Devletin çökertilmesi, onun kurumsal varlığını güdükleştirmekle başlar. Gazeteler de çıkan bir fotoğraf beni, makalenin başlığını böyle yazmaya ve Sevr Antlaşmasını da hatırlamaya yöneltti. Çünkü o melun antlaşmanın temel mantığı, Osmanlı Devleti’nin kurumsal varlığını yok etmeye dayanıyordu. Buna karşı Anadolu’da doğan isyan, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Ulusal Kurtuluş Savaşına dönüştü. O savaş kazanıldıktan sonra da “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” belgisi temelinde, yine Atatürk’ün öncülüğünde, Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.
Peki beni bu girişi yapmaya zorlayan gazetede gördüğüm fotoğraf ne idi? Bir toplantı salonu ve ortada bir masa. Masanın başında ise Başbakan Sayın Ünal Üstel, yanında da UBP Mağusa İlçe Başkanı. Salon ise Çamlık olarak bilinen yerdeki UBP İlçe Merkezi. Peki İlçe Merkezinde Başbakan ve Mağusa İlçe Başkanının toplantı yapması yadırganacak bir şey mi? Hayır. UBP Mağusa İlçe Başkanının, Başbakanla birlikte başında oturduğu masadaki konu; 6 Aralık 2026 Seçim çalışmaları. İlçe Başkanı ile Başbakan Sayın Ünal Üstel’in, masa başında yan yana oturduğu o masanın etrafında oturanlar ise Mağusa Kaymakamı, DAÜ Rektörü, Gümrük Müdürü, Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı yanı sıra, fiilen Mağusa Hastanesi Baş Doktorluğunu da uhdesinde bulunduran zat, DAÜ Genel Sekreteri. DAÜ Rektörünün, UBP Mağusa İlçe Merkezindeki toplantıda yer alması eleştiri konusu oldu. Doğru. Bundan daha vahimi; Mağusa Kaymakamının, UBP İlçe Başkanın masa başında oturduğu toplantıda, masanın bir yanında sığıntı gibi oturmasıdır.
Buna en başta Başbakanın itiraz ermesi gerekirdi. O ilçe Başkanına, “Kaymakam, ilçede devletin en yüksek idari makamıdır; kenarda sığıntı gibi oturamaz ve aleni şekilde seçim için yapılan toplantıda yansıtılamaz” demesi gerekirdi. Kaymakamın da buna itiraz etmesi gerekirdi. Peki Gümrük Müdürü seçim çalışması için ne yapacaktı? Seçim için kıyak geçmesi mi talep edildi? Sorular çok. İşte devlet bu şekilde çökertilir. Sen “devletin ilçedeki en yüksek idari makamı” olan Kaymakamı, İlçe Başkanı başkanlığında yapılan bir toplantının kenarına sığıntı gibi korsan. Senin, “devleti yücelteceğiz, sonsuza kadar yaşatacağız” söylemlerin laf-ı güzaftan başka bir şey olmaz. Bu, devletin kurumsal varlığına oy için sıkılmış bir kurşundur. Bunu devletin kurumsal varlığını gözetmesi gerekenler yapıyorsa; tavuk kümesini korumak için tilkinin nöbetçi olmasından farkı olmaz.
Devletin çökertilmesinin boyutu
Paylaş
Tamer Karadeniz 1 Saat Önce
Cok haklisiniz.. Aslinda siz de o masada olmaliydiniz..