Yağmursuzluk korkusu

Dünya ısınıyor, mevsimler birbirine karışıyor, iklim yabancılaşıyor diye kendimi depresyona koyuvermeye hakkım var mı?
 
Daha yaz bitmeden yağmur hasreti çekiyorum.
 
Bir rüzgâr essin, kuru yaprakları savursun, birkaç iri damla düşsün, başımı kaldırayım, yağmur yüklü kara bulutlar göreyim, şimşekler çaksın, yıldırımlar düşsün, büyük bir sağanak boşalsın istiyorum. Odunlukta, ıslanmaktan kaçan kedinin yanında durayım ve beraber yağmuru izleyelim.
 
Kuşların ötüşü dursun.
 
Topraktan yükselen kokuyu teneffüs edeyim.
 
Ağaçlar üzerlerindeki tozlardan kurtulsun, yapraklar tertemiz olsun ve uçlarında su damlacıkları biriksin. Yağmur dindikten, güneş ve mavi gök ortaya çıktıktan sonra, dilimi uzatsam ve damlalardan birini tatsam.
 
Bahçenin sonuna kadar yürüsem ve geri dönsem.
 
Biraz üşüsem ama “daha şömineyi yakma zamanı değildir,” desem, sonra geceleyin sandıktan yorganı çıkarsam.
 
Daha yaz bitmeden sonbahar yağmursuz geçer mi diye endişelenmeye başladım.
 
Sonbaharda da kış da yağmursuz geçer mi diye endişeleneceğim.
 
Kuyu kurur mu?
 
Ağaçlar susuzluğa ne kadar dayanır?
 
Önce hangi ağaçlar ölür?
 
*
 
Temmuzun beşinde, Cezayir’in Sahra Çölü’nde, bilim insanları, dünyada ölçümler başlayalı kaydedilen en yüksek sıcaklığı tespit ettiler: 51 santigrat derece.
 
Avrupa’nın büyük bir bölümü sıcakta fırınlanırken kuzey ülkesi Norveç 33,5 derece ile şimdiye kadar görülmemiş bir sıcaklık yaşadı.
 
Sıcağa alışkın olmayan Japonya’da, bazı yerlerde 40 derecenin üstüne çıkan ısı, bir haftada 65 kişinin ölümüne neden oldu. Sıcak dalgası, ülkenin batısında 200 kişinin ölümüne neden olan ani sellerden sonra geldi.
 
“Sıcak dalgası” diye bilinen, kısa süreli mevsim normalinin üstündeki dereceler, her yerde normal olmaya başladı.
 
İklim değişikliği ile ilgili öngörü modelleri sıcaklığın artarak devam edeceğini gösteriyor.
 
İklim değişikliği bütün risklerin üzerinde bir risk oluşturdu.
 
Kitle halinde göçler süratle artacak. Enerji talebi sürekli olarak enerji arzından fazla olacak. Kısıtlı su kaynaklarının meydana getirdiği çatışmalar artacak. Yükselen deniz suları limanları kullanılamaz hâle getirirken milyonlarca insan yerinden olacak.
 
Bunlar, insanlığı bu güne kadar karşılaştığı en büyük sorunla karşı karşıya bırakacak.
 
Kızılderili reisin yüz yıldan fazla bir zaman önceki öngörüsü gerçekleşecek:
 
“Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecek.”
 
*
 
Her şeyimi satıp bir kuzey ülkesine mi taşınsam? Gölleri, sonbaharda yaprakları altına dönen ağaçları, seslerine aşina olmadığım kuşları olan soğuk bir yer bulsam.
 
Veya kuzeyde okyanusun ortasında, denize sarkan dik yokuşlarında  beyaz kürklü koyunların dolaştığı küçük bir ada.
 
Boş ver MM.
 
Sen karar verinceye kadar dünya iki defa batıp çıkar. Al eline küçük bir tabak, bahçeye çık, incir topla. İki gündür batıdan bir esinti var. Terin kurusun, ferahla.

YORUM EKLE