İşin en kolayı yine revaçta. Toplumdaki esaslı temel sorunları gizleyen perde, seçim dönemine girdik ya, yine çekilmek isteniyor. Ekonomideki ağır enflasyonu, kamu yönetiminde oluşan laçkalığı. Liyakat ve bilginin yok sayılarak, tüm atama ve düzenlemelerde yalnızca, “makama” sadakatin esas olması. Dikkat edilirse sadakat için makama dedim. Yani artık partiye sadakat da yetmez. Yönetici elite sadakat en önemli kriter oldu. Ama bunları tartışacağımıza, en kolay yolu tutmak meziyet. Bu gündemi de bize “armağan” eden de Kıbrıs Rum Bağnaz siyasi elitleridir.
Ancak; Aralık 2025’te 42.95 TL olan doların, Temmuz 2026’da 48,24 TL olduğunu. Aralık 2025’te 50,64 TL, olan Euro’nun da Temmuz’da 55,88 TL olduğunu. Aralık 2025’te 58,7 olan Sterlinin ise, Temmuz 2026’da 65, 29 TL olduğunu. Bunların da ekonomi ve insan üzerinde yol açtığı ciddi sıkıntıyı konuşmuyoruz bile… Üstelik Avrupa’nın pek çok ciddi finans kuruluşunun, 2026 yılının başında yaptıkları öngörüleri revize ederek, yılsonunda dolar TL’nin 55 TL; Euro’nun ise 60 TL’nin üstü ve İngiliz Sterlin’in ise 75 TL civarında olabileceği öngörülerinin yol açtığı ve açacağı baskıyı dahi gündem yapmıyoruz. Ama bu öngörülerin en büyük alıcısının, piyasanın aktif üyeleri olduğunu da görmezden gelmeyi meziyet sayıyoruz. Bundan ötürü daha yaşanmamış olan bu muhtemel döviz hareketleri, yaşanmadan fiyatlara tık tık yansıyor. Gelin bunu yaşadığımız gerçekler ışığında ele alalım.
Aralık 2026 ile Temmuz 2026 arasında TL; Euro, Sterlin, dolar karşısında 7 ayda ortalama %10 değer kaybetti. Ancak bu %10 değer kaybına karşın; belli başlı alanlarda yaşanan pahalılık ise İstatistik Kurumu verileri ile şu şekildedir.
Gıdada; Aralık 2025 ile Temmuz 2026 arasında enflasyon %20.
Sağlıkta %25,
Haberleşme %31,
Eğitim %28,
Konut, Elektrik, Su %24,18.
Yani bütün alanlarda enflasyon oranı, TL’nin döviz karşısındaki ortalama %10 değer kaybının çok üzerinde. Bazı alanlarda da üç kata kadar ulaşan bir fark var. Rakam ve oranların tümü KKTC İstatistik Kurumunun verileri. Yani devlet yönetiminde oluşan laçkalık, fiyat ve enflasyonda tam bir anarşizan terör ortamına döndü. Bunu tartışma ve çare arama yerine, güneyin bağnazlarının bize sunduğu dar milliyetçi gündemlerle uğraşıp duruyoruz. Hadi bakalım ekonomi yönetiminden birileri bu halka TL’nin döviz karşısında ortalama %10 değer kaybına karşın, temel tüketim kalemlerinde en azından bu ortalamanın iki katından fazla yaşanan pahalılığın izahını yapsın. Başbakan, Ekonomi ve Maliye Bakanları ve Hükümet Ortakları, hadi bakalım bir açıklama. Yoksa hala “Rum - Yunan ikilisinin oyunları“ demeçlerine mi devam etmek cazip olan?
En kolay, Rum - Yunan oyunları…
Paylaş