Sıcaklık adaları

Evimden arabayla sağa sola giderken inşaat hâlinde olan evler görürüm ve haftalar ayları izlerken tamamlanmalarını.
Tamamlanmanın son aşaması her seferinde bütün evler için aynıdır: Bahçenin neredeyse tamamı küçük beton bloklarla döşenir ve aynı bloklarla arasında ağaç ekmek için yer bırakılmayan kaldırımlar yapılır.
Belki, ev sahibi zenginse, bir yerden sökülen asırlık bir zeytin ağacı bir yerlere dikilir, ağaçtan çok süs olarak. Veya duvar dibinde bir şeyler ekmek için dar bir alan bırakılır.
Ama doğaya verilen bu küçük tavizler yapılmış olan şeyi değiştirmez: Toprak olan yer betonlaşmıştır. Bir heat island  “sıcaklık adası” yaratılmıştır.
Hem o evde oturacak olanlar hem de çevre için ısı yükseltilmiş, iklim felaketine bir halka daha eklenmiştir.
Sıcaklık adası meskûn yerlerin onları çevreleyen kırsaldan daha sıcak olma olgusudur. Bir milyon nüfuslu bir şehrin yıllık ortalama sıcaklığı, çevresindeki kırsaldan 1 ila 3 santigrat derece fazla yüksek olur. Geceleyin bu fark 12 dereceye kadar çıkar. 
Sıcaklık adaları yaz aylarında pik enerji talebine yol açar, klima kullanımının bedelini yükseltir, hava kirliliği ve sera gazı salınımını artırır ve sıcak bağlantılı hastalık ve ölümleri çoğaltır.
Sıcaklık adası fenomeni, genellikle şehirlerin onları çevreleyen taşradan daha  sıcak olduğu şeklinde tarif edilirse de son zamanlarda bu tarif daha çok şehir içi alanlardaki ısı farkını anlatmak için kullanılmaya başlandı.
Yeni araştırmalar sıcak günlerde aynı şehrin değişik semtlerinde bu farkın 20 dereceye kadar ulaşabileceğini gösteriyor.
Binalar, yollar, üstü açık araç park alanları ve endüstri bölgeleri çevredeki ısıyı artırırken, büyük parklar ve yeşil alanlar serinletici bir etki yaratır.
Baltimore ve Washington gibi şehirlerde yapılan araştırmalarda en yüksek sıcaklık güneş enerjisini emen ve yayan evlerin ve asfaltın bol, ağaçların az bulunduğu semtlerde tespit edildi.
Asfaltın sıcaklığı hapsetme yeteneği beton ve diğer sert yüzeylerden çok fazladır. Çimentodan yapılan kaldırımların pik yaz sıcaklığı 48 ila 67 dereceye kadar çıkabilir.
Evinin çevresini çimento temelli kaldırımlarla döşeyenler yaz için ateşten bir kuşak takmış gibidirler.
Sıcakla bağlantılı hastalıkların en fazla görüldüğü yerler sıcaklık adalarıdır.
İklim felaketi nedeniyle ısı yükseldikçe bu sıcaklık adalarında yaşayanların sağlığı daha çok tehdit altında olacak.
Meskûn yerlerdeki sıcaklığı düşürmek için çareler vardır.
Herkesin başvurabileceği çare ağaç ve bitki örtüsünü genişletmektir.
Daha çok yeşil, daha az asfalt, daha az kaldırım, şeklinde düşünmektir.
 
Evinin bahçesine ağaç dikmeyen kendini de komşularını da bir sıcaklık adasında yaşamaya mahkûm eder.
Sonunda ölüm bile olabilecek bir akılsızlıktır bu.

YORUM EKLE
YORUMLAR
KIBRISLI
KIBRISLI - 3 ay Önce

Her tarafi betonla asfaltla dosememiz ayni zamanda yagmur yagdigi zaman topragin suyu cekememesi yuznden yuzde birikmesine / yuzeyden akmasina ve dolayisiyla sel olmasina sebebp oluyor. Yani sel olaylari bundan sonra artmaya devam edecek.

Ayni zamanda yuzeyden akip giden su yer alti kaynaklarini besleyemedigi icin suzuluk daha da artiyor. KONTROLSUZ NUFUS ARTISIDIR.

Yani dunyadaki hemen hemen butun cevre sorunlarinin ESAS sebebi kontrolsuz bir sekilde dunya nufusun artmasidir. Evler de yollar da insanlar icin , ve artan nufus icin insa ediliyor. Dunaydaki iklim degisikligi, tatli su kaynaklarini tukenmesi, degisik canli turlerinin tukenmesi, buzullarin erimisi, okyanuslarin cop dolmasi, hava kirliligi vesayre BUTUN bunlarin hepsinin ESAS nedeni kontrolsuz bir sekilde artan insan nufusu ve bu nufusun ihtiyaclarinin ve zararlarinin artmasindandir. Yani cevre sorunlari sadece bir SEMPTOMDUR bir belirtidir ama ESAS HASTALIK nufus artisidir.

Kisacasi, eger nufus artisini kontrol edemezsek bu problemlerin hicbirini uzun vadede cozemeyecegiz. malesef insanlik cozumu olmayacak problemlere dogru ilerlemekte ama kimsenin de pek umurunda degil. Herkes "Nasilsa bana birsey olmaz , benden sonra gelenler dusunsun" diyerek sorunlari bir sonraki nesillere aktararak gidiyoruz. Gelecek nesiller ayvayi yedi yani.

Bu guzel yazilariniz icin teskkurler, severk okuyorum.

banner456

banner459

banner472

banner460