu bayramlar...


banner471

banner455