Sel felaketi sürpriz mi?

11 yıl önce yetkilileri uyarmak amacı ile yayınlanan aşağıdaki basın bildirisi, son yıllarda sık sık görülen sel felaketinin umursamazlık ve sorumsuzluğun sonucu olduğunu göstermektedir. Sorunun çözümüne katkıda bulunabileceği ümidi ile basın bildirisini hatırlatmakta yarar görürüm.                      

 ‘Basın Bildirisi                13/9/2009                                     
     Kıbrıs Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma Ve Doğal Varlıkların Korunması Vakfı                                    
Konu: Sel Felaketi
Geçen yıl dünyanın birçok ülkesinde ve son günlerde de Anavatanda görülen sel felaketi, bilim adamlarının tahminlerinin doğrulanmakta olduğunu ve iklim değişikliği ile küresel ısınmaya bağlı olarak, bundan sonra bütün dünyada doğal afetlerin daha sık ortaya çıkacağını gösteriyor.
    Bu gerçek yanında, ülkemizdeki koşulların da sel felaketinin oluşmasına uygun olması nedeniyle, geç kalınmadan gereken önlemlerin alınması gerekiyor. 
    Bilindiği üzere sel felaketinin oluşmasını tetikleyen nedenler:
1.    Arazi yapısının meyilli ve bitki örtüsünden yoksun olması ve böylece düşen yağışların toprak tarafından emilemeyerek yüzeysel akışa geçmesi; 
2.     Yağışların sağnak şeklinde, yani kısa sürede fazla miktarda düşmesi;
3.     Uzun zaman içinde, doğal olarak oluşan ve yağmur sularının güvenli-zararsız bir şekilde aktığı akarsu yataklarının bozulması ve suların başıbozuk akışıdır.
KKTC’deki duruma bakıldığı zaman;
 Bir yandan iklim değişikliğine bağlı olarak çevremizdeki ülkelerde geçmişe göre daha sık sel baskınları olması, öte yandan Annan Planı’ndan sonraki çarpık yapılaşmada, gerek meyilli arazilerdeki bitki örtüsünün yok edilmesi ve birçok yerlerde dere yataklarının arsa olarak kullanılarak bozulması nedeniyle, sel felaketi oluşma olasılığının çok yüksek olduğu görülüyor.
KEMA Vakfı olarak 2002 yılından itibaren ilgili devlet kuruluşlarını yazılı olarak ve basın bildirileri ile devamlı uyarmamıza karşın; 
Üzerinde bitki örtüsü bulunan çok meyilli arazilere ve dere yataklarına inşaat izni verilmiş ve böylece sel felaketi riskinin artmasına sebep olunmuştur.
Gelinen noktada, KKTC’de sel felaketi riskinin azaltılması ve zararlanmaların en düşük düzeye indirilmesi için acilen aşağıdaki önlemlerin alınması gerektiği görüşündeyiz:
    1.Halen yürürlükte olan ‘Kamu derelerini koruma yasasına’ rağmen, bozulan dere yatakları acil olarak belirlenmeli;
2. Yürürlükteki yasaya aykırı olarak hala daha dere yataklarına inşaat izni verilmesine devam edilmesi nedeniyle, bu zararlı gidişatın durdurulabilmesi için, yasaya aykırı hareket ederek dere yataklarına inşaat izni veren resmi görevlilerinin belirlenerek haklarında yasal işlem başlatılmalı;
3. Göz göre göre sel felaketinin gelmesini beklemeden, dere yatakları üzerindeki yapılar istimlak edilerek yıkılmalı ve dere yatakları islah edilerek eski durumuna getirilmeli;
4.Bundan sonra inşaat izni verilirken, mutlaka yapı alanı yerinde görülmeli ve gerekirse yeniden yasal düzenlemeler yapılarak, aşırı meyilli yerlere ve dere yataklarına ev yapılması daha etkin bir şekilde önlenmeli.
Aksi halde dere yataklarına yapılan inşaatlar arttıkça, sel olasılığı da artacak, derelerin islah edilmesi daha da zorlaşacak,  islah için daha fazla maddi harcama yapılması gerekecek ve ortaya çıkacak sel felaketinin zararı daha büyük olacak.
KEMA Vakfı olarak, büyük maddi ve can kayıpları ile karşılaşmayı beklemeden, acilen konuya el atılması gerektiğini bir defa daha hatırlatırız.
Dr. Orhan Aydeniz (KEMA Vakfı Mütevelli Heyeti Adına Başkan)’

YORUM EKLE