Diyalog Gazetesi
2026-06-25 09:04:58

Kaybedenler Kulübü 

Ferdi Sabit SOYER

25 Haziran 2026, 09:04

Amerika’nın 4 Temmuz Bağımsızlık Günü için törenler düzenleniyor. Ne isterse olsun, her ülkenin bağımsızlık günü değerlidir. Bu vesile ile güneyde Amerikan Bağımsızlık günü için düzenlenen resepsiyonda, “CB” Sayın Hristodulidis ilginç bir konuşma yaptı. Sayın Hristodulidis, “Kıbrıs Cumhuriyeti ile ABD arasındaki ilişkinin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de istikrar, refah ve barış için ortak vizyon, değer ve çıkar temeline dayanan stratejik bir ilişki olduğunu” ifade ettikten sonra, şunları söyledi. “2024’teki ilk stratejik Diyalog’tan bu yana, iki ülke arasındaki süreçte savunma ve güvenlik alanlarında iş birliğinin eşi benzeri görülmemiş seviyede” olduğunu söyledi. Bu bakımdan Sayın Hristodulidis’e şunu söylemek gerekir. Kıbrıs sorununda karşılıklı kabul edilecek bir antlaşma olmadan, toplumlararası sorunun taraflarının; bir birlerine, bir büyük gücün arkasına saklanarak ötekine karşı üstünlük sağlamak için tüm tek yanlı adımlar; ortak yurdumuz Kıbrıs ile doğrudan taraf olan Türkiye ve Yunanistan’a da huzur getirmedi. Aksine gerilimi artırdı.
Düşünün ki Sayın Hristodulidis, 4 Temmuz için düzenlenen resepsiyonda ABD ile “KC” arasında Orta Doğu, Doğu Akdeniz’de barış, istikrar, refah için ortak vizyon ve çıkar temelli olduğunu ifade etti. Ancak bu alanlar için esas zeminin, Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümle birlikte; adanın esas sahibi olan iki toplumun, bir antlaşmaya varması olduğu gerçeğinin üzerinden de bilerek atladı. Bu nedenle Sayın Hristodulidis’e, Kıbrıs sorununda öteki gördüğü Kıbrıs Türk Toplumu ve Türkiye’ye dönük bir büyük gücün arkasına saklanarak, üstünlük sağlama niyetinin; adaya ve bölgeye huzur getirmediğini hatırlatmak gerekir. Bunun en önemli örneği, çözüm olmadan Avrupa Birliği’ne üye olmakla yaşandı. Çünkü çözümsüzlük şartlarında AB üyesi olmakla, Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk Toplumuna dönük bir üstünlük sağlayabileceğini ve AB üyeliğini bir manivella gibi kullanıp, Kıbrıs sorununda kendi tezlerine denk bir sonuç elde edebileceklerini hesapladılar. Sonuçta bu yanlış adım, süreç içinde Türkiye ve Yunanistan’ı dünden daha beter gerilim içine soktu. Kıbrıs’ta da iki toplum, tarihimizde görülmemiş ölçüde müzakerelerindeki kopuşu yaşadı. Bugün müzakerelerin nasıl başlatılabileceği arayışı içindeyiz. Kısacası öteki gördüğüne üstünlük sağlayacak diye büyük askeri, siyasi, ekonomik gücü olanlara yaslanmak; ortak yurdumuza, bölgeye huzur, refah ve kalıcı barış getirmez. Getirmedi de. Aynı şey “Türk Tarafı” için de geçerlidir. İki ayrı devlet diyerek, BM süreçlerini tek yanlı yok saymak; ne Kıbrıs Türk tarafına ne de Türkiye’ye bir fayda getirmedi. Aksine iki taraf, bu kopuşla birlikte ağır enflasyon ve sayısız demokratik sorunla yüz yüze geldi.
Şimdi ABD Başkanı Sayın Trump, NATO Zirvesi için Ankara’da olacak. Birlikte göreceğiz. Sayın Trump Türkiye’yi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı övgü dolu sözlerle övecek. Böylece Sayın Hristodulidis, 4 Temmuz nedeni ile yaptığı o yağ kokan konuşmaları ile baş başa kalacak. Öyle büyük ve güçlü olanın “Mavi Boncuğu” bendedir diye yırtınanlar, bir bakarlar ki Mavi Boncuk yerine, ellerinde kalan beladır. Bu bakımdan Kıbrıs sorununda bir çözüm için uğraşmak yerine, büyük bir güç arkasına saklanıp sonuç almak isteyenler, kaybedenler kulübünün üyesi olurlar. Kıbrıs’ı bu kulübün üyeliğinden çıkartalım.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.