Birleşmiş Milletler’in geleneksel açılışı Dünya’daki belirsiz ortam içinde, çatışma dilinin hakim olduğu atmosferde gerçekleşti. Kısacası liderlerinin söylemleri ve üslupları, sorunları çözmek için diplomatik köprü kurma zenginliğine sahip değildi. Evet, Kıbrıs Türk Toplumu lideri Sayın Erhürman konuşmadı. Ancak Kıbrıs Rum Toplumu lideri Sayın Hristodulidis, Yunanistan Başbakanı Sayın Mitsotakis ile Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan konuştu. Sayın Erhürman o kürsüden konuşmadı. Ama basına yaptığı açıklamalarda kullandığı üslup, dil; yapıcı ve çatışmacı dilden çok uzaktı. En ilginç olan; bulduğu her fırsatta, Sayın Erdoğan ve Sayın Fidan’la resimlere yansıyan temas, muhabbet görüntüsü vermeye meraklı olan ve Türkiye ile diyalog kurma niyet ve amacı açıklayan Sayın Hristodulidis’in; diyalog aradığı Türkiye’nin Cumhurbaşkanına “sahtekar” diye hitap etmesi oldu. Neden? Çünkü Sayın Erdoğan; Gazze’de Filistin’de soykırım yapan ve Lübnan, İran savaşlarının da sorumlusu olan Netanyahu’yu, BM kürsüsünden oldukça sert eleştirdi. Bence Sayın Hristodulidis’in öfke dilinin ardında olan, Sayın Erdoğan’ın KKTC’yi tanıyın çağrısı değildi. Çünkü Sayın Hristodulidis’in bizzat kendisi; Orta Asya Türki Cumhuriyetlerinin dahi BM’nin, KKTC’yi reddeden 541 ve 550 sayılı BM Kararlarına bağlılık beyan eden AB Bildirisini imzaladıklarını ve Güneyde Büyükelçilik açtıklarını çok iyi biliyordu. Ayrıca kendisi, dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’na; Federasyon yerine, “İki Devletli Çözüm” görüşü ifade eden Sayın Anastasiadis’in Dışişleri Bakanı idi… O hakaret dilini BM zeminini tam dinamitlemek için kullandı. Ayrıca kendisi, New York’ta iken, 59 yıldır iki toplumun işbirliği ile güzel işler yapan Lefkoşa Türk Belediyesi ile Lefkoşa Rum Belediyesi’nin ortaklığına darbe vurma adımını attırdı. Hazımsızlık gösterdiği bu pozitif ortaklık; 25 Eylül 1978’de Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Sayın Mustafa Akıncı ile Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Sayın Lellos Demetriadis’in; Lefkoşa Master Plan Projesi bağlamında, ortak imzaları ile başlayıp; 1980 Mayıs ayı sonunda biten, Lefkoşa Kanalizasyon ve Altyapı Projesini doğurdu. Daha sonra aynı Başkanlar, 2019 yılında, Lefkoşa’nın 30 yıl sonraki nüfusunu da göz önünde bulunduracak olan ek kanalizasyon antlaşması yaptılar. Sonrasında iki tarafta, iş başına gelen tüm Belediye Başkanları da bu temas ve çalışmaları ortaklaşa yaptılar. Şimdi güya Federal Çözüm isteyen Hristodulidis döneminde; yapılan tüm toplantılarda kullanılan tanımlama ve sıfatları, 59 yıl sonra; tam da BM Genel Kurul açılışında ve 5’li ya da 3’lü Zirve arayışı zamanında değiştirmeye kalktı. Neden? Çünkü Federal zemini terki kalıcı hale döndürmeye uğraşan, Kıbrıs Türk tarafındaki çözümsüzlük lobilerine destek için bu adım atıldı.
BM kürsüsünden, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Sayın Mitçotakis farklılıklarına ve sorunlarına karşın, bir birlerine hakaret dili ile değil; çözüm arayışını arzulayan bir üslupla hitap ettiler. Sayın Mitçotakis, coğrafyanın Türkiye ile Yunanistan’ı yan yana yaşamaya mahkum ettiğini ifade etti. Sayın Erdoğan da, Yunanistan’la olan sorunları çözüme kavuşturma niyetine vurgu yaptı. Yani Hristodulidis ve Netanyahu’nun hakaret dili dışında konuştular. Kısacası son BM Genel Kurulu’nda, Dünya liderlerinin konuşmaları, sorunları çözme atmosferine katkı sağlamadı. Sayın Hristodulidis ise bölünmüş başkentin belediyelerinin, ortak yurdun gelecekte siyasi eşitlik içinde yaşayacağı güzelliğin bir örneği olan işbirliğini dinamitlemek için uğraştı. Ama halklar bunu bozacak.
BM ve başkentin ortaklığına dinamit
Paylaş