Siyasi partiler savunacakları çözüm seçeneğini halka açıklamalı

KKTC’de iktidarda kim olursa olsun, Anavatanın bize hiçbir karşılık beklemeden olağanüstü fedakarlıklarla her konuda yardım ettiği, inkar edilemeyen bir gerçektir.
Ancak, sadece anavatan tarafından tanınmamız, ekonomik ambargolar, ulaşımda yabancı ülkelerle doğrudan doğruya bağlantımız olmaması ve tüm sıkıntılarımızın çözümünde sadece anavatandan yardım görmemiz nedeniyle iç ve dış işlerimizin sürdürülmesinde anavatan yetkilileri ile uyum içinde olabilecek ve işbirliği içinde hareket edebilecek siyasilerin iktidara gelmesi önemlidir.
    Özellikle adadaki varlığımızı sürdürmemiz bakımından belirleyici olan çözüm konusunda, anavatanla işbirliği içinde hareket eden siyasilerin iktidara gelmesi, yararımızadır.
    Anavatanın desteğine sahip olmadan, Rum ve uluslararası kuruluşların bize herhangi bir hak tanıyacağını düşünmek bile mümkün değildir.
1963’te ortak olduğumuz devletten silah zoru ile atılmamıza, katledilmemize, mağdur edilmemize rağmen, anavatan dışında hiçbir devlet ve uluslararası kuruluş, bize yardım elini uzatmadı.
Yaşanan deneyimler; uluslararası hukuk, uluslararası kuruluşlar, imzalanan anlaşmaların, verilen sözlerin, hak ve hukukun masal olduğu ve her şeyin güçlü devletlerin çıkarlarına göre şekillendiğini gösterir.
Kuşkusuz anavatana daha fazla yük olmadan, artık ekonomik bakımdan kendi kendimize yeterli olmamız, kendi ayaklarımız üzerinde durmamız gerekir.
Küçük ve az nüfuslu bir ülke olmamız ve anavatanın fedakarca yardımları nedeniyle kendi ayaklarımız üzerinde durmamızın sağlanması da mümkündür.
Öte yandan, Türk ordusunun uzaklaştırılmasını sağlayacak bir anlaşma yapılması durumunda, adada onurumuzla yaşama olanağını geri dönüşümsüz olarak kaybedeceğiz.
Halkımızın ezici çoğunluğu, ordumuzun adada kalmasının ve anavatanın desteğine sahip olmamızın bizim için yaşamsal önemde olduğunun bilincindedir.
Ayrıca gerçek anlamda iki kesimli, iki halklı, iki yönetimli, çözümden yana olduğu da bilinmektedir.
Herkesin bildiği bu gerçekler nedeniyle bazı siyasi partiler, sırf oy kaybetmemek için, benimsedikleri çözüm seçeneğini kelime oyunları ile halktan saklamaktadır.
Örneğin Doruk Anlaşmalarında kabul edilen ve BM’nin de desteklediği iki kesimli, iki halklı, siyasi eşitliğe dayalı federal çözümden yana olduklarını ileri sürerler.
Fakat, müzakerelerde, Rumların dayattığı ödünleri ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nden de çok geride olacağımız çözümü kabul etmektedirler.
Tek egemenlik, tek uluslararası temsil, tek vatandaşlık ilkesi ve bizi temsil edecek liderimizi Rumlarla birlikte seçmemiz koşulunu ve serbest yerleşim, dolaşım, iş yapma ilkesini kabul ederler.
Önemli oranda toprak ödünü vermeyi kabul ederler, hatta Türk ordusunun uzaklaştırılmasını ve adada temsili miktarda asker kalmasını, anavatanın müdahale hakkının bile kaldırılmasını müzakere etmeyi kabul ederler.
Her koşulda Rum’la birleşmeyi ve Federasyonu benimseyen malum siyasi partiler, nasıl bir federe yapı düşündüklerini ve bunu Rum tarafına nasıl kabul ettireceklerini de açıklamalı.
KKTC’de bazı siyasilere göre; Kıbrıs Cumhuriyeti haklarımıza sahip çıkacağımız gerekçesi ile güneydeki yönetime yamalanmamız ve azınlık olmayı kabul etmemiz de, bir çözüm şekli olarak görülebilir.
Ancak böyle bir çözüm, Batı Trakya’da yaşayan soydaşlarımızın kaderini paylaşmamıza zemin hazırlayacak.
İki kesimliliğin sulandırılması ve içimize Rumların yerleşmesini öngören bir çözüm, zamanla Rumların kuzeyde egemen olmasına ve Filistinlilerin durumuna düşmemize sebep olacak.
Hele ordumuzun uzaklaştırılması halinde, her nasıl bir anlaşma yapılırsa yapılsın, Rumlar adanın kuzeyini de Yunanistan’la birleştirecek ve ENOSİS ilkelerini gerçekleştirecek.
Bazı siyasiler, son zamanlardaki ekonomik sıkıntıları ileri sürerek her koşulda Rum’la birleşmeyi savunmaktadır. Ancak, ekonomik sorunların ortadan kaldırılması mümkündür.
 Öte yandan, 1974’ten bugüne kadar elde ettiğimiz tüm kazanımlarımızdan, özellikle devletimizden vazgeçmemiz ve federasyon adı altında Rum’a yamalanmayı kabul etmemiz durumunda, geri dönüşümsüz azınlık olarak yaşamak zorunda kalacağız.
Kıbrıs Türk halkı olarak, bir çözüme ihtiyacımız olduğu aşikardır. Ancak tek çözüm seçeneği, Rumların müzakerelerde dayattığı, sadece adı federasyon olan ve ENOSİS’e sıçrama tahtası olarak kullanılacağı aşikar olan birleşmek değildir.
Geçmişten yaşanan acı deneyimler ve içinde bulunduğumuz şartlar, güvenli geleceğimiz bakımından en isabetli çözümün, yan yana iki devletli seçenek olduğunu göstermektedir.

YORUM EKLE

banner464

banner468