Sel felaketi yanlış yönetim anlayışının sonucudur

Sel felaketi; deprem, fırtına gibi doğal felaket olmayıp insanların hatalı faaliyetleri ve uygulamaları sonucu ortaya çıkan insan kaynaklı bir olaydır. Bu nedenle, insanlar tarafından ortaya çıktığı gibi,  insanlar tarafından önlenmesi de olasıdır.


KKTC’de su baskınlarının nedenleri ve önlenmesi için neler yapılabileceği biliniyor. Ancak yetkililer,  ülkemizde her yıl su baskınına sebep olabilecek bol yağış olmayacağı hesabı ile radikal önlemler alınmasını gereksiz görür.
Oysa ülkemizin kurak iklim kuşağında olması nedeniyle bol yağışlı olmamasına karşın, yağışlar genellikle sağanak şeklinde düşer.
Özellikle son yıllarda ortaya çıkan küresel iklim bozulması nedeniyle, bundan sonra yağışların daha da düzensiz ve sağanak şeklinde düşeceği tahmin edildiğine göre, konuya acilen gereken önemi vermek zorundayız.
Bu nedenle uzun zaman içinde yağmur sularının zarar vermeden güvenli bir şekilde aktığı, doğal akış kanalları olan dere yataklarının bozulmaması ve hatalı bir şekilde tahrip edilenlerin de mutlaka eski durumuna getirilmesi gerekir.
Maalesef son 5-10 yıl içinde birçok kişinin sel tehlikesine dikkat çekmesine ve yapıcı uyarılarda bulunmasına karşın, kala daha dere yataklarının bozulması uygulamalarına göz yumuluyor. Tüm yapıcı uyarılara rağmen halen derelere ev yapımı sürdürülüyor.
Özelde su baskını sorunu genelde ise ülkemizdeki tüm sorunların, hatalı yönetim anlayışından kaynaklandığı görüşündeyim.
Çünkü KKTC’de devlette görev yapan ve yetkilerini kötüye kullanan, yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişilerden bu güne kadar hesap sorulduğu hiç görülmedi.
Oysa çağdaş ülkelerde görevini ihmal eden, sorumlulukları ile yetkilerini doğru kullanmayanlardan mutlaka yaptıklarının hesabı soruluyor.
Çünkü her sorun bir sebepten kaynaklanıyor ve çözümlenmediğine göre ortada mutlaka başarısızlık ve ihmal vardır.
Yakın geçmişte, Rum yönetiminde Başsavcı yardımcısı, adaletin tecelli etmesini etkilediği gerekçesi ile hapse atıldı.
Bizde ise Belediye ve Şehircilik Dairesinin onayı ile alınan inşaat ruhsatları ile hala daha başkentimizdeki Kanlı derenin iki yakasına bile inşaat yapılıyor. Kimse de dere yataklarına pervasızca inşaat izni veren görevli ve yetkililerden hesap sorulması gerektiğini aklının ucundan bile geçirmiyor.
Sonuç olarak yağmur sularının zararsız bir şekilde akmasını sağlayan, doğal akış kanalı olan dere yataklarının tahrip edilmesi sonucu, orta şiddette yağışlar bile su baskınına yol açıyor, bu duruma sebep olanlardan hesap sorulmuyor.
İşte ülkemizde hatalı yönetim anlayışı nedeniyle, Devlette en üstten en alta kadar kimse görev ve sorumluluklarını yerine getirmiyor. Aksine nemelazımcılık, ciddiyetsizlik, pervasızlık, basiretsizlik, popülizm, keyfi karar verme, kayırmacılık, particilik, siyasi yatırım, Rum’a şirin görünmek yarışı yaygın bir şekilde sürdürülüyor. 
 Muhalefet ise, sel ve diğer sorunların çözümü için çare üretmek ve uygulanması için siyasi iktidara baskı yapmak yerine, tüm sorunların çaresinin sadece federasyon ve Rum’la birleşmek olduğunu savunuyor. 
Yaşanan deneyimler ışığında, hatalı yapılanma dere yataklarının bozulması ve sel felaketinin köklü bir şekilde ortadan kaldırılması için, inşaat izinlerinin devletin Şehircilik ve/veya Planlama inşaat daireleri başkanlığında ve konu ile ilgili devlet kuruluşları ile belediye temsilcisinden oluşturulacak kurul tarafından verilmesi isabetli olacak.
Böylece şimdi olduğu gibi bozuk yapılanmadan kimin muhatap alınacağı, kimden hesap sorulacağı daha açık bir şekilde belli olacaktır. Yürürlükteki mevzuata aykırı rağmen uygunsuz arazilere inşaat izni verilmesi, daha zor olacak. 
Halen, inşaat vergilerinin inşaat izni alınan belediyeler tarafından toplanması da, hakça bulunmamaktadır. Çünkü inşaat yapılması için cazip olmayan yerleşim yerlerindeki belediyeler, daha az inşaat izni vergisi almaktadır.
Bu sorunun daha hakça bir duruma getirilmesi için, inşaat izni vergilerinin devlet tarafından alınması ve elde edilen gelirin nüfus oranına göre belediyelere dağıtılması daha isabetli olacak.
Şimdiki yöntemle inşaat izni için Belediyelere sunulan projeler, uygunluk bakımından görüş alınması amacı ile çeşitli kuruluşlara gönderilmektedir. Bu nedenle inşaat ruhsatı, en erken 5-6 ay içinde alınabilmektedir. İnşaat izninin çok uzun zamanda verilmesi özellikle dış kaynaklı yatırımlar bakımından çok caydırıcı olmaktadır. Bu nedenle oluşturulacak inşaat izni kurulunun, izinleri en geç 1 ay sonunda vermesi sağlanmalı.

YORUM EKLE

banner471

banner465