Son günlerdeki su baskınları tesadüfi değildir

 Yürürlükteki yasalara rağmen,  yağmur suyu drenaj kanalları yapılmasındaki ihmaller ve dere yataklarının bozulması nedeniyle, artık su baskınları, yaşamımızın bir parçası olmuştur. Son yağışlar nedeniyle yolların sular altında kalması ve yaşamın felç olması, bu gerçeği ortaya koymaktadır.
Sorunun çözümlenmemesi durumunda, her geçen yıl, su baskınları sonucunda ortaya çıkacak maddi kayıplar da artacaktır.
    Kanımca su baskınları, ülke yönetimimizdeki ‘kısa günün ticareti zihniyetini’, laçkalığı,  yasaların uygulanmasındaki umursamazlığı ve sorumsuzluğu ortaya koyması bakımından üzerinde durulması gereken çok ciddi bir konudur.
Bu nedenle İçişleri bakanlığının ilk iş olarak vatandaşlıklar yerine, dere yatakları yasasına aykırı olarak verilen inşaat izinlerini incelemeye alıp gereken işlemleri yapması, ülkenin genel çıkarları bakımından çok daha isabetli olacaktı.
Çünkü ilgili yasaya aykırı olarak dere yataklarına verilen inşaat izinlerinin incelenmesi, saptanması ve gereken uygulamaların yapılması durumunda, sel felaketi zararları önlenecektir.
Hatta ülkemizde tüm yetkililerin yükümlülüklerinin bilincinde ve sorumluluk içinde hareket etmesinin sağlanması isteniyorsa, su baskınları konusu üzerinde KKTC Meclisinde araştırma açılmalı ve bu sorunun ortaya çıkmasına sebep olanlar, saptanarak teşhir edilmeli.
KKTC’de yürürlükteki yasalara göre, inşaat izni işlemine;  Mühendis ve Mimarlar Birliği’nden vize alınarak başlanır. Bundan sonra belediyelere başvurulur. Belediyeler de, başta Şehircilik Dairesi olmak üzere; Su İşleri Dairesi, Elektrik Kurumu, Çevre Dairesi gibi ilgili devlet kuruluşlarının onay ve görüşlerini alarak izin verir.
Ayrıca inşaat sahipleri, belediyenin verdiği projeye uygun olarak arsanın yol cephesine kaldırım yapmakla yükümlüdür. Kaldırım altına da yağmur suyu drenaj kanalı yapmak,  elektrik ve telefon hatlarının geçirilebilmesi için de boru koymak zorundadır.
İnşaatların tamamlanmasından sonra da, elektrik, su bağlanabilmesi ve koçan alınabilmesi için, mutlaka Şehircilik Dairesi’nin inşaatın son durumunu görüp onay vermesi gerekir.
Görüldüğü gibi ülkemizde kimse kendi aklına göre inşaat yapamaz. Aksine 8-12 ay sürede alına, izin ile inşaat yapılabiliyor. Bu nedenle inşaat sektöründeki yanlışlıklardan vatandaşların hiç bir sorumluluğu yoktur.
Üstüne üstlük bir de devlet ve belediyelerin yaptığı hataların bedeli, halka ödettiriliyor.
Şehirlerde görülen su baskınlarının bir diğer nedeni ise belediyelerin kaldırımları yaparken, çoğu kez drenaj alt yapıyı yapmamasındır. Örneğin; geçmişte Mağusa İsmet İnönü Bulvarı’ndaki kaldırımların altına yağmur suyu akış kanalı yapılmamıştı. Bu nedenle, halen en küçük bir yağıştan sonra, yolun iki tarafındaki bütün iş yerleri ve evler su altında kalıyor.
Kısaca,  uygar ülkede görülmeyen ‘yollarda su birikme sorununun’ ve sel felaketinin çözümlenmesi için,  her yağıştan sonra su altında kalan semtlerden başlanarak acilen tüm şehirlerde yağmur suyu akış kanalları yapılmalı. 
Ayrıca geçmişten günümüze yürürlükteki yasaya aykırı olarak verilen inşaat izinleri iptal edilmeli. Bozulan dere yatakları eski durumuna getirilmeli ve böylece yağmur sularının zararsız akarak su baskınına sebep olmaması sağlanmalı.
.
 

YORUM EKLE