banner564

Yalnız mıyız?

13 Mart 2021

1950 yazında bir gündü.

Ünlü İtalyan fizikçi Enrico Fermi (1901-1954) ile üç meslektaşı öğle yemeği için New Mexico’daki Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’ndan çıkmışlardı.

Yürürken o günlerde Amerikan gazetelerine konu olan uçan daireleri konuşuyorlardı.

Kâinatta, dünyaya uzay aracı yollayacak kadar gelişmiş yaratıklar olabilir miydi?

Yemekte Fermi ansızın bağırdı: “Varsa, neredeler?”

İtalyan bilim adamının bu sorusu daha sonra “Fermi Paradoksu” olarak bilinen olan bir tartışma başlatacaktı.

Dünya, Samanyolu Galaksisi’nin kenar mahallelerinin birinde dönüp duran sıradan bir gezegendir.

Samanyolu, NASA’nın bulgularına göre, gözlenebilir kâinatta var olan 200 milyar galaksiden bir tanesidir.

Güneş ise Samanyolu’ndaki 200 milyar yıldızdan sadece biridir.

Diğer yıldızların çevresinde de Dünya gibi hayata müsait olan gezegenler dönmekte.

Uzayın tamamında yaşam barındırmaya uygun gezegen sayısı kentilyonlarla hatta sekstilyonlarla (1 ve 21 sıfır) ölçülüyor – yani dünyanın bütün kumsallarında bulunan kum tanesinden fazla.

Sayılar böyle olduğuna göre sonsuz mekân ve zamanın içinde dönen başka gezegenlerde de hayat olduğunu düşünmek makul, hatta istatistiki bir kesinlik değil mi?

Hesaplamalara göre,

· Sadece Samanyolu’nda en az 100 milyar dünya benzeri yaşanılabilir gezegen varsa,

· Ve kâinattaki galaksi sayısı 2 trilyon ise,

· Ve bu galaksilerin her birindeki dünya benzeri gezegen sayısı aşağı yukarı Samanyolu’ndaki kadar ise,

· O zaman hayat denilen şeyin sadece dünyamıza has bir olgu olması neredeyse imkânsızdır.

Kâinattaki yıldızların ve gezegenlerinin çoğu Güneş’ten çok daha yaşlıdır.

İşe Fermi Paradoksu bu aşamada devreye giriyor:

Eğer hayat bu kadar yaygınsa, neden onu görmüyoruz, neden kendini bize göstermiyor?

Birçok neden olabilir:

· Uzayda zeki yaratık ya çok nadir bulunur ya da hiç yoktur.

· Zekâya sahip canlılar doğal olaylar sonucunda periyodik olarak yok olur.

· Zeki uzaylılar ileri teknoloji geliştirmemiş olabilir.

· Zekâ sahibi canlıların doğasında kendilerini yok etmek vardır.

· Zekâ sahibi canlıların doğasında başka zekâ sahibi canlıları yok etmek vardır.

· Yabancı hayat bizim fark edemeyeceğimiz kadar yabancı olabilir.

· Uygarlık kozmosta kural değildir.

· Uzayda canlı varsa bile onları keşfetmek birçok sebeple çok zordur.

· Geldiler ama bizi ilkel buldukları için dönmemek üzere gittiler.

  1. kâinatta hayat emaresi bulamamamız hayat olmadığını kanıtlamaz. Evden çıkarken arabanın anahtarını bulamamamızın anahtarın olmadığını kanıtlamadığı gibi.

Dünya alelade bir gezegen olabilir ama üzerinde taşıdığı hayat alelade değil, belki de kozmosta bir tanedir. Her ne kadar ona çöp muamelesi yapıyorsak da...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ruh ikizi
Ruh ikizi - 2 hafta Önce

Belki de hiçbir canlının ömrü, gezegenler arasındaki yolculuğa yetmiyordur.

Faruk Ercan
Faruk Ercan - 2 hafta Önce

Aradığını bulmuş olman dileklerimle. Teşekkürler MM.

Ruh ikizi
Ruh ikizi - 1 hafta Önce

“İnsan doğası hiç değişmedi ve hiç değişmeyecek.insan, bugün ne ise binlerce onbinlerce yıl önce de aynı idi.” MM

Aksoy
Aksoy - 1 hafta Önce

Rastlantı sonucu ortaya bir Volkswagen çıkana kadar bir insanın bin trilyon atomu ne kadar süre ile çalkalaması gerekir? Ya da 100 maymunluk sürünün 100 daktilo üzerine gelişigüzel vura vura rastlantı sonucu tek bir Sheakespeare draması üretmesi için geçmesi gereken süre ne kadardır?

Mantıklı gibi görünen bu soruların hiçbir ciddiye alınacak niteliği yoktur. Bu örneklerden otomobil örneğini ele alacak olursak; Doğa bu bin trilyonluk atomu sınırlı sayılabilecek bir zaman süresi boyunca (birkaç milyon yıl) çalkalamış, ortaya çıkan binlerce trilyon birleşimden rastlantı sonucu, nerede ise imkansız denebilecek bir olasılıkla ortaya çıkan sıra dışı bir birleşim ki buna kendini eşleyen molekül diyebiliriz; Bu sıradışı molekülün kendini eşleyerek çoğalması sonucu oluşan sayısız yapının izledikleri yolların sonucunda ortaya çıkan bir varlık ki ona da insan diyoruz, işte o varlık bir Volkswagen otomobili ortaya çıkarmıştır.

Bir otomobilin yapılışı hikayesinin sonundan başına doğru geriye giden yolu izlersek, işte nerdeyse imkansız diyebileceğimiz kendini eşleme yeteneğine sahip o bir tek moleküle ulaşırız.

Neredeyse imkansız diyebileceğimiz şeyler çevremizde o kadar çoktur ki. Örneğin damdan düşüp yerde paramparça olan bir kiremitin parçalarının dağılımı. Artık kaç tane kiremit düşerse düşsün parçalarının tıpatıp aynı şekilde dağılması neredeyse imkansızdır. Ama gerçekleşmeden önce neredeyse imkansız olan bir şey artık olmuştur.
İşte rastlantı sonucu o ilk ortaya çıkan sıradışı molekülün bir daha ortaya çıkmaması çok büyük bir olasılıktır. Ama şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki tekrar ortaya çıksa idi, izlediği yol büyük bir olasılıkla çok farklı olacak ve bu sefer bambaşka yapılar ortaya çıkacaktı.

Evrenin bir yerlerinde böyle bir olay tekrarlanmış olabilir mi? Aynısının tekrarlanması çok büyük olasılıkla mümkün değil. Ama bizim düşünemeyeceğimiz farklı şekillerde adına hayat diyebileceğimiz farklı oluşumların ortaya çıkması pek muhtemel gözükmektedir.

Eylül Eylül
Eylül Eylül - 1 hafta Önce

Bende bu insanları anlayamadım. Birleri asırlar önce yaşadıkları vatanı kurtaranlar ölmüş, kendini savunamayanlar ile uğraşıyor, bazıları da yaşarken tenezzül edip, kendisine cevap vermeyenlerle. Nasıl garip oldu insanlık, birleri ile kavga edeceklerine kendilerini düzeltse dünya daha farklı olurdu. Rahmetli Metin Münir insanlara bir şeyler bırakmış ki; hala buraya gelenler var. Hepimizin yaşarken çok hataları vardır. Kimi düzeltir, kimi hataya devam eder. Bunca yazılan bir şey katmamışsa, bunda ne suç var cancağızım.

Turkish power
Turkish power - 2 hafta Önce

Evet zebanilerle arkadaş olmuştur

banner608

banner473