Yarıştan düşen maratoncu

Erdoğan, Türkiye’yi sürekli kriz içinde çalkalanan bir yer hâline getirdi.
 
Bu durumun en önemli etkisi, tükenen bir maratoncu gibi, ülkeyi uygarlık yarışından düşürmesidir. Türkiye’yi dünyanın en büyük zulüm ve geri kalmışlık merkezlerinden biri olan Orta Doğu’ya konumlamasıdır.
 
Erdoğan’ın hukuk devleti konseptinden uzaklaşan, cezalandırmayı keyfî hâle getiren rejimi düşünceyi dumura uğrattı, verimli kafaları sürgün etti ve ülkeyi ileri götürecek projelerin tartışılmasını önledi.
 
Zayıflayan ve aşırı sağ Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteğine muhtaç olan AKP, oy potansiyelini pek fazla yitirmemiş olsa bile düşüşte bir partidir.
 
Bu potansiyeli büyük ölçüde korumasının nedeni Erdoğan’a oy verenlerin, Amerika’da Trump’a oy verenler gibi, kabile mantalitesi ile hareket etmesidir.
 
Bu mantalite şöyle özetlenebilir:
 
Erdoğan bizim adamımız, AKP bizim partimizdir, ne olursa olsun biz onlardan şaşmayız, onlara oy veririz. Onlara yöneltilen eleştiriler, ithamlar yalandır. Bizi yıllarca ezen iç ve dışdüşmanlarımız tarafından üretiliyor bunlar.
 
Bu birliktelik Erdoğan’ı ölünceye kadar iktidarda tutar. Ama sorunlar da, birikir de birikir. Sonunda Türkiye bir Zimbabve olur mu bilmem, ama bir Almanya olamayacağı hattaİspanya’ya bile yaklaşamayacağı kesin.
 
Neden bazı ülkelerin ileri gittiği, bazılarının ise geri kalmışlık tuzağından kurtulamadığı bir sır değildir.
 
İrlanda, İspanya, Singapur, Güney Kore nasıl kendilerini üçüncü dünyadan birinci dünyaya terfi ettirdiler biliyoruz. Malezya, Endonezya, Arjantin’in neden Türkiye gibi orta gelir düzeyinin oralarda cebelleşip durduğunu da biliyoruz.
 
Biliyoruz da bu bilgi ne işe yarıyor?
 
Hiçbir işe.
 
Çünkü esas bilgi sahibi olması gerekenler, iktidardakiler ve onların bürokratları ve askerleri, bu birikime sahip değildirler.
 
Onların öncelikleri başkadır: İktidarda kalalım, zengin olalım ve - bunların teminatı olarak - ağzını açanları hapse tıkalım.
 
Erdoğan’ın memleketi bu hâle getireceği başından belli idi, ama o kendini iyi kamufle etti ve Türkiye’yi uyuşturulmuş diş gibi Atatürk’ün bindirdiği “muasır medeniyet” varışlı trenden söküp aldı. Bu operasyonu o kadar büyük bir maharetle yaptı ki bugün en azılı düşmanı olanlar, başka bir şey yaptığını sanıp ona destek oldular.
 
Sonuç?
 
Artık Türkiye yoktur. Erdoğan vardır. 

YORUM EKLE