Adada sorunları halkın gözünden kaçırmak için iki tarafın bağnazları, sürekli bir birlerine pas atmaktadırlar. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres adayı ziyaret edip, yeni bir çözüm süreci yaratmak için yeni fikirler ortaya attı. Bunun üzerine Güneyde Hristodulidis, Kuzeyde ise Sayın Ünal Üstel ve Sayın Ertuğruloğlu kolları sıvadı. Hemen karşılıklı demeç savaşları başladı. Biri Yunanca, öteki Türkçe olarak, Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci etabını da fırsat bilerek, eski acıları kaşımaya başladılar. İster Güneyde veya Kuzeyde olsun; acıları kaşıyarak, çözümü öldürmek isteyenlere dönük bir örnek verelim. “Terörsüz Türkiye” amacına ulaşmak için çıkartılan Çerçeve Yasasına TBMM’de büyük bir çoğunluk evet dedi. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP’nin 25. kuruluş yıl dönümü törenlerinde yaptığı konuşmada şunu söyledi. “Bu Terörsüz Türkiye sürecinin ilerlemesinden içte ve dışta bu terör ortamından fayda gören ve uman odaklar bu ortak çabadan huzursuzdur” dedi. Doğru. Ancak bu doğru mantık, Kıbrıs’taki çözüm süreci için de geçerlidir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri adaya ziyareti ve çözüm ikliminin gelişmesi için adanın üstüne estirdiği serin havadan, ana dili Türkçe ve Yunanca olan statükocu kesimlerde mutsuzdur. Bu nedenle Kuzeyde sürece olumlu katkı sağlamak isteyen Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Güneyin bağnazlarının attığı paslarla etkisini kırmaya dönük, Kuzeyde statükonun sürmesinden sebeplenen odakların gösterdiği çaba; ortak fenalığın çok açık göstergesidir. Bu bakımdan Kürt Sorunu, Basra Körfezi ve Filistin sorunu ve Kıbrıs ile Türkiye - Yunanistan arasındaki sorunların aşılması, ortak huzuru gündeme getirir. Dolayısı ile Terörsüz Türkiye ile Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilecek bir antlaşma yalnız Türkiye’ye değil Yunanistan ve Doğu Akdeniz ile Ege’ye de huzurun gelmesinin anahtarı olur.
Karşılıklı ayağa paslaşmalar
Paylaş