Ülke ekonomisinin, zorluk içinde olduğu açıktır. Seçimler nedeni ile bu zorluklar sürekli olarak kısa vadeli tedbirlerle ötelenmektedir. Bu ötelemenin uygulamalardan biri de Hükümetin sürekli borçlanmasıdır. Çünkü bütçe ciddi açık içindedir. Açık öngörüsü 25 milyar TL dolayındadır. Bu nedenle UBP ağırlıklı hükümetin Sayın Maliye Bakanı, 25 milyar TL’lik bütçe açığı öngörüsüne dayanarak bu tavanda, iç borçlanmaya devamlı gitmeyi bir hak olarak görüyor. Bu nedenle Ocak 2026’dan, Ekim 2026’ya kadar Maliye; döviz ve TL cinsinden 75 ayrı borçlanma yapmıştır. Bu borçlanmaların toplamı da TL cinsinden 47 milyar 386 milyon TL; ABD Doları cinsinden 214 milyon 190 bin Dolar; Euro cinsinden ise 78 milyon 660 bin Euro ve Sterlin cinsinden ise 233 milyon 50 bin Sterlin’dir.
Bu borçlanmaların kuşkusuz bir de faiz yükü var. Ortalama 3 aylık vadelerle sürekli yapılan bu borçlanmaların döviz cinsinden faizi, ortalama %4,5; TL cinsinden ise faiz ortalama, %38 ile %40’tır. Bu nedenle Muhalefet, Sivil Toplum ve Medyada bu borçlanmalar için yapılan eleştirilere dönük olarak Sayın Maliye Bakanı; bu politikayı şöyle savunmuştur. “Maliye bu ay 7 milyar borçlandı; 5 milyar borçlandı; 3 milyar borçlandı deniyor. Her yapılan borçlanma yeni bir açık değildir. Eski borçlanmaların çevrilmesi için bu borçlanmalar yapılır” dedi. Yani mazereti çok daha vahim bir durumu işaret ediyor. Meğer arka arkaya yapılan bu 2- 3 aylık borçlanmalar; borcu borçla ödemeye dönükmüş. Peki halkın sırtına, borcu borçla ödemek için binen faizler? Bu borçlanmalar, seçim geçene kadar maaş ödemek ve bazı rutin devlet hizmetlerini yapabilmek için yapılıyor. Seçim öncesi, günü kurtarmak için yapılan bu siyasetin, seçim sonrası için topluma bırakacağı mirasın rengi; 9 Ekim’de yapılan borçlanmada belli oldu.
Çünkü 9 Ekim’de TL cinsinden iki ayrı işlemle 7 milyar 255 milyon TL’lik borçlanma yapıldı. Aynı tarihte 5 milyon ABD Doları ve 3,5 milyon İngiliz Sterlini borçlanıldı. TL cinsi borçlanmalar %38 küsurat; döviz cinsi borçlanmalar, Dolarda %4, Sterlin’de ise % 4,64 faizle oldu. TL borçlarının geri ödeme tarihleri ise 8 Ocak 2027 ve 5 Şubat 2027’dir. Döviz cinsinin ödeme tarihleri de bu günlere yakındır.
Yani 6 Aralık seçimlerinden sonra bugünkü iktidarın, iktidara gelecek olan kim olursa olsun, ona ve topluma bırakacağı miras budur. Bu kısır döngüyü kırmak, ancak bunu yaratanların dışında olabilir. Ancak 6 Aralık seçimleri ile bunları yaratanlar yine görev alırsa; 2027 ve sonrası için çok gerilimli, çatışmalı günler siyasi ve toplumsal yaşamda yer alacaktır. Çünkü bunların bunu aşmak için bildikleri tek Evliya, kemer sıkma Evliyasıdır. Bunu, Hayat Pahalılığı Ödeneğini durdurmak için Meclise Yasa sunan bu hükümetin yakın zamandaki tutumundan biliyoruz. Bu nedenle; 6 Nisan ve 30 Mart 2026 tarihlerinde Meclis önünde Polis ve Gösterici insanların çatışmasına yol açmışlardı. Kısacası bu sorunu, yaratıcıları ile aşamazsınız. Bunu ancak, yeni bir mantığa dayalı değişim dinamiği ile aşabilirsiniz.
Borcu borçla ödemek
Paylaş