Zorla güzellik olmaz 

İnsanlara istemediğini, beğenmediğini zorla kabul ettirmeye çalışmak, yapılabilecek hataların en büyüğüdür. Bu nedenle; samimi ilişkiler içinde olmayan, birbirini rakip hatta düşman gören, dili, dini milleti farklı olan, üstelik aralarında kan davası da bulunan iki halkı birleştirmeye çalışmak doğru, değildir.

Zorlama ile yapılacak birleşmenin uzun ömürlü olamayacağı ve üzücü çatışmalara da zemin hazırlayabileceği, 1960-63 dönemindeki deneyimle kanıtlanmıştır.
2004’te Rum siyasilerin basiretli ve sorumlu tutumları sayesinde, Kıbrıs’ta yaşayan iki halk da tehlikeli maceraya atılmaktan kurtulmuştur.
Yaklaşık yarım asırdan beri sürdürülen federal birleşik çözüme dönük müzakerelerde, iki tarafın kabul edebileceği bir anlaşma yapılması mümkün olmadı.
Rum eski Dışişleri bakanının açıkladığı gibi geçmişten günümüze, federasyon ve birleşme zemininde hazırlanan onlarca çözüm seçeneği, Rum tarafınca reddedildi.
Yaşanan deneyimler ve gerçekler nedeniyle, çeşitli nedenlerden dolayı, Kıbrıs halkına birleşme ve federal çözümün dayatılmasının, her iki halkın da zararına olacağı aşikardır.
Her şeyden önce Rumlar dinlerine, ulusal kimliklerine ve anavatanları Yunanistan’a aşırı derecede bağlıdır. ENOSİS hedeflerinden vazgeçmediler. Kıbrıs’ın tümünün sahibi oldukları inancındadırlar.
Ayrıca geçmişten günümüze Rum ve Yunanlıların Türklere karşı dostça duygular içinde olmadığı bilinen bir gerçektir. 
Bazı Kıbrıslı Türkler, çeşitli nedenlerden dolayı: Rum’un bizimle eşit ortaklıktan yana olmadığını kabullenememekte, birleşmeye razı etmek için aşağılayıcı davranış ve hakaretleri umursamamakta, Rum ulusal tez ve davalarını destekleyip savunmakta, bizim için tek çıkar yolun federal birleşmek olduğunu ve bu nedenle Rum’u bizimle federasyon zemininde birleşmeye zorlamamız gerektiğini ileri sürmektedir.
Ancak yaşanan olaylar, Rum yetkililerin, ayırım yapmadan kendine biat etmeyi kabullenen Türklere karşı da olumsuz tutum ve davranış içinde olduğunu gösterir. İstediğini elde etmesi durumunda Rum, halen ulusal davasına hizmet eden Kıbrıslı Türklere, yüz vermeyecek, onları muhatap almayacaktır.
Türk kimliğini inkar eden ve sadece Türkçe konuşan Kıbrıslı olduğunu ileri sürenlere Rum polisinin Lokmacı barikatında şiddet uygulaması, her koşulda Rum’la birleşmekten yana olduğu bilinen Talat’a bile Leymosun’da düzenlenen iki toplumlu etkinlikte linç girişiminde bulunulması, Larnaka’da düzenlenen barış şenliğinde Türk müzisyenin bıçaklanması, Maraş’ın eski sahiplerine verilmesi için güneyde düzenlenen yürüyüşe destek vermek amacıyla katılan Türklerin linçten zor kurtarılabilmesi, geçmişten günümüze güneye giden Türklere saldıran Rumların hiçbirinin cezalandırılmaması, Rumların tüm Kıbrıslı Türklere karşı dostça tutum içinde olmadığının kanıtıdır.
Asırlarca Osmanlı yönetimi altında Türklerle birlikte yaşamalarına karşın, Rumlar genellikle Türklere karşı saplantı derecesinde düşmanca duygular içinde olduklarını sürekli açığa vurmaktadırlar.
Bilinen gerçeklere rağmen, hala daha Rumlarla birleşmemizin tek çıkar yol olduğunu ileri sürmenin mantıklı, iyi niyetli, doğru ve çıkarlarımıza olduğunu kabul etmek zordur.
Bizimle birleşik federal anlaşmaya zorlamak için, Rumların tüm taleplerinin kabul edilmesi ise olağanüstü tehlikeli bir maceradır.
Bu nedenle mevcut gerçekler karşısında, birleşik federal çözüme saplanıp kalmak yerine, zoraki birleşmenin sakıncalı olacağını dünyaya anlatmamız daha isabetli olacak.
İnsanların yapıları bir değildir. Bu bakımdan beğenme, hoşlanma duyguları da farklı farklıdır. Dolayısıyla bir kişiye beğenmediği bir şeyi zorla beğendirmeye çalışmak yanlış bir yola girmek demektir. Kişiye, beğenmediği şey zorla beğendirilemez. 

YORUM EKLE