Tiksindirici gazeteciler çağı

  Yandaş medya, Erdoğan’ı melek ve Süperman karışımı bir kişi olarak sunuyor Türk halkına.
 
Ülkenin aleyhine olan sayısız hatasını gizliyor veya başarı olarak sunuyor.
 
Sadece gazeteciler değil bunu yapan, tabii.
 
Televizyon kanallarını çekilmez yapan meddahlar, AKP ve MHP milletvekilleri, danışman orduları, dinci ve sağcı sendikalar ve ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşları ve sakallarını ve başörtülerini üniforma gibi kuşanan amigolar, insanı dininden tiksindiren cahil hacı hoca takımı…
 
Hep birlikte bir yalan imparatorluğu kurdular.
 
“Enabler” diyorlar bu tiplere İngilizcede:
 
Bir başkasının olumsuz hareketlerini ve kendine yönelik yıkıcı davranışlarını teşvik eden kişi.
 
Birkaçı hariç, herhangi bir gazete veya televizyonu açın, karşınıza çıkan kim olursa olsun spor veya dedikodu yazmıyorsa, büyük bir olasılıkla Enabler’dir.
 
Ya açık Enabler’dir, ya kripto ya da korkak – yani gerçeği ağzında sayısız laf geveleyerek hem söyler hem de söylemez gibi yapan.
 
Dikkatinizden kaçmış olma ihtimaline karşı altını çizeyim.
 
Enabler iki şey yapar: Olumsuz davranışları destekler. Bunu yaparak o olumsuz davranış içinde bulunanın kendi kendini yıkmasını kolaylaştırır.
 
Diğerleri bir derece, ama bu güruh içinde en günahkâr olanlar gazetecilerdir.
 
Çünkü onların asli görevi, varlık nedeni, yalan ve yolsuzluğu, haksızlık ve zulmü arayıp açığa çıkarmaktır.
 
Televizyon kanallarını çekilmez yapan meddah alayları, AKP ve MHP milletvekilleri, danışman orduları, dinci ve sağcı sendikalar ve ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşları ve sakallarını ve başörtülerini üniforma gibi kuşanan amigolar, insanı dininden nefret ettiren hacı hoca takımı “Benim görev sahama girmez,” diyebilir.
 
Görevi olsa da – çünkü bunlar herkesin görevidir – “Beni ilgilendirmez,” diyebilir.
 
Ama gazeteci diyemez.
 
Erdoğancı gazeteciler, yağ ve övgü denizinde yüzdürdükleri şeflerine iyilik yaptıklarını sanıyorlar, ama yaptıkları tam tersidir.
 
Ne söyler, ne yaparsa alkışlıyorlar. Hatalarını yüzüne vurmayarak onda yaptığı her şeyin doğru olduğu izlenimini yaratıyorlar. Ve daha fazla, daha büyük hatalar yapmasına yardımcı oluyorlar.
 
İşlenen hataları, yapılan kötülükleri, zulmü, yolsuzluğu ve haksızlığı yermeyerek, üstünü örterek çoğalmalarına neden oluyorlar.
 
Yapmaları gerekenlerin ne olduğunu pekâlâ biliyorlar, ama yapmak için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar.
 
İnsanı gazeteciliğinden tiksindiriyorlar.
 
Zavallı göçmenleri delik teknelerde terk edip kaçan denizciler ne kadar denizci ise bunlar da o kadar gazetecidir.
 
Hatta daha kötüsü. Çünkü sadece halka değil, destekçisi olduğunu sandıkları Erdoğan’a ve sonuçta Türkiye’ye kötülük ediyorlar.
 
Bir gün, yönetiminin kaçınılmaz sonu geldiğinde, Erdoğan kabahatli ararken ilk bunlara bakacak mı bakmayacak mı bilmiyorum, ama umarım bakar. 
 
Kendisi için geç olsa bile kendinden sonra gelecek olanlara ders olsun diye.

YORUM EKLE