Tanınma Kıbrıs sorununun ilelebet çözümünü sağlayacak

Devletimizin tanınmasının gündeme getirilmesi, müzakerelerle oyalanmamız ve 5. kol ile ambargolarla çökertilmemiz tezgâhının bozulacağından korkan düşmanlarımızın paniğe kapılmasına sebep oldu.
Rum tarafı, bizim eski siyasilerin sürekli söyledikleri gibi, çaresiz ve birleşmeye mahkum olmadığımızı anladı. 
Rum bundan sonra bizimle birleşmeye razı edilmesi için onlara yalvarma, aşağılamalarını sineye çekme ve tüm taleplerini kabul ettirme döneminin sona erdiğini görerek, artık daha mantıklı hareket etmek zorunda kalacak. Nitekim, daha önce müzakereler için anavatanın sondaj faaliyetlerinin durdurulmasını şart koşan Rum, iki devletli çözüm seçeneğinin ve tanınmanın gündeme gelmesi sonucu, zayıf federasyon ve merkezi yönetimin daha az söz sahibi olacağı, iki kesimli bir yapıyı kabul edebileceğini açıkladı.
Bundan sonraki süreçte çözüm için bizim yalvarmamız yerine onların bizim arkamızdan koşacağı anlaşılmaktadır. Çünkü KKTC’nin tanıtılması ve iki devletli çözümden sonra, artık adanın kuzeyini de ilhak edebilmesi olanağı ortadan ilelebet mümkün olamayacak. ENOSİS ideali gerçekleştirilemeyecek.
Türkiye’nin adadan uzaklaştırılması ve Doğu Akdeniz’de de etkisiz duruma getirilmesi planları uygulanamayacak.
Tanınma konusunun gündeme gelmesinden sonra ideolojik saplantıları ve dayanaksız Türkiye fobileri nedeniyle, her koşulda Rum ile birleşmekten yana olanların da paniğe kapılmasına sebep oldu.
Geçmişte mümkün olamayacağı için tanınmayı savunmadıklarını ileri sürenler, şimdi de güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti ve kuzeyde de Türkiye olacağını söyleyerek, tanınmayı kötülemeye başladılar.
Kuşkusuz halkımızın ezici çoğunluğu güneydeki yönetimin 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti olmadığını, Yunanistan’ın eski başbakanlarından Simitis’in de söylediği gibi Yunanistan’a örtülü olarak ilhak edildiğini bilmektedir. 
Halen tüm resmi kuruluşlarda ve ulusal günlerdeki kutlamalarında göndere Yunan bayraklarının çekilmesi, tüm eylemlerde Yunan bayrakları dalgalandırılması bu gerçeği kanıtlamaktadır.
Ayrıca güneydeki yönetimin sadece Rumların çıkarı ile ilgilendiği, anavatan kabul ettikleri Yunanistan’la, her konuda çok sıkı işbirliği içinde hareket ettiği inkar edilemeyen bir gerçektir. İsteyen Yunanlı da Güneye yerleşmektedir.
Halen Rum gençlerinin Yunan ve Ortodoks ruhu ile yetiştirilmesi amacı ile okulları Kilisenin güdümünde tedrisat yapmaktadır. O kullarda çok sayıda Yunanistanlı öğretmenler ders vermektedir. 
Bilinen gerçeklere rağmen çoğunluğu Rum olan tek halklı bir birleşik yönetimde halkımızın zamanla ulusal kimliğini kaybedeceği gerçeğini dikkate almayan ve Güneydeki halkın gerçekte Yunanistan’la entegre olmasına aldırış etmeyen içimizdeki bazı kişiler, çeşitli nedenlerden dolayı anavatandan koparılmamızı istemekte ve bu amaçla canla başla çaba harcamaktadır.
Bu hatalı görüşte olanlar ‘Taksim korkunçtur, Türkiye’nin koruması altında olacağız, Türkiye bizi yutacak, Kıbrıslı kimliğimizi kaybedeceğiz, yok olacağız’ gibi içi boş, komik, art niyetli söylemlerle iki devletli çözümü kötülemekte ve tanınmaya karşı çıkmaktadırlar.
Oysa yaşanan deneyimler, kalıcı barış bakımından gerçek anlamda ayrı bölgelerde yaşamamızın her iki halk için ve bölge barışı bakımından, daha isabetli olacağını gösterir.
Birleşik ve iki ayrı bölgede bulunma durumunun yaşanarak görülmesine rağmen, halen emperyalist ülkeler ile onların güdümündeki uluslararası kuruluşların, federasyon-birleştirme dayatmalarını, haklı gösterebilecek kabul edilebilir ve mantıklı bir gerekçe yoktur.
Hele iki halkı birbirine yanaştıracak önlemlerin alınmasına ve aralarında samimi işbirliği kurulmasına yardımcı olmadan, birbirlerine güvenmelerini sağlamadan, üstelik her koşulda Rumların yanında olan ve düşmanca davranışlarını da destekleyen emperyalist ülkeler ile onların güdümündeki AB ile BM’nin Kıbrıs’ı birleştirmek çabasında olmasını, iyi niyetle bağdaştırmak mümkün değildir.
Aynı kökenden olan Karadağ ile Sırbistan’ın ayrılmasına karşı çıkmayan, birkaç yıl sürdürülen Kosova müzakerelerden sonra federal birleşmenin mümkün olamayacağını kabul eden ve tanıtılmasına yeşil ışık yakan emperyalist ülkeler ile onların güdümündeki AB ile BM’nin, bize birleşmeyi dayatması haksızca ve çifte standarttır.
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tc
Tc - 2 hafta Önce

Ağzına sağlık kıbrıslı soydaşların cumhurbaşkanı tatarı seçmesi ve anavatanından kopmaması rumların canını yaktı

banner471

banner459

banner465

banner460